Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Mart 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Antalya / marka


İşte bir "ne nedir" dizisi...
-R.T. Erdoğan nedir?
-AKP nedir?
-2005 Türkiye'si nedir?
Antalya nedir?
'İlk üçü tamam da, Antalya da nereden çıktı' diye düşünebilirsiniz.
Çünkü... Milliyet'in etkinlikleri bağlamında Antalya'dayız.
Konumuz, "Antalya Markası ne olmalı?"
Yani...
"Antalya nedir?"

Marka/damga
Ve kapitalizm önce ürünü yarattı.
Tarımda, sanayide bir şeyi üretmek yeterliydi.
O ürünün haberini yapmak dahi reklamdı. Ürünü yaratan üretim aracının fiziki değeri, fiyatıydı.
Sonra pazara ürün yığılması, bir başka kavramı devreye koydu. Bir ürünü diğerinden ayıracak etiketlerle anılmaya başladı ürün. Artık nesne, yani, ürünün fiziki varlığı değil, imajı da üretilir oldu.
Bu imajı pazarlayanlar da "Verilen bir formatta üretim yapmak, ikinci sınıf kuruluşların işidir. Üretimi taşeronlara bırakalım. Biz imaj yaratalım ve satalım" diyorlardı.
Bunların fonksiyonları ürün almak ve markalamaktı. Pazarlama odaklı bir ekonomik faaliyettir bu. Reklam ise, bu anlamın dünyaya iletilmesi için yollardan biri. İmaj markadır, markanın da anlamı vardır. Bu anlamın özü ya da ruhu, satılır. Tüketici, bir fiziki mal kadar, onunla duygusal yakınlığı da hisseder. O nedenle, reklamcılar giderek "ticari kültürün filozof kralları" olmuştur.
................
Burada durup bir soluk alalım. Antalya'nın tanımını yapmaya çalışalım. Antalya, doğal/fiziki varlığı ve büyüleyici güzellikleriyle bir ürün...
Peki bu ürünün satılması için "imajı" ve "markası" ne olmalı?
İşte sorun bu.
Gerçi bu kente ve yöreye yılda 6 milyondan fazla turist akıyor... Demek ki, alıcısı var. Onların vizyonunda bir imajı ve markası "epeyce kafa karışıklığı olsa da" var.
Ama...
Yeterli mi?
Cevap "evet" olsaydı, biz burada "Antalya markasını" tartışma gereğini duymazdık.
Demek ki... Bir eksiklik, aksaklık, kafa karışıklığı saptanmış.
Antalya işte bu sorunu çözmeli.
Aksi halde denizi mavi ve temiz... Yeşili bol. Balığı ve kebabı lezzetli. Ama sadece bunlarla diğer yörelerden birine çok da fark atmaz.

Ya Antalya?
Bir süre önce İstanbul marka konferansında BJ. Cunningham, "Türkiye nasıl imajla tanıtılmalı" sorusuna, "Büyülü bir macera olarak" cevabını vermişti.
Antalya da kendine bir imaj ve marka seçmeli. Sadece doğa, mavi ve yeşil yeterli değil.
Antalya'ya, Dubai gibi bir görüntü vermeye kalkışmak ise yazık olur.
Zaten... Orijinali varken taklidi bir kişilik ve marka nasıl yaratır?
Ama, Antalya'nın uygarlık tarihindeki yeri çok farklı.
Kültür boyutu ortaya çıkarılarak ve oluşturularak bir fark ortaya konabilir. Örneğin, Nice'in tepelerinde Saint Paul de Vence köyü, empresyonist (izlenimci) ressamların mekân tuttuğu bir yöreydi. Oradaki lokantalarda, kahvelerde, otellerde ünlü empresyonist ressamların tabloları vardır. Köyde ve yöresinde bine yakın ressam atölyesi bulunur. Orada heykeller yontulur.
Kentin eteklerinde ve Cannes gibi komşu kentlerde başta film ve TV olmak üzere küresel boyutta festivaller düzenlenir.
Antalya, incelmiş zevkleri olan bir belediye başkanına sahip.
Bu, kenti müzik, resim, heykel, festivaller için kesişme noktası yapabilir.
Bu kültür yoğunluğu, kendi gastronomi, otelcilik, su sporları, shoping çevresini de yaratabilir. Çok farklı bir insan dokusu oluşabilir.
Aksi halde büyük bir tatil köyü ve Avrupa standartlarına göre ikinci sınıf güneş ve deniz pazarı olarak kalır.
Antalya buna layık değil.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Nereye gidiyoruz?
KAYGI verici işaretler... Toplumda "dış kompl...
Çetin ALTAN
Çağdaşlık maskeli iskeletler dansı...
YERYÜZÜNDEKİ, çoğu görüntüden ibaret 200 devl...
Melih AŞIK
Yeni Cefa Yasası
Yeni Ceza Yasası yarın yürürlüğe giriyor. Cez...
Fikret BİLA
Karayalçın'dan Baykal'a yanıt
SHP lideri Murat Karayalçın, CHP lideri Deniz...
Hasan CEMAL
Orhan Pamuk üç!
Orhan Pamuk'la ilgili bugüne kadar sessiz kal...
Yılmaz ÇETİNER
Milletvekilliği en sağlam sağlık sigortası...
Haber Türk TV'nin programcısı Özlem Gürses ge...
Güneri CIVAOĞLU
Antalya / marka
İşte bir "ne nedir" dizisi...
Can DÜNDAR
Bir başbakan portresi
Önceki gece...
Hurşit GÜNEŞ
Sıcak paranın çıkışı sürüyor
Salı akşamı ABD'de tüketici güven endeksi bek...
Doğan HEPER
Hastalık 'geliyorum' demez
"NE oldum" dememeli, "Ne olacağım demeli".
Mehmet Y. YILMAZ
Martıları da yasaklayalım!
İstanbul'da, Boğaz'ı ve Haliç'i gören herhang...
Hasan PULUR
Bayrak tepkisi birikimin sonucudur...
AKLI başında birçok insan "Şu bayrak asma işi...
Derya SAZAK
Antalya markası
Üzerinde güneş batmayan imparatorluk gibi Ant...
Meral TAMER
Artık benim de TBMM'de bir partim var
Erkan Mumcu'nun hem Kültür Bakanlığı'ndan hem...
Yaman TÖRÜNER
Şirketinizi nasıl satarsınız?
Yabancıların ülkemize olan ilgisi artıyor. Ek...
Güngör URAS
Parası olanlar devlete faizle borç vermeye alıştı
Parası olanlar devlete borç vermekten pek hoş...
Serpil YILMAZ
Edelman İstanbul turunda
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Edelman, Dışişleri...
M. Ali BİRAND
Bayrak olayından ders almalıyız...
Bir gösteri sırasında patlayan Bayrak olayı v...

© 2005 Milliyet