Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP'li vekillere mektubumdur


Sayın AKP vekilleri,
Bu, size yazdığım ikinci mektup. İlki, belki hatırlarsınız, 1 Mart 2003'te yine bu sayfalarda yayımlanmıştı. Size "Efendiler," diye yazmıştım, "Bu savaş için oy kullanırken tarihe nasıl geçeceğinizi düşünün". Uzun bir mektuptu; insanlıktan söz ediyordu, ölecek çocuklardan, kalpten ve vicdandan. Siz o yazıyı okurken ben Ankara'da, savaşa karşı yapılan 1 Mart mitingindeydim. Doğrusu, pek umudum yoktu. ODTÜ'de, İzmir'deki üniversitelerde, hatta mitinge çengi aramaya gece gittiğimiz Roman mahallesinde (!) bile yaptığım konuşmalarda "Bu savaşı durduramayabiliriz" demiştim. 1 Mart günü, güneş battı, Mülkiyeliler Birliği'nde oylama sonuçlarını izliyorduk. Siz, CHP'lilerle birlikte "Savaşa hayır!" dediniz o gün. İtiraf edeyim, oylar yanlış sayıldı sandım. Sonra Yüksel Caddesi'nde, bütün şaşkın çocuklarla bağırdık:
"Öldürmiycez, ölmiycez! Kimsenin askeri olmıycaz!"
İlk kez bir Meclis kararından sonra neşeyle zıplıyordu çocuklar. 80'den sonra doğanlar, belki ilk kez o gün, demokrasiye inandılar. Sonra ben yine yedi düvel gezdim dünyayı. Beni bilirsiniz, dünyanın genellikle "sol" tarafını gezerim. Şunu söyleyeyim, AB toplantılarında sıkılıyor olabilirsiniz, ama keşke Hindistan'da Meclis'ten nasıl bahsedildiğini görseydiniz. Çevirip çevirip hayret ettiler:
"Nasıl verdi sizin Meclis bu kararı?! Tebrik ederiz!"
Zalime karşı "resmen" kafa tutan sadece Türkiye idi o gün. Bizdik! Bütün dünyada tektik. Fransızlar, İngilizler, Filistinliler, İsrailliler, hatta Amerikalılar size o günlerde, Bombay'dan, "mazlumların" Dünya Sosyal Forumu'ndan, iyi dileklerini ve hayranlıklarını yolladılar. Sonra İsviçre'de gördüm, çokuluslu şirketlerin duvarlarına barış sloganları yazan çocuklar bize hayret ettiler. Köşe yazarı olarak işim (en azından ben öyle biliyorum) iktidarı eleştirmek olduğu için zaman olmadı, bunları size söyleyemedim.
Efendiler,
Bu size ikinci mektubum şimdi. Şimdi bir kez daha tarihe nasıl geçeceğinizi düşünmenizi isteyeceğim. Siz iktidara, sözünüzü söyleyemediğinizi söyleye söyleye geldiniz! Lideriniz, hapse girdi. Belki bir insanın, düşüncelerinden ötürü, kurduğu cümleler yüzünden dört duvar arasına kapatılmasının ne acayip, ne insanlık dışı bir şey olduğunu oradan bilirsiniz. Kötü bir şakaya benzeyen bir dava açılır önce. Sonra tangır tungur cümleler kurulur bir mahkeme salonunda hakkınızda. Olmaz denen olur, bir demir kapıdan girersiniz içeri. Tuhaf eşofmanlarla, insanlıktan uzak tutulmanıza karar verilmiştir, en acayip terlikleriyle yeryüzünün, kalakalırsınız. Dışarıdaki herkes şahaneymiş gibi sanki, onları sizden "korumaya" karar verir muktedir. Gece, pencereyi açıp, uzaklara bakıp bir sigara yakmayı bile fazla görür size memleketiniz. Siz artık metal tabaklarda yemek yiyip, geceleri hiç tanımadığınız insanlarla birlikte uyursunuz. En sevdiğinize yazdığınız mahrem cümleleriniz bile birtakım adamların kıyımından geçip öyle çıkar "dışarı". "Seni her yerinden öperim" deseniz, o adamdan geçer önce dudaklarınız... Bir gece o duvarlar üzerinize üzerinize gelse, göğsünüz sıkışsa, delirecekmiş gibi olsanız bile... Çıkamazsınız. Hangi söz bunu hak eder? Düşünün hangi söz, hangi cümle için kurban edilmeli insanlık? Siz şimdi bunun hesabını kitabını mı yapacaksınız? Şimdi iktidarın kılıcı elinizdeyken; onu özgür düşüncenin kalbine sokan krallar mı olacaksınız? Haziran'a ertelediğiniz bu mu? Yoksa bu işte bir yanlışlık olduğunun siz de mi farkındasınız? Hazirana kadar suç ve cezanın değil, vicdanınızın muhasebesini yapınız.
Efendiler,
Oğullarınızdan, kızlarınızdan biri, yasalar bir mevsimlik değildir çünkü; torunlarınızdan biri belki, bir gün, gazeteciliğe heves etse... Haysiyetle yapıldığında insanlığın yazılı vicdanıdır bu meslek; onu hapishaneye yazdığınız yasalarla siz mi uğurlayacaksınız? Öfke gider yazı kalır, bu yasanın altına siz, adınızı yazacaksınız. Bugün 1 Nisan, siz TCK'yi bir daha düşünmeyi kararlaştırdınız. Efendiler, hazirana kadar, bu ülkenin yeniden sizin vicdanınıza ihtiyacı var! Belki o zaman bir mektup daha yazarım, tekrar görüşür, belki bu kez vicdandan değil artık özgürlükten konuşuruz...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Ceza tartışması
YENİ Ceza Kanunu ve ilgili kanunların yürürlü...
Çetin ALTAN
"Yazı" lezzetinden yoksunluk, barbarizmi emzirir
BİR toplumun düzeyini, anadilini kaç kelimeyl...
Melih AŞIK
Kırgızistan dersi
Amerika ile İncirlik pazarlığı sürüyor. Yetki...
Fikret BİLA
Basın ve ceza
Yeni Türk Ceza Yasası'nın yürürlük tarihi 1 H...
Hasan CEMAL
Bu bir türban yazısı!
Ahmet Hakan'ın geçen gün ilginç bir yazısı çı...
Güneri CIVAOĞLU
Makulü normalde...
MAKULÜ normalde aramak ilkesi, yeni TCK'nin ...
Can DÜNDAR
Patron'un Çin seddi
Erdoğan, kendisine "çetin ceviz" diyenlere se...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler, AB, TCK ve Antalya
Milliyet etkinlikleri ve Genç Bakış için iki ...
Hurşit GÜNEŞ
40 yıllık rekor
2004 yılında Türkiye ekonomisi kanatlarını aç...
Mehmet Y. YILMAZ
Altınpınar'ı unutmazlar unutturmazlar
Bu ismi bir yere not edin ve tekrar karşılaşt...
Faik ÖZTRAK
Verimlilik ve istihdam artışı birlikte olmalı
Reel sektöre ilişkin veriler genellikle mali ...
Hasan PULUR
Patlıcanın hassiyyeti...
OKTAY Akbal'ın kulakları çınlasın, "Önce ekme...
Derya SAZAK
Hatadan dönüş
Yeni Türk Ceza Yasası'nın yürürlük tarihi 1 H...
Meral TAMER
Beraber yürüdük AİHM yolunda!
Dün gecenin geç saatlerinde gazetemiz yazarla...
Ece TEMELKURAN
AKP'li vekillere mektubumdur
Sayın AKP vekilleri,
Güngör URAS
Türkiye % 9.9, nüfus % 1.4, kişi başı gelir % 22.4 büyüdü
2004 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİ...
M. Ali BİRAND
Gül, yaptıklarından çok emin
Hepimizin bildiği bir gerçekle başlamak istiy...

© 2005 Milliyet