Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Gül, yaptıklarından çok emin


Hepimizin bildiği bir gerçekle başlamak istiyorum, "Bu hükümetin genel bir iletişim stratejisi yok". Abdullah Gül'ü dinledikçe, bu konudaki kanım daha da güçlendi. Tabii şunu da eklemem gerekir, hükümetin iletişim stratejisi yoksa, medya'nın onları anlamakta da büyük bir çabası yok.
Dışişleri Bakanı Gül, Çarşamba günü 2,5 saat süreyle, Doğan Yayın Holding'in üst düzey yöneticileri, grubun köşe yazarları, yazı işleri müdürlei ve diğer yetkililerine brifing verdi. Her konu soruldu. Ancak Dışişleri Bakanı bu sohbetin (off the record) yazılmamak üzere yapılması konusunda titiz davrandı. "Eğer açık konuşma olursa, her istediğimi anlatamam. Ayrıntıya giremem" dedi. İyi ki de böyle yapmışız. Zira ilk defa, spekülasyona girmeden, ne olup bittiğini anlayabildik. Durumun, ileri sürüldüğü gibi olmadığı da ortaya çıktı. Toplantı sonunda çoğumuz, kendi aramızda "Keşke bunları daha sık yapabilsek" diye konuştuk.
Gül bu konuşmasında son derece samimi davrandı. Hatalarını da kabul etti, bizlerin hükümeti anlamamaktaki sorunlarımızı da ortaya koydu.
Ben burada sizlere sadece izlenimlerimi aktarmakla yetineceğim.
Gül en çok, hükümetin 17 Ocak öncesi hızını kaybettiği, Başbakan ile aralarında görüş ayrılıklarının gözlendiği, AKP'deki istifaların moralleri bozduğu, bundan dolayı da Başbakanın bir sürtüşme-kavga psikolojisine girdiği ile ilgili sorularla karşı karşıya kaldı.
Tabii bütün bunlar birer "izlenim". Bir kişinin bir konuşmasıyla hemen giderilecek cinsten değil. Buna rağmen, Gül ikna ediciydi. Hiç değilse, özellikle Başbakan ile ilişkileri ve istifalarla ilgili olarak çok netti. İlişkileri üzerinde çok dikkatliydiler, hiçbir sorun yoktu ve istifalar önemsenmiyordu. Politikalar aynen devam edecekti.
Gül'ün, başta AB olmak üzere, hükümetin çeşitli konularda yavaşlama izlenimi vermesinin nedenleri ile ilgili sözleri çok ilginç ve ikna ediciydi. Kendi hataları olduğunu da kabul etmesi, inandırıcılığını arttırdı.
Avrupa Birliği ve IMF konularında bir yaklaşım farkı veya konuya bakışta değişim kesinlikle yok. Hem AB, hem de IMF'te hükümet kararlı. Önümüzdeki günlerde başmüzakereci açıklanacak, IMF ile de stand-by anlaşması imzalanacak. İşin uzamasındaki iç politika ve psikolojik nedenler de anlaşılabilinecek cinsten şeyler.
ABD ile ilgili gelişmeler üzerinde de uzun uzun duruldu.
Erdoğan-Gül ikilisi durumun farkında, ancak olayı bizden farklı olarak daha bir soğukkanlılıkla karşılıyor. Türkiye'deki Amerikan aleyhtarlığını, daha çok Bush yönetiminin bazı tutumlarına bağlıyor ve ilişkilerin orta vadede rayına oturacağına inanıyor. İncirlik konusunda da, yakında bir kararın çıkabileceği anlaşılıyor. Gül, Türk medyasınında ABD konusundaki bazı yazılara gereğinden fazla önem verdiğine, kolayca dolduruşa geldiğine de dikkat çekti. Bu arada, Ulusalcı bazı yazarların "İncirliğin ABD'ye peşkeş çekildiği" yolundaki yorumlarının da doğru olmadığı anlaşıldı. Washington, İncirliği sadece Afganistan ve Irak'taki faaliyetleri kapsamında ve belirli işlevler çerçevesinde kullanacakmış.
İncirlik, Irak'a ikinci bir sınır kapısının açılışı, Ruhban okulu ve Azınlık Vakıflarıyla ilgili yeni yasa konularındaki hazırlıklar son aşamaya girmiş durumda. Pek bir sorun görünmüyor.
Dışişleri Bakanının özellikle Ermeni konusuna yaklaşımı ilginçti. Batı kamuoyunda Soykırım iddialarına inanma oranının artışı açıkça görülmüş ve bugüne kadar izlenen politikaların- yaklaşımların değiştirilmesi gereği kabul edilmiş. Şimdi, anlayabildiğim kadarıyla yeni bir yaklaşım planlanıyor. Umarım, dağ fare doğurmaz. Yine eskisi gibi sadece belge ve konferanslarla yetinilecekse, hiçbir işe yaramayacak ve olduğumuz yerde sayılacak demektir.

MİLLİYETÇİLİK RÜZGARLARI NEDEN KABARIYOR?
Son haftalarda giderek artan, Milliyetçilik rüzgarları ve bunun nedenleri üzerinde de duruldu. Dışişleri Bakanı, bu gelişmenin ileri sürüldüğü gibi korkutucu olmadığı kanısında. Bu arada, Milliyetçilik rüzgarlarının sertleşmesinde medya'nın rolüne de değindi ve herkesin dikkatli davranması dileğinde bulundu.
Abdullah Gül, hükümetin siyasi-sosyal ve ekonomik performansını çok iyi anlattı. Neden doğru dürüst bir iletişim stratejisinin kurulamadığı, daha doğrusu böyle bir boşluğun varlığı daha da belirginleşti. Zira bu bilançoyu tek bir bakan anlatamaz. Anlatsa dahi yetişemez. Genel bir yaklaşım, özel bir mekanizma gerekiyor.
Bu konuşmalar sırasında, Türk kamuoyunun da gerçekleri öğrenmek için pek bir çaba harcamadığı, doğru olup olmadığını bilmeden her kafadan seslerin çıktığını ve her yazılıp söylenenin de doğru sanıldığı gerçeğini de gördük. Çok özensiz bir toplumuz. Gerçekten de, kolaklıkla inanıyoruz, kolayca dolduruşa gelebiliyoruz. Herhalde çok aldatıldık ki, kendi yöneticilerimizden çok, yabancı kaynaklara daha fazla itibar ediyoruz.
Bu alanda da bir ince ayara ihtiyacağımız var.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Ceza tartışması
YENİ Ceza Kanunu ve ilgili kanunların yürürlü...
Çetin ALTAN
"Yazı" lezzetinden yoksunluk, barbarizmi emzirir
BİR toplumun düzeyini, anadilini kaç kelimeyl...
Melih AŞIK
Kırgızistan dersi
Amerika ile İncirlik pazarlığı sürüyor. Yetki...
Fikret BİLA
Basın ve ceza
Yeni Türk Ceza Yasası'nın yürürlük tarihi 1 H...
Hasan CEMAL
Bu bir türban yazısı!
Ahmet Hakan'ın geçen gün ilginç bir yazısı çı...
Güneri CIVAOĞLU
Makulü normalde...
MAKULÜ normalde aramak ilkesi, yeni TCK'nin ...
Can DÜNDAR
Patron'un Çin seddi
Erdoğan, kendisine "çetin ceviz" diyenlere se...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler, AB, TCK ve Antalya
Milliyet etkinlikleri ve Genç Bakış için iki ...
Hurşit GÜNEŞ
40 yıllık rekor
2004 yılında Türkiye ekonomisi kanatlarını aç...
Mehmet Y. YILMAZ
Altınpınar'ı unutmazlar unutturmazlar
Bu ismi bir yere not edin ve tekrar karşılaşt...
Faik ÖZTRAK
Verimlilik ve istihdam artışı birlikte olmalı
Reel sektöre ilişkin veriler genellikle mali ...
Hasan PULUR
Patlıcanın hassiyyeti...
OKTAY Akbal'ın kulakları çınlasın, "Önce ekme...
Derya SAZAK
Hatadan dönüş
Yeni Türk Ceza Yasası'nın yürürlük tarihi 1 H...
Meral TAMER
Beraber yürüdük AİHM yolunda!
Dün gecenin geç saatlerinde gazetemiz yazarla...
Ece TEMELKURAN
AKP'li vekillere mektubumdur
Sayın AKP vekilleri,
Güngör URAS
Türkiye % 9.9, nüfus % 1.4, kişi başı gelir % 22.4 büyüdü
2004 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİ...
M. Ali BİRAND
Gül, yaptıklarından çok emin
Hepimizin bildiği bir gerçekle başlamak istiy...

© 2005 Milliyet