
|
|
|
 |
|
|
Yurtdışı iştirak kazançları istisnası uygulamaya girdi
VERGİCİ GÖZLÜĞÜ / ERDOĞAN SAĞLAM
Kalkınmaya çalışan bütün ülkeler yatırımcıları vergisel teşvikler de uygulayarak ülkelerine çekmeye çalışıyorlar. Hatta bazı ülkeler var ki tam anlamıyla bir vergi sistemine bile sahip değiller. Bir ülkenin hem bunlardan, hem de diğer aşırı ve zararlı özel düzenlemelerden korunması, bir taraftan da uluslararası yatırımcıları ülkesine çekmesi çok zor.
Türkiye bu yıl başına kadar yurt içi iştirak kazançlarına kurumlar vergisi istisnası uygularken, yurt dışı iştirak kazançlarına uygulamadı. Yurt dışı iştirak kazançları üzerindeki bu ekonomik çifte vergilendirme, söz konusu kazançların yurda getirilmesinin önünde önemli bir engel oluşturdu. İşte bu durumu ortadan kaldırmak, yani yurt dışındaki kazançların ülkemiz ekonomisine kazandırılmasını sağlamak amacıyla 5228 sayılı Kanunla 1.1.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yurt dışında elde edilen iştirak kazançları ile şube kazançlarına kurumlar vergisi istisnası getirildi. Yapılan düzenlemenin bir amacı da, diğer ülke yatırımcılarının başka ülkelerdeki yatırımlarını Türkiye üzerinden yürütmelerini ve ülkemiz yatırımcılarının uluslararası yatırımlarını doğrudan Türkiye üzerinden yapmalarını sağlamak. Türkiye'yi bir yatırım üssü haline getirmek.
İştirak kazançları
Türkiye'de mevcut bir kurum kazancı üzerinden yüzde 30 kurumlar vergisi ödüyor. Kazancını ortaklarına dağıtırken de yüzde 10 vergi kesintisi yapıyor. Eğer bu kurumun ortakları arasında Türkiye'de mukim (tam mükellef) kurumlar varsa bunlara yapılan kâr payı ödemelerden vergi kesilmiyor. Bu kãr payını alan kurumlar, iştirak kazancı istisnası uygulayarak elde ettikleri kâr payları üzerinden kurumlar vergisi ödemiyorlar. Böylece aynı kazanç üzerinden mükerrer kurumlar vergisi alınması önleniyor. Ne zaman ki bu kazanç tam mükellef kurumlar dışındaki ortaklara (tam ve dar mükellef gerçek kişi, dar mükellef kurum) dağıtılıyor, o zaman yüzde 10 vergi kesintisi yapılıyor. Böylece vergi kesintisinin de mükerrer yapılması önlenmiş oluyor.
Yapılan düzenleme ile 1.1.2005 tarihinden itibaren elde edilen yurt dışı iştirak kazançlarına da istisna olanağı sağlandı. İstisnadan yararlanabilmek için,
İştirakin kanuni ve iş merkezinin Türkiye'de bulunmaması (yani tam mükellef olmaması),
İştirakin anonim veya limited şirket mahiyetinde bir şirket olması (yatırım fonlarından elde edilen kâr payları istisnadan yararlanamayacak),
İştirak edilen kurumun esas faaliyet konusunun finansal kiralama veya her nevi menkul kıymet alım satımı olmaması,
İştirakin sermayesine, kazancın elde edildiği tarihte devamlı surette en az iki yıl süre ile % 25 ve daha fazla oranda iştirak edilmesi,
İştirak tarafından dağıtıma tâbi tutulan iştirak kazancının bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 20 oranında kurumlar vergisi benzeri vergi yükü taşıyor olması (Vergi yükü, vergi toplamının dağıtılabilir kurum kazancına oranlanması suretiyle hesaplanacak),
İştirakin esas faaliyet konusunun finansman temini ve sigortacılık olması durumunda kurumlar vergisi benzeri vergi yükünün Türkiye'deki kurumlar vergisi oranına eşit veya daha fazla olması,
İştirak tarafından dağıtılan iştirak kazancının en az yüzde 75'inin ticarî, ziraî ve serbest meslek kazancı niteliğinde olması
Elde edilen iştirak kazançlarının elde edildiği yılla ilgili kurumlar vergisi beyannamesinin verilme tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmesi gerekiyor. Yurt dışı şube kazançlarına istisna uygulanabilmesi için de aynı koşullar aranıyor.
Bu kapsamda kurumlar vergisinden istisna edilen kazançların dağıtımında genel esaslara göre stopaj var. Yani tam mükellef kurumlarla yabancı kurumun Türkiye şubeleri dışındaki kişi ve kurumlara dağıtılan kâr payları üzerinden yüzde 10 stopaj yapılması gerekiyor.
Macaristan, İzlanda ve İrlanda dışındaki OECD ülkelerinde kurumlar vergisi oranı yüzde 20'nin üzerinde.
Holding yapılanması
Yapılan düzenlemelerden biri de uluslararası holding yapılanmasını teşvik etmeye yönelik. Başka ülkelerdeki yatırımların Türkiye'de kurulacak tam mükellef anonim şirketler (holdingler, yatırım şirketleri) üzerinden yapılması halinde bazı koşullarla iştirak kazancı istisnası öngörülüyor ve kâr payı stopajında da avantaj sağlanıyor. Gelin holdinginizi Türkiye'de kurun, deniliyor. Bu istisnadan yararlanabilmek için,
Yurt dışı iştirak kazançları için öngörülen bütün koşulların aynen yerine getirilmesi (iştirak oranı, asgari vergi yükü, transfer, kazancın terkibi vs.),
İştirak kazancı elde eden kurumun, Türkiye'de tam mükellef bir anonim şirket olması,
Bu kurumun yurt dışı iştiraklerinin aktif toplamı içindeki payının en az iki yıl süreyle en az yüzde 75 olması,
Bu kurumun yıllık kazancının en az yüzde 75'inin yurt dışı iştirak kazançlarından oluşması.
Bu kapsamda istisna edilen kazancın anonim ve limited şirketlere dağıtılması halinde yüzde 5'ten fazla bir oranda kâr dağıtım stopajı yapılamayacak. Bakanlar Kurulu'nun oranı sıfıra kadar indirme yetkisi var. Tam mükellef kurumlara dağıtılan kâr paylarından zaten stopaj yapılmadığı için bu hüküm anonim veya limited şirket mahiyetindeki dar mükellef yabancı kurumların stopaj yükünü yüzde 10'dan yüzde 5'e düşürüyor. Eğer Bakanlar Kurulu yetkisini kullanıp sıfıra düşürürse stopaj yükü sıfıra düşecek.
Bu istisnalarla ilgili Bakanlar Kurulu'nun bazı yetkileri var. Ayrıca istisnanın usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili. İstisna hükümleri yıl başında yürürlüğe girdiği halde henüz hiçbir düzenleme yapılmadı. Bekliyoruz.
erdogan.saglam@bdodenet.com.tr
|
|
|

|
|