
|
|
|
 |
|
|
'En zor'u başarmakla görevlendirildi
TÜSİAD Paris Temsilcisi Serap Atan, Türkiye karşıtlığının giderek arttığı bir dönemde Fransa Ofisi'nin başına geçti. 35 yaşındaki Atan'ın görevi, AB karar mekanizmaları içindeki en etkili ülkelerden biri olan Fransa'da, Fransızlar'a, "Hayır, Türkiye sizin bildiğiniz gibi bir ülke değil. AB'ye katılırsa çok çok iyi olacak"ı anlatmak... Paris'in göbeğinde, Magdalenae Kilisesi'nin önünde, merdivenlere oturmuş söyleşiyoruz...
EYLEM TÜRK / PARİS
Daha 35 yaşında. Yolculuk etmeyi, değişik kültürleri tanımayı, kitap okumayı seviyor. Spor yapmaya pek vakti olmuyor ama zaman buldukça uzun yürüyüşler yapıyor. TÜSİAD'ın Paris Temsilcisi Serap Atan'dan söz ediyoruz. Türkiye'nin AB yolculuğunda karşısına çıkan belki de en zor engel durumundaki Fransa'da lobi faaliyeti yürütmek ve bu zor engellerin aşılmasına katkıda bulunmak işte bu genç kadının omuzlarında!
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirmiş. Master'ını Bruges Avrupa Koleji'nde tamamlamış. Paris'ten önce TÜSİAD İstanbul merkez ve TÜSİAD Brüksel Temsilciliği'nde çalışmış. Türkiye - AB ilişkileri sürecinde Türk iş dünyası örgütlerinin Avrupalılaşması konusunda Brüksel Üniversitesi'nde yürüttüğü doktora tezi çalışmasını tamamlamak üzereymiş.
Atan'la Paris'in göbeğindeki Magdalenae Kilisesi'nde buluşuyoruz. TÜSİAD'ın Ofisi bu kiliseye çok yakın. Ama biz temiz havada görüşmeyi tercih ediyoruz. Bahar güneşini karşımıza alıp kilise merdivenlerinde başlıyoruz söyleşiye.
TÜSİAD'ın Paris bürosu Ocak 2004'te açılmış. Büronun açılmasında Türkiye - AB ilişkileri bağlamında Fransa'nın önemli ağırlığı etkili olmuş. Özellikle Helsinki zirvesi sonrası Fransa'da Türkiye karşıtı görüşlerin yükseldiği bir ortamda.
"Çalışmalarımızda Fransa'da yaygınlaşan bu tutumun hem ikili ilişkiler hem de Türkiye - AB ilişkileri açısından kritik bir noktaya ulaştığını gözlemledik. AB üyelik sürecinin desteklenmesi yönünde lobinin güçlendirilmesi ve Türk iş dünyasının görüşlerinin vurgulanması amacıyla Paris'te temsilcilik açılması kararı aldık" diyor.
Önyargılarla mücadele
Paris bürosu, 17 Aralık 2004'e kadar geçen süre içinde Fransa'da siyasi, bürokratik, akademik çevrelerde ve medya çevrelerinde görüşlerin duyurulması yönünde büyük bir çaba harcamış. Bir yandan, çeşitli yayınların dağıtımı, Fransa'da etkin düşünce örgütleriyle ortaklaşa toplantı ve konferanslar düzenlenmesi, bir yandan da TÜSİAD Yönetim Kurulu heyetlerinin ziyaretleri çerçevesinde gerçekleştirilen temas ve etkinlikler aracılığıyla Türkiye konusunda yaygın önyargılar ve yanlış bilgilerin önüne geçilmesi hedeflenmiş. Tüm bu etkinlikler çerçevesinde Türkiye'nin AB'ye katılımının AB'nin siyasi, ekonomik gücüne ve kurumsal yapısına katkılarını somut veriler ışığında gündeme getirilmiş.
Atan'a göre Fransa, AB yolundaki Türkiye için nasıl bir öneme sahip? Yanıtı şöyle:
"Fransa kurucu üye ve büyük üye ülke olarak AB'nin kararlarında çok önemli bir ağırlığa sahip. Fransa'daki tüm siyasi partilerde Türkiye'nin üyeliğine karşı tereddütler var. Özellikle son dönemde, bazı siyasetçilerin kısa dönemli siyasi hesaplarla Türkiye karşıtlığı propagandasına yöneldi. Muhalefetteki aşırı sağ ve orta sağ partilerin baskısı ile hükümetteki orta sağ koalisyonun büyük ortağı UMP, geleneksel Türkiye yanlısı tutumunu koruyamadı. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bu eğilimler Fransız seçmeni nezdinde hükümeti oluşturan orta sağ partileri zor duruma düşürdü. Muhalefetin yükselen baskısı ve hükümetin zayıflaması sonucunda Cumhurbaşkanı Chirac, Türkiye lehine görüşünde yalnız kaldı. Bu gelişmeler Türkiye'nin üyeliğinin son aşamada Fransa'da halkoyuna sunulması kararını gündeme getirdi ve bu karar alındı. Bütün bunlar Fransa'da Türkiye ve AB üyeliği ile ilgili tartışmalarda derin izler bırakan gelişmeler oldu. Halk oylaması kararı Fransa'yı Türkiye - AB ilişkilerinde anahtar ülke konumuna getirdi."
'Türkiye karşıtlığı moda'
Atan, Türkiye'nin Fransa'daki imajını şöyle özetliyor: "Fransa'da şu anda Türkiye karşıtlığı moda. Kamuoyunda Türk imajı, öncelikle Türk göçmenlerin imajı ile birlikte düşünülüyor. Kültür farklılıklarının yarattığı çelişki ve güçlükler etkili oluyor. Türkiye'nin AB üyeliği ile yoğun işçi göçü ve bunun yaratacağı ekonomik ve sosyal sorunlarla ilgili gerçek dışı senaryolar ortaya atılıyor."
Ayrıca, AB üye adayı Türkiye'nin iç siyasi ve kültürel özellikleri de imajının oluşmasında etkiliymiş. Fransa açısından Türkiye'de laiklik, kadın hakları konuları dikkatle izleniyormuş.
Atan, "Bu konularda da eksik ve yanlış bilgilendirmelerin yol açtığı söylemler yaygın. Bizim yaptığımız Türkiye'nin siyasi ve sosyal gelişmelerini de anlatmak" diyor.
Sarkozy'nin seçim malzemesi
UMP lideri Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin üyeliğine karşı ısrarlı tutumunda 2007 yılında Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik beklentileri önemli bir rol oynuyor. Atan, Chirac'ın Türkiye yanlısı tutumunun son dönemde Fransız kamuoyunda güçlü bir destek bulamamasından yararlanmak isteyen Sarkozy'nin bu eğilimi kendi adaylığına desteğe dönüştürmeye çalıştığını söylüyor.
Atan'a göre bu süreçte Türkiye'nin üzerine düşen görevler de var. Bunlardan ilki son dönemde gösterdiği son derece yüksek reform performansını uygulamalarla pekiştirerek. Atan, "Siyasi ve sosyal dönüşüm sürecimizin, kendi halkımızın beklentileri ve ülkemiz için bizim hedeflediğimiz gelecek doğrultusunda adımlar olduğunu kanıtlamamız çok önemli" diyor.
|
|
|

|
|