|
 |
|
|
"Hepsi senin suçun Zuhal abla"
"Seni Çok Özledim" adlı dizinin başrollerinde Zuhal Olcay ve Tuba Ünsal var. Bu yıl tüm dizi tekliflerini reddettiğini söyleyen Ünsal, "Zuhal Olcay'ın adını duyunca, senaryoyu bile okumadan kabul ettim. Ekipteki herkes de öyle yapmış. Bu yüzden yorulduğumuzda 'Hepsi senin suçun' deyip Zuhal ablaya kızıyoruz" diyor
TUBA AKYOL
"Seni Çok Özledim"de Tuba Ünsal ile oynuyorsunuz. İzlemiş miydiniz Tuba Ünsal'ı, "Vizontele Tuuba"da mesela?
Zuhal Olcay: Tuba'yı çok beğeniyorum ben. Çok yetenekli buluyorum. Bir de aşırı, çok çok güzel. Bence ileride çok çok iyi bir oyuncu olacak. Geleceğin... "Geleceğin" demeyeyim. Uzun vadeli konuşmanın bir anlamı yok. Şu anda o yolda.
Tuba Ünsal: Çok teşekkürler ya, gerçekten. Bazen... Şöyle anlatayım: Biz çok zor şartlarda çektik ilk bölümleri. Gece gündüz çalıştık. Bir gün yine sabaha karşı hâlâ setteyiz, Zuhal ablaya dedim ki "Bunların hepsi senin yüzünden!" Çünkü bana bu projeyi getirip Zuhal Olcay oynuyor dediklerinde, ben senaryoyu bile okumadan kabul ettim. Ekibin çoğu öyle. O yüzden yorulunca hemen "Zuhal hanımın suçu" diyoruz.
Zuhal O.: O kadar gururlanıyorum ki. Bir kere ben gençleri çok seven bir, bir...
Gençsiniz.
Zuhal O.: Ah tabii ama "orta yaş" diyeyim ben yine de. Ben gençlerden müthiş iyi enerjiler alıyorum. Dizinin ilk üç bölümü için inanılmaz yoğun çalıştık. Bu yüzden birlikte çok vakit geçiremedik ama...
"Tuba da kızım gibi; yaşından olgun. Kocasıyla kumrular gibiler, çok tatlılar"
Tuba Ü.: Biz daha yeni yeni tanışıyoruz.
Zuhal O.: (Tuba Ünsal'a) Ama seni kızıma benzetiyorum ben. Fizik olarak değil ama halin, tavrın, duruşun. Tuba'yla Ceren aynı yaştalar. Ama ikisi de yaşından daha olgun. Benziyorlar. (Tuba Ünsal'a) Ceren de senin okulundan mezun.
Siz de Bilgi Üniversitesi'nde fotoğraf okuyorsunuz, değil mi? NTV'de program, dizi çekimleri... Bu yoğun trafikte kocanızla görüşebiliyor musunuz?
Tuba Ü.: Zuhal abla görüyor halimizi işte. Eşim geliyor, beni sette ziyaret ediyor.
Zuhal O.: Ay çok tatlılar bunlar. Kumrular gibi. Allah nazar değdirmesin, nasıl güzeller.
"16 yaşından beri babamdan bile para almadım, kocamdan hiç almam"
Türkiye'de hatta dünyada bile evlenip "evinin kadını olmak" diye bir kalıp vardır.
Tuba Ü.: Bende yok o kalıp. O biraz erkeklerin egosundan oluyor, evlenince eşlerinin çalışmasını istemiyorlar. Kadınlar da "Ben artık evlendim, çalışmayacağım" diyor. Ben babamdan bile para almamışım. 16 yaşından beri kendi ekmeğimi kendim kazanıyorum. Başka bir adamdan asla para alamam.
Siz de yeni boşandınız. Şimdi bir dizide rol almanız...
Zuhal O.: Yok, onunla ilgili bir şey değil bu. Öyle bir farklılık yok. Ben evliyken de aklıma yatan her şeyi, istediğim her işi yapıyordum. Şu anda da öyle. Bunda bir değişiklik yok. Haksızlık olur başka bir şey söylemek. Diziyi kabul ettim çünkü TV'de görünmek, bizim ülkemizde iyiye çalışıyor. Ben bunu hiç anlamıyorum ama film yapıyorsunuz mesela, TV'de görünen biriyseniz o filmi insanlar daha çok merak ediyor.
"Bana bu kitabı oku dediler, okudum ama 'İki Genç Kız' için teklif gelmedi"
Film projeniz vardı Kutluğ Ataman'la...
Zuhal O.: "Palto". Evet. Yurtdışından paraları çıktı. Sanıyorum seneye çekeceğiz.
Sizin de adınız yine Kutluğ Ataman'ın filmi "İki Genç Kız"ın kadrosunda geçiyordu. Özellikle Perihan Mağden'in düşündüğü bir isimdiniz galiba, öyle bir şey duymuştum. Teklif edildi de kabul etmediniz mi, ne oldu?
Tuba Ü.: Ben reddetmedim onu. Oradaki açık sahnelerden dolayı reddetti diye yazıldı ama öyle değil. Ben Kutluğ Ataman'la çalışmayı çok isterdim. Bana da, sizin duyduğunuz gibi, ismimin geçtiği haberi geldi. "Tuba bu romanı oku, sana bu filmde Handan karakteri teklif edilecek" dediler. Ben okudum romanı. Teklif gelmedi. Ben hâlâ okuyorum yani. Filmi yaptılar bitti, bana hâlâ teklif gelmedi. Sonra Kutluğ Ataman'la tanıştık. "Keşke sen olsaydın. Çok güzel oynadı diğer iki kız da ama keşke seninle daha önce tanışmış olsaydık" dedi. Bu da bana yeter, çok hoşuma gitti.
"Tiyatroya devam edeceğim ama Oyun Atölyesi'nde değilim artık"
Tiyatroya devam herhalde. Haluk Bilginer'le birlikte kurduğunuz Oyun Atölyesi'nde mi, yoksa...
Zuhal O.: Orada değilim ben. Ama çok güzel bir projemiz var. Başar Sabuncu sahneye koyacak.
Tuba Ü.: Ben de BKM'nin oyuncusuyum, biliyorsunuz. Ben çok güveniyorum Yılmaz'a (Erdoğan). Vardır onun bir düşüncesi. Ben bir ara oynarım mutlaka bir oyunda. Onun aklındayımdır.
Tuba Ünsal: "Buzlar kraliçesi diye önce biraz çekindim Zuhal Olcay'dan"
Mustafa Sandal'la birlikteyken yaptırdığınız dövmeyi soracağım çünkü her gün haber çıkıyor bununla ilgili.
Çok rahatsız oluyorum ya. İnsanlar çok acayip. Benim dövmemden başka mesele mi kalmadı? Burada lazer makinesi var da ben mi sildirmiyorum?
Sunucu ya da oyuncu olmak her mankenin hayali...
Ben manken...
Biliyorum, fotomodeldiniz. Ama kime sorsanız sizin için "manken" der ya da öyle derdi. Artık oyuncu olarak tanındığınızı düşünüyor musunuz?
Keşke. Gazetecilere, "N'olur beni manken diye yazmayın" derdim. Oyuncu adayı deyin ama manken demeyin. Şimdi şimdi "oyuncu" yazmaya başladılar.
Niye bu hassasiyet?
Diziden günlerce ter dökerek aldığım parayı, bana 1 saat bir yerde durmam için veriyorlar, hayır diyorum. Sonra gazetelerde bana manken denince tepem atıyor. Türkiye'deki mankenlerin duruşunu sevmiyorum. Bunun ötesi yok. Bununla ilgili polemik yaratmak da istemiyorum. Zaten ben mankenlik yapamıyorum. Üç kere podyuma çıktım. Birinde düştüm, diğerinde üstümdeki elbiseyi düşürdüm.
Zuhal Olcay... Nasıl denir, onunla röportaj yapmaya gelmek bile zordur. Öyle bir imajı var ki...
Ben de biraz çekindim ilk anda. Zuhal Olcay denince insanın aklına "buzlar kraliçesi" geliyor. Oysa var ya; ne kadar neşeli, hayat dolu, cana yakın, insanlarla bir arada olmayı seven bir insan. Hiç öyle buz falan değil.
Tüm bunları rolü kabul ettiğinizde bilmiyordunuz ama...
Zuhal ablanın adını duyunca tamam dedim. Çünkü sadece çok iyi bir oyuncu değil, çok da seçici. Bu yüzden yaptığı her iş tutuyor.
Patlamasa bile belli bir kesimin beğendiği işler oluyor.
Ukalalık olsun diye söylemiyorum ama hemen hemen yapılan her proje bana geliyor. Şu anda TV'de popüler olan tüm işlerin senaryoları evde duruyor. Ama "belli bir kesim" diyorsunuz ya, işte ben de o kesime iş yapmak istiyorum. O kesim tanısın beni, yeter. Benim işim o kesimle.
Zuhal Olcay: "Almancama herkes güldü. Hollanda aksanıyla konuşuyormuşum"
Dizide iki karakteri canlandırıyorsunuz. İkiz kardeşler. Zor muydu?
Zuhal O.: Zor ama zevkli. İlk bölümlerde Leyla karakterinin Almanca konuşuyor olması beni çok zorladı. Allahım, nasıl zordu! Hiç Almanca bilmiyorum. Daha önce Almanca bir filmde oynamıştım, o zaman üç ay koçla çalışmıştım. Burada öyle bir şey yoktu. Oradan kalanla... Seslendirme yapıyoruz şimdi. İki kişi geldi yardıma. Ben konuşuyorum, ikisi de kırılıyor gülmekten. "Çok tuhaf. Türksün ama aksanın Hollanda aksanı" dediler. Tuba da Kürtçe konuştu. Aynı şey. Çok zor, değil mi?
Tuba Ü.: Garip bir şey ya. Keşke imkanımız olsa bir proje için bir dil öğrensek. Hollywood değil ki burası! Bana 20 milyon dolar verseler, kaç dil öğrenirim.
Pınar Altuğ da yeni bir diziye başlamış, iki karakteri canlandıracakmış.
Zuhal O.: Ne güzel. Haberim yoktu. Sekiz aydır hiç TV izlemiyorum. Diyorlar ki bu diziyi şunun karşısına mı, bunun karşısına mı koyalım. Bilmiyorum!
Tuba Ü.: Ben TV izliyorum. Hepsine bakmaya çalışıyorum. Dizi hangisinin karşısında olmalı, okuyacağım senaryoları neye göre seçmeliyim... Her şeyi izliyorum. Kaynanaları da, prensleri de...
Dizide bir tür gelin-kaynanayı oynuyorsunuz. Kaynanalık yaptı mı Olcay?
Hayır. Biz Urfa'da yaşıyoruz. İlişkiyi herkes biliyor ama kimse konuşmuyor. Beni evin kızı gibi seviyorlar.
Gelin-kaynana izlemek boşa gitti.
Tuba Ü.: Ben kullanıyorum onları.
Nerede? Özel hayatınızda var mı böyle bir kayınvalide sorunu?
Tuba Ü.: Aman yok. Allah'a şükür. Onları izledikçe, halime şükrediyorum.
|
|
|

|