Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İlkbaharda Alaçatı

Yaz gelip de kalabalıklaşmadan Alaçatı'yı ziyaret edin. Taş Otel'de konaklayın, Agrilia ve Tuval'de hazırlanan nefis yemeklerin mutlaka tadına bakın


Alaçatı'da bir sebze ve bir antika pazarı varmış ki sormayın... Alaçatı'da Zeynep Özyiş isimli bir hanım Taş Otel diye bir otel yaptırmış ki sormayın..."
Herkes bunları söylüyor... Sosyetenin yaz aylarında Alaçatı'yı mesken tuttuğu, taş evlerin kapış kapış gittiği anlatılıyor. Bu Alaçatı denilen yer ne biçim bir yermiş? Sosyete yaz mevsimi hücum etmeden bir de biz görelim dedik. Alaçatı'nın ilkbahar mevsimini, sosyetenin hücum etmemiş halini gördük. Bayıldık. Hayran olduk.
Tabii ki doğrudan doğruya Zeynep Özyiş'in Taş Oteli'ne gittik. Hafta içi gittiğimiz için de boş oda bulabildik. Zeynep Özyiş aslında Alaçatı'ya ilginin kapısını açan hanım.
Çünkü Alaçatı 100 yıldır Alaçatı... Ve de 100 yıldır (Allah'tan) Alaçatı'ya uğrayan olmamış ki, şehrin yapısı bozulmamış. Eski evler olduğu gibi kalmış.

Bataklıktan Alaçatı'ya
Alaçatı bir bataklıkmış. Sivrisineklerden bıkan çevre halkı saraya rica etmiş. Sadrazam efendimiz, bataklığı kurutmak için adalardan Rum işçiler getirtmiş. Rum işçiler daha sonra buralarda yerleşerek bağcılık, şarapçılık yapmış. Alaçatı Limanı'nda şarap fabrikası kurulmuş. 1914 Balkan Savaşı'ndan kaçanların bir bölümü gemiyle Alaçatı'ya getirilince Rumlar Sakız Adası'na kaçmış. 1924 mübadelesiyle gelen Selanik göçmenlerinden bir bölümü Alaçatı'ya yerleştirilmiş. Selanik'ten gelenler tütün ve hayvancılıkla uğraşmış. Bağlar, üzümcülük, şarapçılık yok olmuş. 1980 yılından sonra tütüncülük de tarihe karışınca Alaçatı çökmüş. Ta ki, kolejli (işletme okumuş) Zeyneş Özyiş gibi bir hanım burada eski, taş bir Rum evini otele dönüştürünceye kadar...
Taş Otel 2001 yılında hizmete açılmış. Üç yıl içinde
Alaçatı'da 6 butik otelin, 14 lokantanın, sayısız kahve ve barın açılmasına öncülük etmiş.
O kadar mı... Şimdilerde o fakir (fakat el değmemiş) yerleşim yerlerindeki evler satın alınıp onarılıyor. Bunu yapanlara şapka çıkarılır...
Ama bir de "taş ev kirliliği" başlamış ki... Buna ne yapılır bilemiyorum. Zeynep Özyiş'in otelini ve otel bitişiğindeki taş evini beğenenler çoğalınca, müteahhitler dağı taşı Taş Otel benzeri (ama hiç de benzemeyen, dejenere) taş yapılarla doldurmaya başlamış. Şimdi sosyete modası Alaçatı'da yeni yapı (dejenere) taş ev satın almakmış.

Sekiz odalı, şipşirin bir otel
Dönelim Taş Otel'e... Alt katta oturma salonları, üst katta 8 odası olan şipşirin bir otel. Bu otelin salonunda şömine başında otururken hayatımda ilk defa bir köpeği ellemek zorunda kaldım. Hayvan severim de elleyemezdim. Kocaman bir köpek yaklaştı. Ben ne yapacak diye beklerken, getirdi elini dizime dayadı. Gözlerini gözlerime dikti. Şaşırdım. Tertemiz, tüyleri pırıl pırıl parlayan başını okşamaya mecbur kaldım. O da ilgiden hoşlandı. Bu defa başını dizime dayadı... Muhabbetimiz otelde konakladığımız sürece devam etti. Bu sıcak hayvan otel sahibesinin Oğlum isimli köpeğiymiş.
Otelin servis elemanları güzel, servisi güzel, sabah kahvaltısı zengin mi zengin. Kahvaltı salonunda otelde konaklayan İzmirli Şenocak ailesiyle tanıştık. Klimasan Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şenocak, Alaçatı hayranlarındanmış. Bizi Alaçatı'nın ünlü sebze pazarına götürdü. O yeşilliklere, sebzelere, otlara hayran olduk. Taşıma imkanı olsa yüklen İstanbul'a taşı... Ot meraklıları mutlaka görmeli.
Kış aylarında antika pazarı kurulmazmış. Meydanda kahvede oturduk. Otlu gözleme yedik. Çay içtik. Daha sonra Şenocaklar otomobilleriyle bizi çevrede dolaştırdı. Akşamüzeri Alaçatı'nın tenha sokaklarında dolanırken dikkatimizi Agrilia isimli eski bir taş bina çekti. İçine girince görkemi bizi etkiledi. Yüksek ahşap bir tavan. Kocaman bir salon. Eski bir tütün deposunu kafeye dönüştürmüşler. Agrilia ismi yabani yeşil zeytinden geliyormuş.

Kahvede şömine keyfi
Kafenin içinde her şey doğal. Göze batan sivrilik yok. Bir köşedeki rafa nefis seramikler dizilmiş... Önlüklü zarif bir hanım ilgi gösterdi. Biz masaya oturmadan seramiklere yöneldik. "Bunlar Sıtkı ustanın seramikleri mi?" diye soracak olduk. "Hayır, bunları ben yapıyorum" dedi. Nevin Yurtemre hanım daha önce resim yaparmış, 6 sergi açmış. Şimdi seramiğe yönelmiş. Seramiklerinin her birinin rengi ve deseni farklı. Fiyatları uygun. İki parça seramik aldık. İmkanım olsa hepsini alır dostlara dağıtırdık. Nevin Yurtemre, Agrilia'nın mutfağında Hatice Kara'ya yardım ediyor. Daha sonra kafenin işletmecisi, eski sörf hocası Melih Pekşen ile tanıştık. Melih Pekşen de mutfağa meraklı. Özel soslu makarnaları, ızgara etleri ve tatlılarıyla övünüyor. Gürül gürül yanan kömür sobasının ısıttığı kafede, gürül gürül yanan şömine başında oturmak ve sohbet pek tatlıydı.

Tuval'in bonfileleri nefis
Akşam yemeğini, Semra Erdoğan'ın Tuval isimli lokantasında yedik. Bir lokantaya hanım eli değince her şey başka oluyor. Tuval'in soslu, dövülmemiş bonfileleri ve T-bone steak'i ünlüymüş. Tadalım dedik. Kıvır kıvır, yumuşacık lezzetli et yedik. Lokantanın şefi Hakan Yiğit, masamıza servis yapan Sezgin Eren yakın ilgi gösterdi. Yemek fiyatları da şarap fiyatı da makul rakamlarda idi.
Alaçatı sokaklarında yürürken Rasim Usta ismini taşıyan, ev yemekleriyle ünlü bir lokantaya da uğradık. Dede Hüseyin Demirel mübadeleyle Alaçatı'ya gelenlerden. Daha sonra baba Rasim, şimdi de oğul Arif tezgahın başına geçmiş. Oğlak haşlamaları ve tas kebapları pek nefis.

PAZAR
"Hepsi senin suçun Zuhal abla"
"Balıklara bir şey olur diye altı ay uyumadık"
"Akademik ölçülere pek uymayan bir kişiliğim var"
"Azınlık Raporu" gerçek oldu
Konak Meydanı yeniden canlandı, Kastamonu konakları turist çekti
'Futbol onları doğru yolda tutacak'
NY Times'ın 'keşifleri'
Evlendikten sonra neden kilo alırız!
Politika şaraba da girdi!
Bu fuar ağzının tadını bilenler için
Milliyet Sanat'ta bu ay Yılmaz Güney var
Taksim Square yenilendi
Köpeksiz bir tatil mi? Asla!
"Herr Duvaren son einder"
İlkbaharda Alaçatı
Caravaggio yine kalplerde
Şehzadebaşı denen semt
"Seni ö'rtmene söylücezzz"
Uzun uzun uzaklara bakanlara





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet