Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Öncelikli sorun seçim

Muhalefet, en geç haziranda seçim için meydanlara çıkmaya hazırlanıyor. Aydınlar, "Seçim için sokaklara dökülecek 1 milyon kişinin önünde hangi güç durabilir ki?" diye soruyor

Lübnan'da demokrasi rüzgarı - 2 / BEYRUT

Bankacısı, işadamı, gazetecisi, öğretim üyesi, avukatı yemekteyiz. Tepeden Akdeniz'e bakan güzel bir ev. Geçen cuma akşamı. Hemen herkes 'Muhalefet'e mensup. Suriye'nin Lübnan'dan çekip gitmesi ve 'genel seçimler'in en geç haziran ayında yapılmasından yana olan bir topluluk.
Beyrut'un kremasından bir kesit.
Uzun, büyük masada neşeli bir hava... Lübnanlı genç meslektaşım bana Lübnan'da derin devleti anlatıyor. Suriye'nin damgasını vurduğu, üst düzeyde güvenlik ve istihbarat yetkililerinden oluşan aygıtı, sivil ve askerlerden meydana gelen bir çekirdeği, 'çete'yi etkisiz kılmadan Lübnan'da hiçbir şeyin düzelemeyeceğini söylüyor. Ona göre, gündemdeki en önemli sorun bu...
Uzaklardan bir patlama sesi!
Sohbet bıçak gibi kesiliyor.
Bir an sessizlik.
Yüz ifadeleri tedirginleşiyor.
Arkasından cep telefonları... Saat gecenin on buçuğu. Meslektaşım kızına mesaj çekiyor, bir yere çıkmaması için. "Broummana'da patlamış bomba" diyor, "Daha çok varlıklı Hıristiyanların yaşadığı dağda büyük bir yerleşim merkezi..."

Yine patlamalar
Biri Amerikalı, yedi yaralı...
"Her dört günde bir bomba deniyor. Perşembe günü bu dört gün dolmuştu galiba."
"Beyrut'u çabuk öğrenmişsiniz."
"Suriye çekilirken intikam mı alıyor?"
"Öyle denebilir. Hükümet yok gibi. Belirli aralıklarla patlamalar. İnsanlar fazla dışarı çıkamıyor. Sokakta, çarşıda pazarda sürekli aramalar. Asker ortalıkta... Uzun yıllardır bu havayı unutmuştuk. En geç haziranda seçimler yapılmalı. Böyle giderse, bu yazı kaybederiz."
Bankacı tedirgin:
"Geçen yıl 600 bin civarında turist geldi Lübnan'a. Çoğunluğu Körfez'deki Arap ülkelerinden ve çok zengin bir kitle. Büyük harcama yapıyorlar. Üstelik son bir yıldır petrolden çok para kazandılar. Onları kaçırabiliriz."
Biri ekliyor:
"Daha tehlikelisi, Lübnan'dan sermaye kaçışı... Henüz bir hareketlilik yok ama böyle giderse, patlamalar vesaire derken banka hesapları boşalmaya başlar."

Psikolojik savaş
Cuma günü öğleden sonra Türkiye'de de iş yapan bir banka yöneticisiyle sohbet aklıma takılıyor:
"Suriye'nin yaptığı psikolojik savaş! İnsanlara korku salmak istiyor. Daha ileri gideceğini sanmıyorum. İç savaş benzeri gelişmeler beklemiyorum. Ayrıca bir iç savaşı finanse edebilecek oyuncular artık yok bölgede, uluslararası sahnede... Ayrıca ekonomik olarak Suriye de Lübnan'a muhtaç. Bindiği dalı keseceğine ihtimal vermem. Kendisi de bankacılık sistemini liberalleştirmek için adımlar atıyor. Ama çok mahcup adımlar. Gizlilik ve güvence yok. Devlet hâkim bütün bankalara. Özel mülkiyet sınırlı. Suriyeli zenginler paralarını Lübnan bankalarında tutuyorlar daha çok. Avrupa'ya da göndermiyorlar. Çünkü Amerika'nın uygulayabileceği bir ekonomik ambargodan korkuyorlar. Paralarını çekerlerse de, Suriye'ye götürüp yastık altında tutuyorlar."
Beyrut Amerikan Üniversitesi.
Arap dünyasının geçmişten beri genellikle önünde giden ve daha çok sol radikal akımların beşiği olan bir bilim yuvası... Ana giriş kapısında 1866 yazıyor. Amerikalı misyonerler, İstanbul'da Robert Kolej'le burayı aynı tarihlerde kurmuşlar. Nasıl Boğaz'ın en güzel yerini bulmuşlarsa, burada da aynı işi başarmışlar.

O şairi düşünüyorum
Üniversite kampusü asırlık servilerin, çamların, palmiyelerin arasından Akdeniz'e bakıyor. Etraf mis gibi taze kesilmiş çim kokuyor. Servi ağacının altındaki bir banka oturup denizi seyrederken, Halil Hawi'yi düşünüyorum.
İntihar eden o şairi...
İsrail, 1982'de Lübnan'ı işgal edip Beyrut'a kadar girince, Lübnan'ın yardımına koşmayan Arap kardeşlerine tepkiden, utancından Amerikan Üniversitesi'ndeki odasında bir mektup yazarak intihar eden büyük ozanın fırtınalı iç dünyasını bir an anlamaya çalışıyorum.

Suriye zaman kazanıyor
Elli yaşlarında bir öğretim üyesi. Osmanlı tarihi üzerinde uzmanlaşmış. Filistinli. Çeyrek yüzyıldır Beyrut Amerikan Üniversitesi'nde. Lübnan'ı konuşuyoruz.
Suriye'nin zaman kazanmaya çalıştığını anlatıyor. İktidar bloku için öncelikli konunun seçimlerin belirsiz bir tarihe ertelenmesi olduğunu belirtiyor. Ve ekliyor:
"En geç haziranda seçim!"
Seçim kararı gecikirse, muhalefetin sokağa, meydanlara döküleceğini, bunun önünde de kimsenin duramayacağını söylüyor. Üç gündür Beyrut'tayım. Bunu sürekli duyuyorum.
Kitlelerin sokağa dökülmesi... Seçim için meydanlara çıkmak... Ve Meclis'e yürümek!
Konuşulan bir konu... Tıpkı Gürcistan'daki, Ukrayna'daki, son olarak Kırgızistan'daki gibi... Bir gazete yöneticisinin geçen günkü sözleri kulağımda:

Muhaberat korkusu
"Bir milyon kişi meydanlara dökülebilir. Muhalefetin bu gücü var. Seçim diyerek sokağa çıkacak halkın önünde hiçbir güç duramaz. Kitleler seçim diye haykırarak Meclis'e doğru yürüyüşe geçince, o gün gelince, seçime gitmekten başka bir şey yapamazlar. O gün yaklaşıyor. Dileriz, yanlış yapmaz iktidardakiler ve Suriye..."
Belki dikkat ediyorsunuz. Yazılarımı genellikle isim vermeden yazıyorum. Muhaberat korkusu! Suriye gizli servisinin yaratmış olduğu tedirginliği göz önünde tuttuğum için öyle... Osmanlı tarihi profesörünü dinliyorum. Kaygıları var. O da derin devleti anlatıyor bana: "Evet, Suriye çekilirken intikam almak isteyebilir. Bombalar, terör eylemleri... Bir nokta çok açık. Şam'daki siyasal elit, artık sonun geldiğini çok net görüyor. Çekilmekten ve yeni duruma kendini uyarlamaktan başka çare olmadığının farkında. Ancak iktidar onların elinde sayılmaz."
"Ya kimin elinde?"
"O iç çekirdek önemli. Suriye ve Lübnan'daki muhaberat, gizli servis... İpler bunların elinde. Son on yıldır iktidar onlarda. Kumarhanelerden, havaalanlarından, gümrüklerden her şeyden büyük avanta alıyorlar. Çok zengin oldular, servet edindiler. Bunu kolay bırakmak istemezler. Sorun bu. Şimdi direniyorlar. İmtiyazlarını korumak istiyorlar. Koruyamayacaklarını görmeye başladılarsa, Lübnan muhalefetine bunun bedelini ödetmek isteyebilirler. Ortalığı kan gölüne çevirmek isteyebilirler. Seçimleri sonuna kadar engellemek isteyebilirler. İşte bunlardan kaygı duyuyorum."
'Irak savaşı'nı konuşuyoruz. Biraz zorlanarak, hatta başını öne eğerek, manalı manalı gülerek şöyle diyor: "Başkan Bush'tan hoşlanmıyorum. Irak savaşını istemedim. Ama talihsiz de olsa bir şeyi kabul etmek zorundayım. Bölgede değişim tekerleği ite kaka da olsa Irak'la birlikte, özellikle 30 Ocak seçimleriyle birlikte dönmeye başladı."

Bölge etkilenecek
Sanki utanarak konuşuyor.
"Ama realite bu... Keşke Arap halkı bunu kendisi başarabilseydi. Bu konuda tüm krediyi Bush'a vermek istemiyorum ama durum böyle... Tabii Irak'ta ne olacağı da henüz belli değil. Lübnan'daki durum daha farklı. Buradaki hareketlenmeyi biz yarattık. Lübnan'ın demokrasi geleneği var. Biz Lübnan'da başarılı olursak, bundan bütün bölge etkilenecek. Örneğin Ürdün bizi hayranlıkla izliyor. Suriye gittikçe izole oluyor. İç muhalefet bu ülkede de kıpırdıyor, örgütleniyor. Değişmek zorunda Suriye de. Lübnan değişti mi, Baas rejimi değişmeden duramaz."
Değişim rüzgârları!
Lübnan'da esiyor şimdilik. Ama bu pencereden bakınca, yalnız Lübnan'la sınırlı kalmayacağı anlaşılıyor. Beyrut yazılarının üçüncüsü yarın.

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Pire berber iken, deve tellal iken...
BİR Japon ressamı, "gerçeküstücü" olduğu duyu...
Melih AŞIK
Hıncal'ın şikâyeti
Hıncal Uluç'un dünkü yazısı, basın âleminde h...
Fikret BİLA
ANAP ve Mumcu
Erkan Mumcu, hükümetten ve AKP'den istifa edi...
Hasan CEMAL
Öncelikli sorun seçim
Bankacısı, işadamı, gazetecisi, öğretim üyesi...
Güneri CIVAOĞLU
Hayatımdaki divalar (!)
Sophia Loren'i önce sahnede ödül alırken izle...
Can DÜNDAR
Güneşin battığı yerde
Tunus uçağı Kartaca Havaalanı için alçaldığın...
Abbas GÜÇLÜ
İntihal gerginliği
Hükümet ile YÖK ve üniversiteler arasındaki g...
Mehmet Y. YILMAZ
Erkeklerin olmadığı bir dünyada kadın olmak
Kaliforniya sahillerinin 30 kilometre kadar a...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
TİLKİ ormanda dolaşırken, bakmış bir kartal h...
Derya SAZAK
Türküye hücre cezası
Yeni Ceza Yasası'nın yürürlük tarihi 1 Hazira...
Meral TAMER
Güzellik Nesneleri
Çağrılı olduğum her yere ille de tam saatinde...
Ece TEMELKURAN
Kapılmış gidiyor bahtının rüzgarına...
Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her g...
Tamer HEPER
Kâğıt üzerinde kalmamalı
Haberi görmüşsünüzdür, yeni yayımlanan yönetm...
Osman ULAGAY
Türkiye'de 5 kişiden 3'ünün ruh sağlığı bozuk
Yazının başlığını okuyup telaşa kapılan (ya d...
Güngör URAS
Antakya'da "çan, ezan, hazan"
Antakya'da, İsa'nın 12 havarisinden Sen Piyer...
Serpil YILMAZ
TGSD Başkanı bankacı olunca
Son bir yıllık ve yılın ilk çeyreğine ait ver...

© 2005 Milliyet