Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hayatımdaki divalar (!)


Sophia Loren'i önce sahnede ödül alırken izledim. Sonra da, kısa bir süre onuruna verilen yemekte...
Yerkürenin az sayıda "diva"larından biri.
Sıcak ve kişilikli bir Akdeniz kadını...
"Mare Nostrum" yani, "bizim deniz" diye tanımlanan Akdeniz, güzelliklerin ve uygarlığın rahmidir.
Kadınları da bir başkadır.
Çocuklukla ilk gençlik yıllarımın arasındaki çağlarda hayallerimin/rüyalarımın kadınları genelde Akdenizlilerdi. Biri de Sophia Loren...
Ve onun gibi iri göğüslü, iri gözlü, kalın dudaklı Gina Lolobrigida.
Acı Pirinç filminin, pirinç tarlalarındaki ıslak ve çekici kadını Silvana Mangano... Ornella Mutti ve Claudia Cardinale...
Şehla gözlerinde bir başka derinlik bulduğum, Dalida.
Soylu güzel Catherine Deneuve...
İki istisna...
Romantik gençliğimize damardan giren Romy Schneider...
Bebek yüzlü Leslie Caron...

Kesişmeler
Yerküredeki 6 milyar insandan ikisinin aynı metrekarede karşılaşmaları, ihtimaller hesabına göre bilmiyorum kaç katrilyonda birdir.
Sıraladığım isimlerden bazıları için, işte o ihtimaller hesabına dahi sığmayan mucizeleri yaşadım.
Cumartesi gecesi Lütfü Kırdar'da ve Loft'ta izlediğim Sophia Loren bunlardan biri.
Ya diğerleri?
Hafızamı yokluyorum... Romy Schneider'le bir tarihte Orangerie Restoran'da yan yana masalarda oturduk. Onu uzun süre seyrettim.
Sandığımdan kısa boyluydu.
Seçkin bir güzeldi.
Dalida ile, Genel Yayın Yönetmeni olduğum gazetenin patronunun evinde tanıştım.
Uzunca süre konuştuk. Paris'e ve Cannes'a çağırdı.
Doğal ve duyarlıydı.
Ne yazık ki ikisi de intihar ettiler.
Gene Paris'te bir gece... Dan Brawn'un Da Vinci'nin Şifresi kitabıyla daha da ünlenen, Eglise Saint Sulpice meydanında, bir küçük köpek dikkatimi çekmişti. Boynundaki tasmayı yerlerde sürüyerek koşuyor, ani dönüşler yapıyordu. Tam bir maskaraydı. Birlikte oynadık. Sonra sahibi (sahibesi) geldi. Catherine Deneuve'ü tepemde görünce şaşırdım/sevindim. Bizim nesilde ona âşık olmayan yoktur.
Ünlü karikatürist Sempe, sınır tanımaz doktorlar örgütünün başı politikacı Bernard Kouchner ve eşi TV gazetecisi Christine Ockrent, sinema yönetmeni Jean Vilard gibi, o da meydanı çevreleyen binalardan birinde oturuyordu. Geceleri köpeğini gezdirirdi.
Deneuve'ü sonraları da sık sık gördüm...
Paris hallerinde bir balıkçı lokantası...
Harika bir balık yemiştim.
Şarap nefisti.
Koskoca bir puro yaktım.
Dumanını savura savura içiyorum.
Yandaki masada iki erkek ve bir yaşlıca ufak tefek hanım yemekteler.
Erkeklerden biri kalktı ve yanıma geldi. Kulağıma, "Yan masadaki hanım puro dumanından rahatsız oluyor. Kendisine bir bakın, belki fedakârlık yaparsınız" diye fısıldadı.
Baktım... Anında tanıdım.
Çocukluk/ergenlik yaşlarımın romantik takıntısı Leslie Caron.
Gülümsüyor.
Puroyu hemen yok ettim.
..............
Strasbourg'da canlı yayındayız. Ornella Mutti ile söyleşiyoruz. O sadece İtalyanca konuşuyor. Ben İtalyanca bilmiyorum. Şimdi tam hatırlamıyorum ama ben İngilizce ya da Fransızca soruyorum. Kulaklığına İtalyancaya çevirisi gidiyor. O da İtalyanca cevap veriyor ve kulaklığıma tercümesi iletiliyor. Ancak benim iletişim hattım bozuluverdi.
Soruyorum... Ama İtalyancadan tercüme cevabı alamıyorum.
Programı durdurup teknik yardım istemem imkânsız. Uydudan sadece 20 dakika kiralamışız.
Çaresiz... Onun cevaplarını anlıyormuş gibi yaparak soruları sürdürdüm.
O da İtalyanca anlamadığım cevaplar verdi. Tercüme, TV alıcılarına yansıyordu ve Türkiye'deki izleyici yaşadığım teknik sorunun farkında değildi.
Ya Ornella Mutti bir soruma, "Bir önceki sorunuz bağlamında bu sorduğunuzu daha şimdi cevaplamıştım" deseydi...
Sıkıntıdan sırılsıklam terlemiştim. Ornella'nın güzelliğinin tadını çıkaramadım. Bana öyle güzel iltifatlarda bulunmuş ki, bunu da anlamadığım için kazık gibi durmuş, teşekkür bile etmeden başka soruya geçmişim...
Oysa gece, belki Ren'in kollarından birinin kıyısındaki restoranda sürebilirdi. O kentte öğrencilik yaptım. Romantik yerleri iyi bilirim.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Pire berber iken, deve tellal iken...
BİR Japon ressamı, "gerçeküstücü" olduğu duyu...
Melih AŞIK
Hıncal'ın şikâyeti
Hıncal Uluç'un dünkü yazısı, basın âleminde h...
Fikret BİLA
ANAP ve Mumcu
Erkan Mumcu, hükümetten ve AKP'den istifa edi...
Hasan CEMAL
Öncelikli sorun seçim
Bankacısı, işadamı, gazetecisi, öğretim üyesi...
Güneri CIVAOĞLU
Hayatımdaki divalar (!)
Sophia Loren'i önce sahnede ödül alırken izle...
Can DÜNDAR
Güneşin battığı yerde
Tunus uçağı Kartaca Havaalanı için alçaldığın...
Abbas GÜÇLÜ
İntihal gerginliği
Hükümet ile YÖK ve üniversiteler arasındaki g...
Mehmet Y. YILMAZ
Erkeklerin olmadığı bir dünyada kadın olmak
Kaliforniya sahillerinin 30 kilometre kadar a...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
TİLKİ ormanda dolaşırken, bakmış bir kartal h...
Derya SAZAK
Türküye hücre cezası
Yeni Ceza Yasası'nın yürürlük tarihi 1 Hazira...
Meral TAMER
Güzellik Nesneleri
Çağrılı olduğum her yere ille de tam saatinde...
Ece TEMELKURAN
Kapılmış gidiyor bahtının rüzgarına...
Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her g...
Tamer HEPER
Kâğıt üzerinde kalmamalı
Haberi görmüşsünüzdür, yeni yayımlanan yönetm...
Osman ULAGAY
Türkiye'de 5 kişiden 3'ünün ruh sağlığı bozuk
Yazının başlığını okuyup telaşa kapılan (ya d...
Güngör URAS
Antakya'da "çan, ezan, hazan"
Antakya'da, İsa'nın 12 havarisinden Sen Piyer...
Serpil YILMAZ
TGSD Başkanı bankacı olunca
Son bir yıllık ve yılın ilk çeyreğine ait ver...

© 2005 Milliyet