Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Nisan 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Çocuğuz ama şarkılarımız büyükler için"

Sokak müzisyeni üç kardeşten kurulu Beyoğlu Mızıkacıları, "Kaçalım" adlı ilk albümünü çıkardı. Grup üyeleri, "Gruba katılacak diğer elemanlar da yolda çünkü biz 12 kardeşiz" diyor

ÖZKAN GÜVEN


Türk filmlerinde şöyle bir sahne olur: Birisi veya birileri sokakta müzik yapar. O sırada yoldan geçen yetenek avcısı yapımcı, cüzdanından kartvizitini çıkarıp uzatır. Ardından sihirli kelimeler ağızdan dökülür: "Yanıma gel, sana kaset çıkarayım." Böyle bir sahneyi İstiklal Caddesi'nin belki de en küçük sokak müzisyeni Kaya kardeşler de yaşamış. Ama karşılarındaki ne müzik yapımcısıymış ne de onlara kartvizit uzatmış. Şarkıcı Mustafa
Uğur, Hatice (16), Kemal (15) ve Uğur (12) Kaya'yı iki gün üst üste sokakta çaktırmadan dinlemiş. Daha sonra onları ellerinden tutup Unkapanı'na götürmüş. Gruba Beyoğlu Mızıkacıları adı konulmuş, hemen ardından da onların bestelerinden oluşan bir albüm yapılmış. Beyoğlu Mızıkacıları'nın ilk albümü "Kaçalım" 15 gün önce piyasaya çıktı. Albümdeki çıkış parçası olan bu şarkıya klip de çekildi. Şimdilerde Beyoğlu Mızıkacıları'nın keyfine diyecek yok, çok mutlular. Televizyon programlarına katılıyor, okullarda konserler veriyorlar. Grup, her ne kadar üç kişiden oluşuyor gibi görünse de kısa zamanda genişleyeceğe benziyor. Çünkü Kaya ailesinin 12 çocuğu da müzikle büyüyor.

Siz neden sokaklarda müzik yapıyorsunuz?
Kemal Kaya: Hayat bizi buna zorladı. Biz 12 kardeşiz. Babamız müzisyendi. Şarkıcıların albümlerinin kayıtlarında ney çalardı. İki yıl önce beyin kanaması geçirdi, felç oldu. O hastalanınca bu kez annem pazarda tişört falan satmaya başladı. Bütün yük annemin sırtına binmişti. Pazarda kazandıkları evin ihtiyacını karşılayamıyordu. Biz de üç kardeş Beyoğlu'nda çalmaya karar verdik.

Kaç para kazanıyordunuz günde?
Hatice Kaya: İlk başlarda az kazanıyorduk, günde 6-7 milyon. Şimdilerde 20-25 milyon kazanıyoruz. Çünkü biz çok güzel besteler yaptık. İnsanlar müziğimizi, bizi seviyor. "Kaçalım" albümü piyasaya çıktıktan sonra da sokakta çalmaya devam ettik. Çalarken aynı zamanda albümümüzü de satıyoruz.

Ne yapıyorsunuz kazandığınız parayla?
Uğur Kaya: Okul masraflarını çıkarıyoruz, müzik aletleri alıyoruz, kalan parayı da annemize veriyoruz.

Hatice K.: Biz çok acı çektik ya... En büyük acı parasızlıktır. Aslında en çok acıyı annem çekti belki. Bize o yoklukta bile her istediğimizi almaya çalıştı ama kendisi çöktü.

Albümden biraz bahsedelim...
Hatice K.: 10 parça var, hepsini de biz yaptık. Sözleri genellikle bana, müzikleri de Kemal'e ait.

Şarkılarınız hep aşk üzerine yazılmış. Bu yaşta aşkı çözmüş gibisiniz?
Hatice K.: Bu albümde yok ama benim kıymalı börek üzerine yazdığım bir şarkı da var. Albümdeki aşk şarkılarını bir sevgilim var da ondan esinlendim diye yazmadım. Çevremdeki insanların öykülerini duyuyordum. Bunları hissederek yazdım.

Kemal K.: Kabul ediyoruz, biz çocuğuz ama şarkılarımızı büyükler için yaptık.

Şarkılarınızı nasıl yaparsınız?
Kemal K.: Mutlaka gürültülü bir ortamda yazılır. Babam yapılan şarkıya "olmuş" derse o şarkı olmuştur. Onu hemen repertuvarımıza koyarız.

Ben şarkılarınızı dinledim ama ne tarz çaldığınızı anlayamadım.
Uğur K.: Biz de bilmiyoruz ki.

"Sabah çay bardağının sesini duyan kalkar"
Anneniz ve babanızla birlikte evde 14 kişi yaşıyor. Bu kadar kalabalık bir evde yaşamak zor değil mi?
Uğur K.: Zor ama güzel.

Hatice K.: Ben bir-iki kardeş olsaydık evimiz bu kadar neşeli olmayacaktı diye düşündüm hep.

Eviniz kaç odalı?
Hatice K.: Üç oda bir salon.

Kemal K.: Eve sığmakta biraz zorlanıyoruz. Herkes bulduğu yerde yatar. Sabah çay bardağının sesini duyan kalkar. Kahvaltılarda, yemeklerde ev gürültülüdür. Çay bitti, peynir bitti diye kavga çıkar.

Hatice K.: Akşamları evde toplanıp kim ne çalıyorsa müziğe başlarız.

Evde kim ne çalar?
Üçümüz de gitar çalabiliyoruz. Ben gitarın dışında piyano da çalıyorum. Evde bir sürü enstrüman var. Keman, darbuka, ritim sazları, mızıka, bas gitar, elektro gitar... Diğer kardeşlerimiz de kendi çaplarında çalar. Bu yüzden grubun yeni üyeleri de yolda yani. Onlar da büyüyünce bize katılacaklar.

Siz yaşınıza uygun davranıp sokakta oyun oynamaz mısınız?
Uğur K.: Oynamaz olur muyumuz? Saklambaç, körebe, futbolu çok seviyoruz. Ama müzik ruhun gıdasıdır. Onun için müziğe daha çok zaman ayırıyoruz.

CUMARTESİ
"En iyi kadın basketbol takımı en başarısız erkekleri yenemez"
Emekliliği kısa sürdü
"Çocuğuz ama şarkılarımız büyükler için"
Şimdi senarist, pek yakında yönetmen
Bulaşık makinesinden kuş, buzdolabından denizatı
Türklere flamenko öğretmeye başlıyor
Kuaförlere 'saç modası' dersleri
Türk sineması 90 yaşında
Güneş sıcak yüzünü gösterecek
Girdaplar 7: AşkGirdaplar 7: Aşk





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet