Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Nisan 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Öğretmenlerin dizüstü serüveni


Eğitim dünyasının bilişim heyecanı Özal'la başladı. O her okul için bilgisayar öngörmüştü. AKP iktidarı da her öğretmene dizüstü bilgisayar vaat ediyor. Ama bir türlü arkası gelmiyor.
Projenin uygulanabilir hale gelmesi yıllarca sürdü. İhaleler tamamlanıp marka ve kredi sağlayacak bankanın belli olmasından sonra, her şey yoluna girecek diye beklerken yeni sıkıntılar ortaya çıktı.
Güya KDV ve banka faizi alınmayacaktı. Ama olmadı. Bu durum, öğretmenleri üzmüşe benziyor. Bu konuda alkış bekleyen hükümet ise, adeta eleştiri bombardımanı altında. Öğretmenlerden öğretim üyelerine, eğitim örgütlerinden okul yöneticilerine kadar hemen herkes büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Hepsinin farklı bir gerekçesi var.
İşte size iki ilginç örnek; ilki emekli bir profesörden, ikincisi de bir eğitim sendikasından.
"Sayın Abbas Güçlü,
Lütfen bu tiyatroyu seyredin (En azından gözünüzde canlandırın!): Milliyet'ten, yılan hikâyesine dönmüş olan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın açtığı ihalenin sonuçlandığını öğrendim ve bir adet Toshiba bilgisayar almaya karar verdim.
Toshiba'yı aradım.
Soru: Peşin almak istiyorum, fiyatı nedir?
Cevap: 1.062 dolar ama, peşin alamazsınız; Vakıfbank'a gidin, kredi alın.
Soru: Tamamı 1.062 dolar! Bunun için niye kredi alayım? Peşin almak istiyorum. Cevap: İhale böyle, peşin alamazsınız; Vakıfbank'a gidin, kredi alın.
Soru: Emekli maaşımı Garanti Bankası'dan alıyorum, oraya gitsem olur mu?
Cevap: Hayır, Vakıfbank'a gidin, başka yolu yok!
Merakım iyice arttı! Vakıfbank'a gittim.
Soru: Toshiba PC almak için geldim, ne yapayım?
Cevap: Size kredi açacağız ama önce kredi kartı almalısınız, sonra ihtiyaç kredisine başvuracaksınız, Banka değerlendirecek, eğer durumunuz uygunsa, size önce kredi kartı postalanacak, sonra kredi çıkacak, Toshiba'ya bildireceğiz, ürünü adresinize yollayacaklar. Ama şimdiden uyarıyoruz; Toshiba 45-60 günde teslim ediyor, bu arada da ürünü almadan, bir iki taksit ödemiş dahi olabilirsiniz!
Soru: Toshiba'nın fiyatı 12 aylık faizi dahil 1.700 YTL, benim aylık emekli maaşım 2.200 YTL; herhalde kredi çabuk çıkar...
Cevap: Bununla maaşınızın hiçbir ilişkisi yok, her kredi aynı usullerle verilir! (Herhalde, hortumlama işlerinden ağızları yanmış; yoğurdu üfleyip yemek istiyorlar)
Elime bir adet kredi kartı başvurusu, bir adet de "ihtiyaç kredisi" formu tutuşturdular, yolladılar.
Kredi kartı formunda iki adet garantör (herhalde kefil demek bu, hayatımda ilk defa birisi bana kefil olmak durumunda kalacak gibi gözüküyor!) yeri açılmış, sayfa sayfa sorular var.
Sonuç: Şimdi düşünüyorum, bu kadar meşakkate ne gerek var... Birkaç yüz dolar fark verip normal yollardan bir PC alayım. Belki biraz indirim de yaparlar. Hem de akşama evinizde olur. Ne dersiniz?..
Saygılarımla,
Prof. Dr. Eyüp İlyasoğlu
(Marmara Üniversitesi, İng. İşl. Böl., Em. Öğr. Üyesi)
İkinci mektup ise Eğitim Bir Sen'den:
2.5 yıllık çalışma sonunda gelinen nokta, eğitimcileri hayal kırıklığına uğratmış ve şok etkisi yaratmıştır. Kampanyada verilecek olan Toshiba L10 - 102 model dizüstü bilgisayarın nakit bedeli 1.062 Dolar olarak belirlenmiştir. Bugünkü memur maaşıyla bu miktarı karşılayabilecek öğretmen sayısı oldukça sınırlıdır. MEB de bunun farkında ki 600 bin eğitim çalışanının olduğu ülkemizde kampanya hedefini 120 bin adet olarak belirlemiştir. Vakıfbank'ın 1.60 faizle kredi verecek olması hükümetin yıllık enflasyon tahminin iki katına, 2006, 2007 enflasyon hedeflerinin ise dört katına tekabül etmektedir. Bu haliyle kampanyanın hiçbir cazibesi kalmamıştır...
Özetin özeti: Projeye bir kez daha göz atmalarında sonsuz yarar var.

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Modern dünyada din ve milliyetçilik
DÜNYA böyle bir cenaze töreni gördü mü? Sadec...
Çetin ALTAN
Politik "tatava"ların dışındaki dünyalar...
Hemen hemen ilk gençliğinden bu yana tanıdığı...
Melih AŞIK
Vay Bayan Benaki...
İktidar partisi mensupları "çam devirme" yarı...
Fikret BİLA
Demirel: Herkes dış siyaset yapmamalı
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Yunanistan'ın k...
Hasan CEMAL
İnsanın içini acıtan şehir: Beyrut
Beyrut, insanın içini acıtan bir şehir. Yaşad...
Can DÜNDAR
Canavarın dönüşü
Yıl 1932...
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmenlerin dizüstü serüveni
Eğitim dünyasının bilişim heyecanı Özal'la ba...
Semih İDİZ
Türk- Yunan ortak çıkarları artıyor...
Uluslararası ilişkilerde ortak çıkarların art...
Mehmet Y. YILMAZ
Onun annesi misiniz, sevgilisi mi?
Geçenlerde gazetelerden birinin arka sayfasın...
Hasan PULUR
Polisin kaderi...
İKİ olay; biri Ankara'da, diğeri Trabzon'da, ...
Derya SAZAK
Turizm gafı
Rus turistler için 'Sonradan görme, görgüsüzl...
Meral TAMER
Türkler sergisi kapanırken...
Yıllar önce göz problemim nedeniyle bu kente ...
Tamer HEPER
Teminat yasak değil
Okuyucularım sitemkâr, hatta aralarında kızgı...
Yaman TÖRÜNER
Borçlar füze gibi
Dış borçlar da iç borçlar da almış başını gid...
Güngör URAS
Antakya'da işadamı çok, yatırım yok
Antakya'da Narin kardeşler bizi Akevler semti...
M. Ali BİRAND
Erdoğan, Roma'ya başka türlü gitmeliydi
Uluslararası ilişkiler sadece ilderlerin birb...

© 2005 Milliyet