Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Nisan 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Onun annesi misiniz, sevgilisi mi?


Geçenlerde gazetelerden birinin arka sayfasında şöyle bir haber okudum: Japon kadınların koca feryadı!
Habere eşlik eden fotoğraf "Japon kadınları"nın neden mutsuz olduklarının ipucunu veriyordu.
Beyaz iç çamaşırlarıyla sereserpe uzanmış, çekik gözlü bir kadın fotoğrafı..
Haberde iddia edildiğine göre Japon erkekleri, evlendikten ve çocukları olduktan sonra eşlerini "anneleri" zannediyorlarmış.
Japon kadınları bu yüzden kendilerini çok mutsuz hissediyor ve mutluluğu "kiralık" erkeklerde arıyorlarmış..

Genel bir sorun
Haberin kaynağı belirtilmediği için ne kadar ciddiye alınması gerektiği konusunda bir fikrim yok.
Ama eminim ki o haberin gazetenin arka sayfasına konulmuş olması, haber vermek amacından çok, güzel bir kadının egzotik - cinsel çağrışımlar yapan bir fotoğrafını yayımlayabilmekti..
Bu nedenle haberdeki "ayrıntı"yı ciddiye almıyorum.. Yani Japon kadınlarının kiralık erkek peşinde koşan, ilgisizlikten çıldırmış kadınlar olduklarına ilişkin ayrıntı..
Ancak "ayrıntıyı" ciddiye almamakla birlikte, haberdeki ana temanın genel bir sorun olduğunu düşünüyorum. Sadece Japonya gibi geleneksel değerlerini hâlâ koruyabilen bir ülkede değil, dünyanın başka köşelerinde de benzer bir sorun var sanırım.

Her kadında aranan!
Geçenlerde aldığım bir okuyucu mektubunda da bir kadın okuyucum şöyle soruyordu: Doğurmadığım bir çocuğun annesi olmak zorunda mıyım?
Erkekler için annelerinin ne kadar önemli figürler olduğunu söylememe bilmiyorum gerek var mı?
Bizi, karşılığında hiçbir şey beklemeden seven bir kadın!
Dünyanın en aşağılık katili de olsanız, sevgisinden emin olabileceğiniz tek insan!
Her türlü kusurumuzu en iyi özelliğimiz gibi görüp arkamızda olabilecek tek kadın!
Ve erkekler, bunun doğal bir sonucu olarak karşılaştıkları her kadında aynı şeyi arıyorlar.

Sen çocuğu boş ver de..
Ama yaşamlarının bir bölümünü paylaştıkları kadın da doğal olarak "anneleri" gibi davranamıyor onlara..
Gerçi son yıllarda magazin dergilerinin moda haline getirdiği bir deyiş de var: İçindeki çocuğu ortaya çıkar! Ya da "Ben senin içindeki çocuğu sevdim" gibi..
Sadece alıkların inanabileceği bir söylem!
Normal olarak böyle bir şey duyan bir erkeğin şöyle düşünmesi gerek: Sen çocuğu filan boş ver, beni nasıl buluyorsun?
Ancak bunu abartıp sevdikleri kadının çocuğu gibi davranmaya çalışanların varlığı da bir gerçek..

Temel yanlış burada
Ama yine de asıl sorun kadınlarda gibi geliyor bana..
Kendi doğurmadığı bir çocuğun annesi gibi davranmak, hayatı kendisinin gördüğü gibi görmesini sağlamaya çalışmak.. Birçok kadının hayatındaki temel yanlış bu bence..
Ve çok şakası yapılan gelin - kaynana çekişmesinin temelinde de bu yatıyor: Aynı erkeğin iki annesi olabilir mi?
Böyle davranan kadınların unuttuğu temel bir gerçek var: Hiçbir kadın, bir erkeğin annesinin yerini tutamaz, ne yaparsa yapsın!
Öte yandan annelerin de bir erkeğin yaşamındaki tüm boşlukları dolduramayacakları bir gerçek.
Sanıyorum temel mesele, erkekler ile kadınların gerçek "sevgili" olabilmelerinde..
Birlikte olduğu kadına annesi değil, sevgilisi olduğunu hissettirme görevi de kaçınılmaz olarak erkeklere düşüyor tabii...
Ve emin olun ki bu o kadar da zor bir şey değil!

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Modern dünyada din ve milliyetçilik
DÜNYA böyle bir cenaze töreni gördü mü? Sadec...
Çetin ALTAN
Politik "tatava"ların dışındaki dünyalar...
Hemen hemen ilk gençliğinden bu yana tanıdığı...
Melih AŞIK
Vay Bayan Benaki...
İktidar partisi mensupları "çam devirme" yarı...
Fikret BİLA
Demirel: Herkes dış siyaset yapmamalı
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Yunanistan'ın k...
Hasan CEMAL
İnsanın içini acıtan şehir: Beyrut
Beyrut, insanın içini acıtan bir şehir. Yaşad...
Can DÜNDAR
Canavarın dönüşü
Yıl 1932...
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmenlerin dizüstü serüveni
Eğitim dünyasının bilişim heyecanı Özal'la ba...
Semih İDİZ
Türk- Yunan ortak çıkarları artıyor...
Uluslararası ilişkilerde ortak çıkarların art...
Mehmet Y. YILMAZ
Onun annesi misiniz, sevgilisi mi?
Geçenlerde gazetelerden birinin arka sayfasın...
Hasan PULUR
Polisin kaderi...
İKİ olay; biri Ankara'da, diğeri Trabzon'da, ...
Derya SAZAK
Turizm gafı
Rus turistler için 'Sonradan görme, görgüsüzl...
Meral TAMER
Türkler sergisi kapanırken...
Yıllar önce göz problemim nedeniyle bu kente ...
Tamer HEPER
Teminat yasak değil
Okuyucularım sitemkâr, hatta aralarında kızgı...
Yaman TÖRÜNER
Borçlar füze gibi
Dış borçlar da iç borçlar da almış başını gid...
Güngör URAS
Antakya'da işadamı çok, yatırım yok
Antakya'da Narin kardeşler bizi Akevler semti...
M. Ali BİRAND
Erdoğan, Roma'ya başka türlü gitmeliydi
Uluslararası ilişkiler sadece ilderlerin birb...

© 2005 Milliyet