
|
|
|
 |
|
|
ANKARA KULİSİ
Hükümetten 'denetim raporları sansürü'
AHMET ERHAN ÇELİK
Mart ayının 3'üncü haftasında Meclis'te kritik bir görüşme yapılıyor. KİT Komisyonu Başkanı Nurettin Canikli, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu (YDK) Başkanvekili Fikri Keskin'i davet ediyor ve mealen şöyle söylüyor: "Sizin soruşturma isteme yetkinizi bile almak lazım. Bizden izin almadan soruşturma isteyememelisiniz."
Başbakan Tayip Erdoğan'ın da geçen hafta Ankara Kızılcahamam'da yapılan parti toplantısında "Yüksek Denetleme Kurulu'nu (YDK) Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun içine alalım" dediğini öğrendik. Tesadüfe bakın; Meclis'te de bu hafta "KİT mevsimi" açılıyor.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu YDK'nin yüzde 50'den fazla kamu payı bulunan KİT'lerle ilgili 2003 raporlarını değerlendirecek. Bu raporların önemli bölümü 2004 sonu faaliyetlerini de kapsıyor. Soru şöyle: KİT Komisyonu üyelerinin ve (gazetecilerin) eline geçen bu raporlar orijinaline ne kadar yakın?
Sansür bini aştı
Denetçiler raporlarını hazırlıyor ve bu raporlar önce YDK üyelerinin denetiminden geçiyor. Altın makas belli ölçüde çalışıyor.
Raporlardan sayfa kazınması şeklindeki büyük sansür YDK'da yaşanıyor. Sansürün mantığı "Hükümeti rahatsız etmeyelim; çünkü hükümet kızıyor" şeklinde açıklanabilir.
Canikli de bu nedenle YDK Başkanvekili'ne sert çıkıyor. Erdoğan bu nedenle "YDK'yı lağvedelim" diyor. Bu ultimatomlarla eş zamanlı olarak YDK denetçilerine kulağına "Sizi Sayıştay'ın içine alacak bir yasa tasarısı hazırlanıyor" diye fısıldanıyor.
Soruşturma talebi yasak
YDK raporlarındaki eleştirileri KİT yöneticilerine sorduğumuzda aldığımız yanıt "Onlar temmenidir, soruşturma neden istenmiyor" şeklinde oluyor. Doğru; YDK temenni de bulunuyor. Böylece ilk raporlardaki pek çok soruşturma isteği sümenaltı ediliyor. KİT Komisyonu üyeleri ise temennilerle oyalanıyor.
YDK'nın temel özelliği KİT Komisyonu'nun denetim organı gibi çalışmasıdır. Ama komisyon üyeleri denetçileri sevmiyor. Daha doğrusu şöyle: Her dönemde olduğu gibi hükümet partisine mensup milletvekilleri denetçileri sevmiyor; muhalefette seviyormuş gibi yapıyor.
YDK denetçilerinden alt komisyonlarda yaşananları dinledik. AKP milletvekilleri denetçilere yüklendikçe, yükleniyor. "Neden böyle yazdın", "Kişisel husumetin mi var", "Sana mı kaldı eleştirmek" gibi cümlelerle denetçiler köşeye sıkıştırılmak isteniyor. Oysa sözünü ettiğimiz kişiler birer kamu görevlisi. Milletvekilleri eğer milletin vekiliyse, en azından kamu yararını gözeterek denetçilere sahip çıkmalıdır. Aksi halde şu cümleler gazetelerde daha fazla yer almaya başlacaktır: "AKP hükümeti icraatları denetim raporlarında şöyle ifade ediliyor."
Hükümetler denetim sevmez
Yakın dönem Cumhuriyet tarihinde "denetçileri kökten dışlayan lider kimdir" diye sorulsa; alınacak yanıt bellidir: Turgut Özal. Özal, başbakanlığı sırasında bir "Mülkiye cuntasından" sözetmiş, "statükoculuk" eleştirileri yapmıştı. İcra tarzının devletli yapıya uyum sağlayamaması hem ilerici motifler içerir, hem de ciddi risk alanları açar. Özal döneminin zenginleri bugün ortalarda yoksa, bunun nedeni sermaye birikimindeki istikrarsızlıktır. Aynı durumu AKP hükümetinin yaşamaması mümkün müdür?
Unakıtan'ın adamları
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan daha önce rastlamadığımız bir yöntemle kadro üretiyor. Dışarıdan ya da bakanlık içinden seçtiği kişileri önce danışman olarak alıyor. Bu kişiler, 7 - 8 ay Unakıtan'ın tedrisatından geçtikten sonra bürokrasinin kilit noktalarına atanıyor. Örnekler şöyle:
Hasan Gül:
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Kontrol Genel Müdürü
Ömer Duman:
Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürü
Coşkun Kılıç:
Emekli Sandığı Genel Müdür Yardımcısı
Halit Öcal:
Maliye Bakanlığı Avrupa Birliği Daire Başkanı (Bu unvan genel müdür yardımcısı statüsündedir)
Kazım Çalışkan:
Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı
Tuncay Karartı:
Erdemir Yönetim Kurulu üyesi (Karartı AKP İstanbul Maltepe teşkilatından geldi.)
aecelik@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|