
|
|
|
 |
|
|
Yılmaz Erdoğan'a haksızlık ettiler
VERGİCİ GÖZLÜĞÜ / ERDOĞAN SAĞLAM
Geçenlerde bir gazetede yayınlanan haber dikkatimizi çekti. Haber, ünlü sanatçımız Yılmaz Erdoğan'ın lüks arabasına ilişkindi. Habere göre, aralarında Yılmaz Erdoğan'ın da bulunduğu birçok ünlü lüks otomobillerini şirketleri üzerine alıyor. Şahıs üzerine alınan arabalarda KDV ödenirken şirket üzerine alınan araçlar için KDV ödenmemesi bu ünlüleri kâra geçiriyor.
Haber birkaç yönden hatalı. Sadece sanatçılar böyle yapıyormuş gibi bir yanlış yönlendirme ve sanatçılara haksızlık var. Öncelikle belirtelim ki, bu durum bütün şirketler için geçerli. Patronların otomobilleri şirket aktifine kayıtlı. Bunların amortismanları ile kullanım ve bakım giderleri şirket defterlerine gider yazılıyor. Böylece şirketlerin daha düşük vergi ödemesi sağlanıyor. Bu olanak doktor, avukat gibi serbest meslek erbabı için de geçerli.
Haberdeki bir hatayı daha düzeltelim. Binek otomobil ister şahıs isterse şirket üzerine alınsın ÖTV ve KDV ödenmek zorunlu. Şirket adına alınan araçlar için KDV ödenmemesi gibi bir durum söz konusu değil.
KDV ve ÖTV gider yazılabilir
Şirket adına alınan binek otoların ÖTV'sinin gider yazılması veya maliyete eklenerek amortisman yoluyla giderleştirilmesi konusunda şirketler serbest. Normalde şirketler mal veya hizmet alımları nedeniyle ödedikleri KDV'leri, müşterilerinden tahsil ettikleri KDV'lerden indirip kalanını vergi dairesine öderler. Otomobillerin KDV'si için ise indirim yasağı var. Bu nedenle oto alımında ödenen KDV'ler indirilemez. Ancak bu KDV'ler aynen ÖTV'ler gibi istenirse gider istenirse maliyet yazılabilir. Kurumlar vergisi oranı yüzde 30, KDV oranı yüzde 18 ve silindir hacmi 2000 cm 3 ün üzerindeki araçlar için ÖTV oranı yüzde 75 olduğuna göre sağlanan vergi avantajını varın siz hesaplayın.
Bu, sağlanan avantajın bir yönü. Bir de amortisman avantajı var. Binek otolorda amortisman oranı yüzde 20. Yani her yıl maliyet bedelinin (gider yazılan kısım hariç) yüzde 20'si (hızlandırılmış amortisman yönteminde yüzde 40'ı) amortisman gideri olarak yazılabiliyor. (Birinci yıl için kıst amortisman ayrılması gerektiğini belirtelim.)
Binek oto alımı için kullanılan kredilerin faiz ve kur farkları da gider yazılabilir. (Alımın yapıldığı yılın sonuna kadar olan finansman giderleri maliyete eklenip amortismana tabi tutulmak zorunda)
Kullanım giderleri de (akaryakıt, park, bakım-onarım, köprü geçiş ücreti vs.) gider yazılabilir. Geçmişte birkaç yıl, kullanım giderlerinin yarısının vergi matrahından indirilmesi kabul edilmedi, ancak yaşanan karışıklıklar nedeniyle daha sonra bundan vazgeçildi.
Özel kullanımlar
Özel amaçlarla kullanılan otomobillerin giderleri vergiden düşülemez. Ancak hiç kimse "Ben aracımı özel işlerde kullanıyorum" demiyor. Bu nedenle de herkes kullandığı araçların giderlerini vergiden düşüyor. Yani herkes aracını işte kullanıyor. Bunların kısmen özel amaçlarla da kullanıldığı herkes biliyor ancak bunun sonucu etkilemediği kabul ediliyor. Çünkü giderin yarısının gider kabul edilmemesi kuralı değişti. Zaten aracın ne kadar özel işte kullanıldığının tespiti kolay değil, hatta imkansız. Vergi denetim elemanları da bunun üzerinde fazlaca durmuyorlar
Birinci geçici vergide enflasyon muhasebesi yok
2004 mükellef ve muhasebeciler için tam bir kabus yılı oldu. Enflasyon muhasebesi uygulamaya girdi. Önce 31.12.2003 tarihli başlangıç bilançosu düzeltildi. Sonra da 30 Haziran 2004 itibariyle enflasyon düzeltme şartları oluştuğu (yani TEFE'de son 12 ayda yüzde 10'u ve son 36 ayda yüzde 100'ü aşan bir artış gerçekleştiği) için 2004 yılı mali tablolarının düzeltilmesi gereği ortaya çıktı. Büyük mükellefler geçici vergide düzeltme yaptılar, ancak küçükler geçici vergide ihtiyarilikten yararlanıp düzeltme yapmadılar. 2004 yılı sonu itibariyle bilanço esasına göre defter tutan büyük küçük herkesin düzeltme yapması şart.
2005'te düzeltme yapılıp yapılmayacağını ise enflasyon düzeltmesinden çıkış kuralları belirleyecek. Buna göre, TEFE'de Mart sonu itibariyle son 12 ayda yüzde 10'un ve son 36 ayda yüzde 100'ün altında bir artış gerçekleşmesi halinde düzeltme uygulaması sona erecek.
DİE 2005 yılından itibaren 2003 bazlı Üretici Fiyatları Endeksini (ÜFE) yayımlamaya başladı. Bu nedenle kanunlarımızda TEFE'ye yapılmış olan atıfların bundan böyle ÜFE'ye yapılmış sayılması söz konusu olamaz. Bu nedenle vergisel uygulamalara TEFE değerleri esas alınarak devam edilmeli. DİE bu yüzden TEFE değerlerini de açıklamaya devam ediyor.
Müjde, artık yapılacak
DİE pazartesi günü 1994 = 100 temel yıllı TEFE değerlerini açıkladı. Buna göre TEFE'de Mart itibariyle son 12 ayda yüzde 8,16 artış meydana geldi. Son 36 ayda gerçekleşen artış ise yüzde 57,83 olarak gerçekleşerek yüzde 100'ün altında kaldı. Bunun için enflasyon düzeltme uygulaması sona erdi. Birinci geçici vergi döneminde enflasyon düzeltmesi yapılmayacak.
İzleyen dönemlerde ne olacak?
İkinci ve izleyen dönmelerde düzeltme yapılıp yapılmayacağı, enflasyon düzeltme uygulamasına giriş koşullarına göre belirlenecek. Yani TEFE'de son 12 ayda yüzde 10'dan ve son 36 ayda yüzde 100'den fazla bir artış bir arada meydana gelirse enflasyon düzeltme uygulaması yeniden başlayacak. Bir dönemde koşullar sağlanırsa diğer dönemlerde de uygulama zorunlu olacak. Ancak şimdiden 2005 yılında bu koşulların sağlanamayacağı müjdesini verebiliriz. Çünkü yüzde 10 şartı sağlansa bile son 36 ayda yüzde 100 koşulunun sağlanabilmesi nerdeyse imkânsız. Çünkü Mart sonu itibariyle 36 aylık artış yüzde 57,83 olarak gerçekleşti.
Tüm mükellef ve meslek mensuplarına geçmiş olsun.
erdogan.saglam@bdodenet.com.tr
|
|
|

|
|