Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Üzgünüm, bu bir sanat filmi değil

Hülya Avşar "Artık sanat filminde oynamayacağım ama '2 Genç Kız' tutarsa fikrim değişebilir" demişti. Filmin yönetmeni Kutluğ Ataman Avşar'a "acı gerçeği" açıklıyor: "Bu bir sanat filmi değil." Filmin iki genç kızı Vildan Atasever ile Feride Çetin ise bu filmle "oyuncu olmanın" heyecanı içinde

ELİF KORAP

2Genç Kız" filminin ne tarafından tutsanız ilginç! Hani neresini anlatsanız öbür tarafı eksik kalacak türden. Nereden başlamalı! Bir kere bu filmde başrolde oynayacak iki genç kız basından da izlendiği üzere büyük bir patırtıyla bin kız arasından seçildi! Behiye'yi oynayacak Feride Çetin'de sorun yoktu da Handan'ı oynayacak Vildan Atasever'in çıplak fotoğrafları ortalığa döküldü birden. Yönetmenden saklamışmış!
Her neyse, iki taraf da "Yok öyle bir saklama olayı" dedi ve durum atlatıldı. Bu kez Hülya Avşar başrol oyuncularından biri olarak seçilmesin mi? "Ne var bunda?" diyecekseniz hiç demeyin. Çünkü filmin uyarlandığı kitabın ("İki Genç Kızın Romanı") yazarı Perihan Mağden'le Hülya Avşar'ın hiç "arası yok"tu!
Mağden aldatan kocasını terk etmemekte ısrar eden Avşar'ı Radikal'deki köşesinde bolca tiye almış, Avşar da ona "Önce o yağlı saçlarını yıkasın" gibilerden alışıldık yanıtlarından vermişti! Neyse ki bunlar geçmişte kalmıştı. Galada ne olacak gibi "çok önemli mevzular" ise Mağden'in galaya gitmeyeceğini açıklamasıyla, dertlenenlerin yüreklerine su serpti!
Bu arada Avşar sanat filmlerinden umudu keserek, bir daha oynamayacağını açıkladı ve de "Ancak '2 Genç Kız' tutarsa fikrim değişebilir" buyurdu. Yani son umudunu bu filme bağladı.
Bağlar tabii! Yönetmen zaten ayrı bir hikaye. New York ve Londra gibi sanat başkentlerinde eleştirmenlerin övgülerle yücelttiği, festivallerden ve yarışmalardan bol bol ödüller kazanan, İngiliz gazetesi The Observer'ın 2003 yılının en çok parlayacak sanatçısı seçtiği bir adam: Kutluğ Ataman. Türkiye'de ise daha çok "Lola ve Bilikid", "Peruk Takan Kadınlar", "Karanlık Sular" işleriyle tanıyoruz biz onu.
Her neyse. Özeti şu ki, film kazasız belasız bitti ve 29 Nisan'da gösterime giriyor. Biz de filmin yönetmeni Ataman ve seçtiği iki genç kızla, Atasever ve Çetin'le bu ilginç filmin öyküsünü konuştuk. Konu budur!

Bana, bu filmde sizi şaşırtan şeyi söyler misiniz?
Kutluğ Ataman: Hülya Avşar'ın oral seks yaptığı sahneyi kabul etmesi! En çok buna şaşırdım.

Nasıl ikna ettiniz?
Kutluğ A.: Hülya Avşar senaryoyu okumuş. Bir kafede buluşmuşuz. Kabul edip etmeyeceği belli değil. Filmin başında da bir kalantorla Leman karakterinin (Hülya Avşar'ın oynadığı) seks sahnesi var. Sevişme diyemem, daha çok bir seks sahnesi! Ağır çalışma! Oral seks yapıyorlar.

Eee?
Kutluğ A.: "Merhaba, merhaba." Oturduk. "Kutluğ bey" dedi "bu blopjob (blow job'u yani oral seksi kastediyor) mu ne diyorlar. Siz bu blopjob'dan koymuşsunuz. Bu benim bildiğim bir şey değil. Nasıl yapılacağını bilmem. Bunu bana göstereceksiniz, değil mi" dedi. Ben tabii kaldım. Beni tiye mi alıyor diye bakıyorum. "Bunca zaman, hayalimde hep Hülya Avşar'la konuşmak vardı. Sonunda da bu şansı yakaladım. Aklıma her şey gelirdi ama konuşacağımız ilk konunun oral seks olacağı asla gelmezdi" dedim.

Siz niye senaryoya "oral seks" değil de "blow job" yazıyorsunuz durduk yere?
Kutluğ A.: Biz filmleri yurtdışında da pazarladığımız için ben senaryoyu İngilizce yazıyorum, daha sonra Türkçeye çeviriyorum. Hülya'ya ilk giden versiyon İngilizcesiydi. Sonra konuştuk bu sahnenin nasıl çekileceğini. Amacımın seyirciyi gıdıklamak olmadığını, bunun bir sanat işi olduğunu ve bunu bu şekilde yapmamız gerektiğini ona söyledim. O da zaten bu konuda hiçbir sorunu olmayacağını, eğer karakteri kabul ederse her şeyi yapabileceğini söyledi. İkna etmek zor olmadı. Ben bu konuda zorluk çıkarır diye düşünüyordum. Beni şaşırttı. Hülya hanım daha önce filmlerde öpüşme, sevişme sahnelerini kabul etmiyormuş. Bu biraz da kiminle öpüşeceğine bağlı! Mesela Halil Ergün'le ben de öpüşmezdim! Kusura bakmayın!

Peki! Siz bu filmde ne anlatıyorsunuz? Yani hikaye ne? Her yerde başka bir şey yazıldı da!
Kutluğ A.: Behiye sınıf engellerine rağmen bir şekilde Boğaziçi Üniversitesi'ne girmiş ve kendine daha iyi bir gelecek kurma olanağı yaratmış bir genç kız. Handan ise tüm zamanını Akmerkez'de parfüm deneyip makyaj yaparak geçiren sarışın, aynı yaşlarda bir kız. Annesi Leman, Handan iyi kurslara gitsin, üniversiteyi kazanıp hayatını kurtarsın istiyor. Bunun için de zengin adamlara metreslik yapıyor. Ağır işçi! Bulundukları ortamdan bıkan ve hayatlarını değiştirmek için kaçış yolu arayan 18 yaşındaki iki genç kızın hikayesi diyebiliriz.

"Oscar hariç ödül istemiyorum. Son taşındığımda hepsini çöpe attım"
"İki Genç Kız" için ticari sanat filmi demişsiniz.
Kutluğ A.: Doğru. Hollywood filmi olmayan bütün filmlere artık sanat filmi deniyor! Sürüyle ticari Avrupa filmi var. Sanat filminden kasıt sadece festivallerde gösterilen film yapmaksa, doydum. Ödül de istemiyorum. En son taşındığımda ödüllerimi bir torbanın içine doldurdum ve attım! Zaten paslanıyorlardı! Ancak Oscar'ım olursa atmam. Bu film bir sanat filmi değil. Türkiye'de öyle nitelendiriliyor ama yok öyle bir sanat filmi filan.

Sizin Hülya hanımın son umudunu bu filme bağladığından haberiniz yok herhalde!
Feride Çetin: Hülya hanım "Artık sanat filminde oynamam. 'İki Genç Kız' çok izlenirse, fikrim değişebilir" demişti!

Kutluğ A.: Ama bu bir sanat filmi değil işte. O anlamda bir festival filmi değil. İki yanlış bir doğru etmez.

Perihan Mağden'in galaya gelmeyecek olması ve bunu köşesinden ifşa etmesi sizi ilgilendiriyor mu?
Kutluğ A.: Hayır. Fark etmez benim için. Kararına saygı duyuyorum. Zaten çok güzel açıkladı bunun nedenini. "Ben filmimi herkesin gözü önünde değil, tek başıma seyretmek istiyorum" dedi. Hülya Avşar'la ilgili olmadığını da söyledi.

Mağden'in "Türkiye'de kitabını teslim edebileceği tek yönetmen" olmak için ne yaptınız?
Kutluğ A.: Özellikle böyle bir kariyer çalışması yapmadım!

Mağden, "Ben Akmerkez'i ağzımın suyu akarak değil, sınıfsal bir kinle yazdım" demişti. Siz de sınıfsal kinle mi çektiniz filmi?
Kutluğ A.: Yok, ben sınıfsal kinle yaklaşmadım. Ama Akmerkez kültürünün Türkiye'nin gençlik kültürü olmasını ben de desteklemem. Gençliğin çok daha politik olmasını isterdim.

Feride Ç.: Saçlar aynı, solaryum, aynı giysiler...

Vildan Atasever: Zamana ayak uyduruyorlar!

Vildan A.: Yoo, Türkiye'nin her yeri Akmerkez değil!

Kutluğ A.: Ama öylesin genelde! Rolüne çok fazla hazırlanman gerekmedi!

Vildan A.: Bak şimdi böyle oluyor!

Feride Ç.: Ben kendimi öyle nitelendirmiyorum. Allah korusun!

Niye "Allah korusun"?
Feride Ç.: Hoşlanmıyorum.

Vildan A.: Yalnız bakar mısınız giydiği çoraba! (Desenli ince çorabını gösteriyor)

Feride Ç: Ne alakası var!

İki genç kızı ünlü olmayan sıradan kişilerden seçeceğiz dedikten sonra film için Hülya Avşar'la anlaşmanız normal mi?
Kutluğ A.: Dünyada bir sadece star olanlar vardır, bir oyuncular vardır. Bir de çok nadir hem star hem oyuncu olanlar bulunur. Hülya öyle. Star kontenjanından değil oyuncu kontenjanından girdi bu filme. Behiye ve Handan'ın yaşlarında ise bu özelliklerde biri olmadığından kızlar için seçim yaptım.

Siz şimdi bin kız arasından mı seçildiniz?
Vildan A.: Evet. Belki bini bile geçmiş olabilir.

Ne özelliğiniz vardı da bin kız arasından siz seçildiniz?
Vildan A.: En iyileri bizdik!

Feride Ç.: Türkiye'de bu rolleri oynayabilecek başka birilerinin olabileceğine inanmıyorum. Yok! O bin kişi arasında ünlü isimler de vardı. Bunu biliyoruz. Ama Türkiye'deki oyuncuların artık ruhlarının kaldığına inanmıyorum. Bunun nedeni kendilerini eğitmemeleri. Bizim ruhumuz var ve genciz. Biraz da o karakterlere benziyoruz.

Vildan A.: Benim rolümü çok istiyorlardı. Çekimler devam ederken Kutluğ'a mesajlar geliyordu. "Daha iyisini bulabilirsiniz. Ben Vildan'dan daha iyi oynarım" diye. Birileri benim yerime oynayacakmış diye gazetelere röportajlar filan veriyorlar.

"Pornoya karşı değilim. Herkes porno seyrediyor"
Siz hiç porno film çektiniz mi?
Kutluğ A.: Haftasonu dergisi benim bir sayfa fotoğrafımı bastı. Altına da "Hülya'nın yönetmeni pornocu" çıktı yazdılar. Halbuki hiç porno film çekmedim. Ama "Ruhuma Asla"daki açık sahneler nedeniyle böyle bir şey çıktı. Biliyorum. Museum of Modern Art'a satılmış, müzenin koleksiyonuna girmiş bir iş için porno diyenler çıkabiliyor Türkiye'de.

Porno film çekmek utanç verici bir şey mi?
Kutluğ A.: Değil. Pornoya karşı değilim. Herkes porno seyrediyor. Pornoya karşıyız diyen kesim dahil. Benim hikayem gerektiriyorsa ben gösteririm. Kadınları her şekilde çıplak gösterebilirsiniz ama erkekleri gösteremezsiniz gibi kanunlar da bana çok tuhaf geliyor. Bunlar ikiyüzlülük. Seyirciyi gıdıklamak mı istiyorsunuz, başka bir hikaye mi var? Başka bir hikayesi varsa ben her şeyi gösteririm.

Vildan A.: "Balans ve Manevra" da porno filmi!

Yazmamam gereken yerleri söyleyin de bari ben yazmayayım!
Vildan A.: Ben bir şey mi söyledim!


Feride Çetin: "Filmde soyundum! Duşa giyinik girecek halim yoktu tabii"Vildan Atasever: "Kutluğ beni seçerek sinemaya bir oyuncu kazandırdı"

Biz sizleri pek tanımıyoruz.
Kutluğ A.: Vildan'ı internetten, fotoğraflardan tanıyoruz! (Çıplak fotoğraflarını söylüyor)

Feride Ç.: Ben görmedim onları.

Vildan A.: Nasıl? Herkes gördü.

Güzel görünüyordunuz fotoğraflarda. Tebrik ederiz. Başka?
Vildan A.: 15 yaşında tiyatroya başladım. TÜRVAK'ta oyunculuk ve yapım yönetim eğitimi aldım. İlk sinema filmim bu. "Kurtlar Vadisi" ve "Kadın İsterse" dizilerinde oynadım. Model yazdılar benim için. Ama modellik yapmadım. Paraya ihtiyacım vardı. Çıplak pozları da onun için verdim. Kapılar açıldı, ben de girdim içine, girmek istedim. Bu durumlarda, bu şeylerde bulundum, gayet de mutluyum. Çıplak fotoğraf vermem gerekiyordu. Umursamadım. Öyle umursamaz da bir insanım aynı zamanda. Kabul ettim. Gerçi şöhret olamadım ama! Marilyn Monroe da kariyerine öyle başlamış. Ben de sizin Marilyn Monroe'nuz olabilirim. Ben pişman olayım, hüngür hüngür ağlayayım istiyorlar. Olmadım. İleride buruş buruş olduğum zaman o fotoğraflarımı açıp "Vay be ne güzel kadınmışım" diyeceğim.

Sizin de var mı çıplak fotoğraflarınız?
Feride Ç.: Benim yok. Ben filmde soyundum! Artık benim de var! Duşa giyinik girecek halim yoktu tabii. Kimsenin beni duştaki sahnemle ya da Vildan'ı sevişme sahnesiyle hatırlayacağını sanmıyorum.

Vildan A.: Benim bekaretimin gitmesi gerekiyordu. Sevişmeden bekaretini kaybeden birini gördünüz mü hiç?

Her neyse. Sizi dinliyoruz Feride hanım...
Feride Ç.: Ben oyuncu değilim. Daha önce Şehir Tiyatroları'nda çalışmalarım oldu. İstanbul Üniversitesi'nde sinema eğitimi aldım. Marmara Üniversitesi'nde de mastır yaptım. Kısa filmler yönettim. Oyunculuk gibi bir hayalim yoktu. Kutluğ'la çalışayım diye gittim. Beni oyuncu yaptı. Bundan sonra oyunculuğa devam etmek gibi bir hırsım yok. Olabilir de olmayabilir de.

Bu filmin kendinize güveninize nasıl bir katkısı oldu?
Vildan A.: En iyi olduğumu öğrendim. Kutluğ bu filmle sinemaya yeni bir oyuncu kazandırdı!

Feride Ç.: Bir!

Vildan A.: Kendi adıma konuştuğum için. Feride oyunculuk yapmayacağım dediği için öyle söylüyorum.

Feride Ç.: Hayatta çok büyük ideallerim, hırslarım yok; çok başarılı olacağıma inanmıyorum. Çok beğendiğim bir şey olmazsa oyunculuk yapmayabilirim.

Vildan A.: Ben aksine çok kararlı ve hırslıyım.

Kutluğ A.: Tam Handan ve Behiye yani!

Vildan A.: Herkes beni Handan'a benzetince bunalıma giriyorum. Öyle demeyin. Ama annem Handan'ın annesinin yaptığı işi yapmıyor! Belirteyim!

PAZAR
Üzgünüm, bu bir sanat filmi değil
Rıfat Özbek çarşıya çıkınca
Yakınları ve ailesi Çetin Emeç'i anlattı
Festivalin son haftasında neler izleyeceğiz?
Şeytan Richard'ın lokantaları
"Çay içmede birinciyiz ama Rize çayından başkasını tanımıyoruz"
"Mutfakta da arabadaki gibi performans önemli"
"Çizimler Enver Paşa'nın başka bir yönünü yansıtıyor"
Kırmızıları dinlendirin
"Japon yeninin sahtesi yoktur"
Bölgesel zayıflama
Issızlığın ortasında
Muh demeden muhalefet
Otları ve balıkları çok lezzetli
Papa'nın ölümü
Niye ölmüş bunlar? Akşam yemekte ne var?
Casino de Paris'den SSK koridorlarına
İstanbul'un romanını yazan seyyah





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2005 Milliyet