Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sessiz veda

Melih Kibar 8 yıl 3 gün birlikte olduğu "ruh ikizinin" peşinden ayrılamamış, aynı illetin pençesinde, yine çok erken ve "sessizce veda" etmişti...


15 yaşındaydım. İlk gençlik aşkındaydım. Sevdalım o yaz Erol Evgin'in bir plağını hediye etti. "İşte Öyle Bir Şey"di plağın adı... Ama asıl hediye, arka yüzdeydi.
Orada içinden "can" geçen bir şarkı vardı. "Sen olmasan canım/ah bu hayat çekilmez" diyordu. Bizim diyemediklerimizi o söylüyordu.

Çoban yıldızı
Sonradan öğrendim o sözleri kimin yazdığını... Müziği besteleyen adamı da yıllar sonra tanıdım.
Yeniköy'de küçük bir yalı dairesinde...
Denize bakan, sade döşeli geniş bir salon... Salonun denize baktığı yerde, üzerinde oyuncaklar bulunan ahşap kaplama bir piyano... Piyanonun başında yetenekli bir adam:
Melih Kibar...
Yalnız büyüdüğünü anlatmıştı o gün... Annesinin boşluğunu piyano doldurmuş. Okul dönüşü babası gelene dek piyanosuyla piyanoca dertleşir, yalnızlığını paylaşırmış.
O sohbetlere "beste" dendiğini nice sonra hayretle fark etmiş.
Tanıştığımız ilk bestesi, ilk Eurovision'un hicaz makamındaki sinyal müziğiydi. Bir arkadaşının annesi, adını "Çoban yıldızı" koymuştu:
"Çoban yıldızı denizcilere yol gösterir, bu beste de sana ömür boyu yol gösterecek" demişti.
Öyle oldu.

İçindeki fırtına
Çiğdem Talû'dan söz ettik saatlerce...
İkisinin adı öyle birleşmişti ki ve ölümle bile ayrılmamıştı.
"Ne kadar birlikte oldunuz?" diye sordum. "8 yıl 3 gün" dedi hiç duraksamadan... O 8 sene 3 güne, 273 şarkı sığdırmışlardı. Bunların 106'sı listelerde 1 numara olmuştu.
"Neydi bunun sırrı?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Bir şey çaldığımda Çiğdem o kadar güzel tepki veriyordu ki, onu sürekli kılmak için herhalde eve gidip 3 tane parça daha yapıyor, koşarak Çiğdem'e götürüyordum."
Çiğdem pohpohluyordu onu... Notalarına enfes sözler yazıyor, "Git bak bakalım, piyanonun üzerinde ne göreceksin" diyordu. Dillere yerleşecek o şarkıları "karga sesleriyle" ilkin birlikte söylüyorlardı:
"Her şey seninle güzel/olmayacak düşlerin peşinden koşmak bile..."
Belki de genç aşkına düşkünlüğünü olmayacak bir düş olarak görüyordu.
Öyle "ruh ikizi" yaratılmışlardı ki, Melih'in İngiltere'de bir fırtına esnasında yazıp yolladığı bir besteye, Çiğdem hangi koşullarda bestelendiğini hiç bilmeden "İçimdeki fırtına" diye söz yazıyordu.
Biz görüştüğümüzde yeni bir aşktaydı Melih Kibar... Söyleşi aralarında bir delikanlı heyecanıyla cep telefonuna koşuyor; mesaj alıyor, mesaj yazıyor, sigara yakıp sigara söndürüyordu.
Çekip gitmekten, bir tatil kasabasına yerleşmekten söz ediyordu.
Aşiyan'a 20 yıl önce yitirdiğimiz Çiğdem Talû'yu ziyarete gittiğimizde "Onu aşamadım" dedi.
Çiğdem ondan 12 yaş büyüktü. İkisi de bunu sorun yapmış, sonunda ayrılmışlardı. Kibar, Talû'nun o zamanki yaşına varınca onu daha iyi anlamıştı. Çiğdem'den kalan küçük notları gösterirken,
"Her geçen gün daha da arttı hayranlığım. Şimdi onu anmadığım gün yok" diyordu.

Son 3 gün
Ayrılmalarından bir süre sonra telefon etmişti Çiğdem:
"Melih, bugün göğsümde elime bir şey geldi. Doktora gittim. Süt bezesiymiş, endişelenecek bir şey yok" demişti.
8 ay sonra aynı doktor Çiğdem'e kanser olduğunu söyleyecekti.
Melih, "Nasıl olsa atlatır" diye düşünmüştü, onun gözünde o kadar büyüktü ki... Ancak son kez ziyaretine gittiğinde onu tanınmaz halde bulmuştu.
Tarih 25 Mayıs'tı.
Tanışmalarının yıldönümüydü.
Çiğdem Talû 3 gün sonra öldü.
8 yıl 3 gün böylece doldu.

Bile bile, bilmezcesine
Çiğdem'in cenazesinde hiç ağlayamadı Melih Kibar... Sonra onun ardından bir ağıt besteledi. İlhan İrem, o ağıta "Bile bile" diye söz yazdı.
"Bile bile özlüyoruz/arıyoruz/böyle her şeyi bilmezcesine/ Güleriz gökyüzüne/ölümlere..."
O yıl ilk kez Kıbrıs'ta seslendirdiler şarkıyı... Konser bittiğinde bütün salon ağlıyor, Melih piyanoya kapanmış hıçkırıyordu.

Yadigâr
Kibar, 4 yıl önce bütün ortak çalışmalarını "Yadigâr" adlı bir albümde topladı.
Bu şarkılar, onlardan yadigâr çocuklardı. Ayrılırken Çiğdem için yazdığı "Sessiz Veda"yı çalmıştı bize...
Enstrümantaldi. Artık üzerine söz yazacak kimsesi yoktu.
İkisinin anısına yaptığımız belgesel yayımlandıktan bir süre sonra kalp krizi geçirdi. Görüştüğümüzde espri yaptı:
"Ölüp gitseydim, bu gece belgeseli yayımlarlardı değil mi?"
Önceki gece o belgesel vardı televizyonda... "Ruh ikizi"nin peşinden ayrılamamış, aynı illetin pençesinde, yine çok erken ve "sessizce veda" etmişti.
Çoban yıldızına baktım gece... Ve güldüm gökyüzüne... Ölümlere...
...bile bile...

can.dundar@e-kolay.net








Taha AKYOL
Cezayir'de yapılan hata
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le Cezayir'e gi...
Çetin ALTAN
Leylek leylek havada, yumurtası tavada...
1839'da Hariciye Nazırı Büyük Reşit Paşa, bug...
Melih AŞIK
Ah şu gazeteciler
"10 cumhurbaşkanı gelip geçmiş... Hepsini yak...
Fikret BİLA
Alpkaya: Yaşam hakkımızdan vazgeçemeyiz
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Yunanistan'ın E...
Hasan CEMAL
Tanrı Dağı kadar Türk!
Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüm...
Güneri CIVAOĞLU
Barış'ın Geleceği
Economist'in kapağında Papa sonrası Hıristiya...
Can DÜNDAR
Sessiz veda
15 yaşındaydım. İlk gençlik aşkındaydım. Sevd...
Abbas GÜÇLÜ
Kızlar neden okula gidemiyor?
Milliyet ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği...
Mehmet Y. YILMAZ
Acele etme, bu aşk dediğin biraz zaman alıyor!
Başlığın uzunluğuna bakarak şunu söylemek elb...
Hasan PULUR
Politikada şaka "tarziye" ve "taziye"
ŞAKAYA, nükteye, Frenkçesiyle espriye tahammü...
Derya SAZAK
İşte Öyle Bir Şey
Melih Kibar'ı Bebek Camii'nden son yolculuğun...
Meral TAMER
Notalar 350 yıllık uykudan uyandı
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıf ders müfredatını ...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü korkuyor!
Beşiktaş'ta, öldüğüne şaşırmış balıklar, Çin ...
Tamer HEPER
Bu nasıl gelişme?
Şu gelinen noktaya bakın. Bana, işveren olmad...
Osman ULAGAY
Dünya Bankası ve IMF'den dünyaya uyarı: 'kemerleri bağlayın'
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası...
Güngör URAS
Tekel'in sigara fabrikalarını alan yok
Milliyet Ekonomi'de dün Ahmet Erhan Çelik'in ...
Serpil YILMAZ
Karadeniz'in uşakları Akdeniz'de buluştu
Çeşitli kurumlarda isim yapmış bu kadar insan...

© 2005 Milliyet