Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yeryüzü korkuyor!

Dünya, büyük bir "kurtlar vadisinde" gözlerini, ellerini, aklını kaybetmiş olarak dileniyor aydınlığı. Yeryüzü korkuyor. Korktukça inanıyor gizli hikayelere. Gizli hikayeler yeryüzünü vadinin daha da dibine çekiyor, çekiyor, çekiyor...


Beşiktaş'ta, öldüğüne şaşırmış balıklar, Çin işi-Japon işi eşyalar satan "Minnacıklar Dükkanı" (şahsi adlandırmamdır bu!), üzerlerindeki montları sıyıra sıyıra koşan çocuklar... Bir öğlen saatinde, bahardan çıkıp giriyoruz bir kitapçı dükkanına. Alacağımız kitap Arundhati Roy'un "Sokaktaki İnsan İçin 'İmparatorluk' Rehberi" (Agora Yayınları) ve TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları dizisinden çıkan, Jared Diamond'un yazdığı "Tüfek, Mikrop ve Çelik"... Biri dünyanın şimdisinde, kötülüğe karşı ne yapabiliriz onu anlatacak diye bekliyoruz; diğeri, insanlık tarihi ile ilgili enteresan sorular sorup enteresan cevaplar verecek. "Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" gibi mesela! Böylece anlayacağımızı sanıyoruz çünkü insanlığı, yeryüzünü ve şimdiki zamanın bazen cıvıl cıvıl bazen de yıvış yıvış olabilen şenlikli halini... Daha birçok kitap var aynı dertten mustarip; anlayacağız, dünyayı daha iyi bir yer yapacağız, insanlar daha iyi, daha mutlu olacak diye direten kitaplar... Ama sonra çok satanlar bölümü var. Bir tesadüf müydü bilmiyorum; o gün özellikle mi böyle bir şey tasarladılar bilemem ama bütün kitaplar, yerli yabancı bütün kitaplar hep aynıydı:
"Kutsal Üçgen", "Gizli İmparator", "Haçın Sırrı", "Sis Perdesi", "Karanlığın Güçleri", "CIA'nin Bilinmeyen Kolları", "İskeletler ve Kafatasları", "Mona Lisa'nın Şifresi" ve falan ve filan gibi bir sırlar, karanlıklar, gizler silsilesi... Kitapların isimlerini şu anda ben uyduruyorum ama çok satanların gerçek isimlerini siz de görmüşsünüzdür herhalde kitapçılarda. Dünyanın, bizim asla gerçekten bilemeyeceğimiz sırları olduğunu, birtakım gizli güçler tarafından yönetildiğimizi ve bu güçlerin de bizim gibi sıradan insanların gözüne görünemeyeceğini anlatan kitaplar bunlar. Anlaşılan insanlar, bu kitapları "en çok okuduklarına" göre, hakikaten de bizim anlamaya gücümüzün yetmeyeceği birtakım şifreleri olan, gizli iktidar organlarıyla yönlendirilen bir dünyada yaşadığımıza inanıyorlar. Ya da belki de daha kötüsü, inanmak istiyorlar. Bu kadar iştahla okunduğuna göre bu kitaplar, "kurgu" oldukları son derece belli olmasına rağmen gerçekmiş gibi onlardan bahsedilmesi, "Gerçeklerle de örtüşüyor abi!" diye ballandırarak anlatılmaları gösteriyor ki insanlar, buna inanmak istiyorlar.

Neden ama neden?
İnsanlar neden dünya işlerinin görünmez güçler tarafından, şifreler aracılığıyla, bir sis muamması içinde, bilinemeyecek yöntemlerle yürüdüğünü; yeryüzünün bir "kurtlar vadisi" olduğunu düşünmek ister? İnsanlar yaşadıklarını niye şifrelerle, gizlilikle tarif eder?
Takıntılarımız, ruhsal arızalarımız biz bilmesek bile bizim bir işimize yarar. Bir adamın gidip gidip ellerini yıkaması, problemdir. Ama bu el yıkamayla temizlendiğini hissettiği için kafasının içindeki problemli mekanizmada bir işlevi yerine getirir takıntısı. Bir kadının gidip gidip yanlış adamlarla birlikte olması onu ne kadar üzse de bu durumun tekrarı -atıyorum- kendini hep kurban gibi hissedip hayatını değiştirmek zorunda kalmamak için gereklidir. Vesaire vesarie. İşte tıpkı bu arızalar gibi, şimdi insanlık işine yarayacak bir hastalık üretiyor kendi kendine. Bu kitaplar bütün dünyada aynı hızda "imal edilip", aynı hızda "tüketildiğine" göre, "kurtlar vadisinin" karanlığı, insanlığın bir işine yarıyor olmalı. Bana öyle geliyor ki bu kitaplar, insanlığın ve yeryüzü halklarının bütün yaşadıkları mutsuzluğu, sıkıntıyı bir bilinmeze bağlayarak, düzeni değiştirme zorunluluğunu kendilerinden uzak tutmalarına yarıyor.

Dünyanın realitesi ve reality show'u
Emeklerinin giderek daha vahşice sömürülmesini Vatikan'daki beşli bir meclise; ABD'nin yayılmacı politikalarının yarattığı tedirginliği "kıyametin" yaklaştığı teorilerine, yeryüzü kaynaklarının açgözlülükle tüketilmesi yüzünden hakiki bir "kıyametin" yaklaştığı gerçeğinin yarattığı korkuyu da bilmem neyin şifresine bağlayarak insanlık kendini "çaresiz" kılıyor. Çaresizse ne yapsın?! Niye boşuna tasalansın? Zaten dünyanın alınyazısı bu değil mi şifreye göre? Zaten insanlık tarihi bu, hepimiz mahvolmayacak mıyız vadinin gizli muktedirleri emir verdiğinde? Yapılabilecek bir şey yok demek ki! O zaman yumulalım şimdiki zamanın şehevi tüketimine, rengine, gürültüsüne, yarışmalarına, reality show'larına... Realite, sıradan insanların müdahale edemeyeceği kadar "uzakta", "bilinmeyende" cereyan ediyorsa...
Bizim ellerimiz, gözlerimiz, aklımız var. Bazılarımızın elleri, bu dünyayı anlatan kitaplar yazdılar. Hatta bazı eller şimdi kağıtların üzerinde neler yapabileceğimizi, memnun olmadığımız gidişatı düzeltmek için çıkar yolun ne olduğunu hesaplamaktalar. Şifresiz yayındalar! Vadi gibi sisli değil burası; berrak bir havası var. Zorlukları da var, tamam, ama burada insanlar birbirine güveniyor; insanlar burada insanlığa güveniyor. Burası bir yayla; rüzgar esiyor. Bilginin ve düşüncenin hâlâ insanlığa hizmet edeceğine inanılan bir yer burası. Vadiden yukarı tırmanırken bırakmıyoruz birbirimizin elini! Sıkı tutunun; yukarı çıkıyoruz şimdi!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Cezayir'de yapılan hata
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le Cezayir'e gi...
Çetin ALTAN
Leylek leylek havada, yumurtası tavada...
1839'da Hariciye Nazırı Büyük Reşit Paşa, bug...
Melih AŞIK
Ah şu gazeteciler
"10 cumhurbaşkanı gelip geçmiş... Hepsini yak...
Fikret BİLA
Alpkaya: Yaşam hakkımızdan vazgeçemeyiz
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Yunanistan'ın E...
Hasan CEMAL
Tanrı Dağı kadar Türk!
Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüm...
Güneri CIVAOĞLU
Barış'ın Geleceği
Economist'in kapağında Papa sonrası Hıristiya...
Can DÜNDAR
Sessiz veda
15 yaşındaydım. İlk gençlik aşkındaydım. Sevd...
Abbas GÜÇLÜ
Kızlar neden okula gidemiyor?
Milliyet ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği...
Mehmet Y. YILMAZ
Acele etme, bu aşk dediğin biraz zaman alıyor!
Başlığın uzunluğuna bakarak şunu söylemek elb...
Hasan PULUR
Politikada şaka "tarziye" ve "taziye"
ŞAKAYA, nükteye, Frenkçesiyle espriye tahammü...
Derya SAZAK
İşte Öyle Bir Şey
Melih Kibar'ı Bebek Camii'nden son yolculuğun...
Meral TAMER
Notalar 350 yıllık uykudan uyandı
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıf ders müfredatını ...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü korkuyor!
Beşiktaş'ta, öldüğüne şaşırmış balıklar, Çin ...
Tamer HEPER
Bu nasıl gelişme?
Şu gelinen noktaya bakın. Bana, işveren olmad...
Osman ULAGAY
Dünya Bankası ve IMF'den dünyaya uyarı: 'kemerleri bağlayın'
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası...
Güngör URAS
Tekel'in sigara fabrikalarını alan yok
Milliyet Ekonomi'de dün Ahmet Erhan Çelik'in ...
Serpil YILMAZ
Karadeniz'in uşakları Akdeniz'de buluştu
Çeşitli kurumlarda isim yapmış bu kadar insan...

© 2005 Milliyet