|
 |
|
|
Kapkaç kabusu ve güvenlik
Görüş / Engin Önen
Kapkaç, büyük kentlerimizde ve özellikle İstanbul ile İzmir'de en önemli huzursuzluk kaynaklarından biri haline geldi. Bu sorunu Ege - Koop'un düzenlediği bir toplantıda tartıştık. Bu girişiminden dolayı Ege - Koop'u takdir etmemek mümkün değil. Konut yapmakla yetinmeyip, halkın gündemindeki bu türden konulara ilgi göstermesi, önemli bir sivil toplum duyarlılığı.
Ege - Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, yaptığı açılış konuşmasında, gasp, hırsızlık ve kapkaçın çok değişkenli bir olgu olduğuna dikkat çekti.
Bu olaylarının sadece emniyet görevlileri tarafından önlenemeyeceğini, çok kurumlu işbirliği ve çalışmalara ihtiyaç olduğuna işaret etti. İçişleri eski Bakanı ve İzmir eski valisi Kutlu Aktaş'ın da önemli saptamaları oldu. Aktaş, balığın baştan koktuğunu, "Başbakanlık müsteşarının bilimsel hırsızlık yaptığı" örneği ile açıkladı.
Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının önemine vurgu yaptı. Çünkü hakkında onlarca dosya olan milletvekilleri var.
* * *
Eski içişleri bakanlarından bir diğeri, Sadettin Tantan ise, bu konularda siyasal iktidarın bir stratejisinin olmadığına, yeterli bilgilerinin olmadığına dikkat çekti. Diğer önemli bir uyarısı da, güvenliğin özelleştirilemeyeceği konusuydu.
Benim için en ilginç konuşmalardan birini İzmir Milletvekili Canan Arıtman yaptı. Geçen haftalarda neredeyse her televizyon kanalında üç tabancası ile izlediğimiz ve halkın büyük takdirine mazhar olan Arıtman, biraz da bizim eleştirilerimize cevaben şu görüşlere yer verdi: "Yasalar sadece modern toplum gereklerine göre değil, ülke gerçeklerine göre de hazırlanmalıdır. İsviçre'deki yasalar bize uymaz. Halk beni anlıyor ve destek veriyor."
Arıtman'ın halk tarafından anlaşılan ve desteklenen yasa teklifi, parti grubu tarafından oy birliği ile reddedildi. Biz de böylece, halkı anlamada ve derdini anlatmada özürlü bir görüntü sergileyen CHP grubunu takdir etme fırsatı bulduk.
* * *
Evet, biz İsviçre'nin koşullarına sahip değiliz. Ama hırsızlığın yaygınlaşmasına neden olan sorunları çözmeye, can ve mal güvenliğini daha etkin bir şekilde sağlayacak devlet modeline kafa yormak yerine, sivil halkın silahlanmasını özendirecek girişimler haklı olabilir mi? Böyle bir yaklaşımı, ülkemizin gerçeklerinin farklılığı ile meşrulaştırabilir miyiz?
Ülke gerçeklerini gerekçe göstererek, modern toplum hedefinden, demokrasiden, hukuktan vazgeçerek halktan destek alma, siyasetçilerimizin sıkça başvurduğu bir kolaycılıktır.
Kapkaç ve hırsızlığın her türü çoğumuzun öfkesini artırıyor. Ama yine de, halka şirin görünmek ve yeni sorunlar üretmek niyetinde değilsek, adaleti mağdurların değil, devletin sağlaması ilkesinden vazgeçmemeliyiz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|