Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Nisan 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir çağın sonu

Maçtan önce Aziz Yıldırım'a ve federasyona tepkiyle başladı. Arada Trabzonlular da nasiplerini aldı. Maçta sahadaki Galatasaraylı oyunculara patladı. Maçtan sonra ise yönetime, başkana, Hagi'ye... Pazar akşamı tepki, öfke ve nefret hedef ayırt etmeksizin Ali Sami Yen'i kaplamıştı. Gölgesiyle bile kavga eden memnuniyetsiz bir kitle karşımızdaki. Bu sadece bir maç kaybının sonucu değil. Şu bir gerçek ki son 15 yılda büyük başarılarla hayran - bağımlı kitlesi hızla çoğalan "şampiyonperver" Galatasaray artık rejimi taşıyamıyor. İşte asıl isyan buna.
Galatasaray artık Mekteb - i Sultani'nin değil. Kitle ve halk takımı Fenerbahçe'nin ikizi artık. İşte Galatasaray bu dönüşümün sancısını, bir devrim öncesi çalkantısını yaşıyor. Avrupa çapında başarılarla zafer sarhoşu bir kitleye sahip olmanın ama hâlâ küçük bir zümre tarafından yönetilmenin doğal sonucu önümüzdeki. Milyonlar tuttukları, tutundukları kulübe yabancılar. Kendilerini dışlanmış, temsil edilmez, lafı dinlenmez hissediyorlar.
Ya onlar da söz sahibi olmalılar ya da sonuna kadar inandıkları karizmatik bir savaşcının peşinden gitmeliler. Ama Galatasaray'da ikisi de yok.
Kariyeri boyunca herkesle haksız ve lüzumsuz yere kavga eden Hagi'yi onlar da anladı artık. Hakemlere, takım arkadaşlarına, rakiplere yaptıklarını, geçen hafta Kayseri'de kendi sevenlerine yapınca Hagi'nin, "O adam" olmadığını anladılar. Özhan Canaydın ise hiç o adam olamadı. Aslında istedikleri bir Aziz Yıldırım. Ona edilen küfürler aslında bilinç altında başka bir adresedir.
Son denemesinde düpedüz başarısız olan Terim'in çağrılması da tam bu sebepten. Onun karizması ve liderliği isteniyor, futbol değil.
Yani aslında olup biten 100. yılında bir devrin kapanışı, bir kulübün sahiplerinin değişmesidir. Galatasaray artık küçük zümrenin olamayacak. Artık Galatasaray yeni bir Fenerbahçe'dir. Halka aittir.

Bir iddaa

Futbolun, futbolcuların içinde yaşayanlar, onların sırdaşı olanlar çok iyi biliyor. Türkiye'de başaltı takımlarda özellikle kaleci ve savunmacı olarak görev yapıp da bahis - şike şebekelerinden teklif almayan oyuncu yok. Dönen para büyük. Oyunculara teklif edilen paralar bir yıllık gelirlerinden fazla. Bunu çözmenin, sadece bir ahlak ve vicdan meselesi haline getirmenin tek yolu da sistemi doğru çalıştırmak. Yani mali kriterleri sıkı sıkıya uygulayıp, oyuncuların aylarca para alamadığı bu düzeni düzeltmek.
Eğer dünya markası Galatasaray, dünyanın herhangi bir liginde mali yetersizlikten 2. değil, 3. lige düşürülecek durumdaysa bulunduğumuz yer vahimdir. Bugün oyuncuların bu tekliflerle karşılaştıklarında akıllarındaki eve ekmek götürme sorunu. Yani ahlaki bir seçimin ötesinde. Bu durum düzeltilmeli. Tabii bir soru da teşvik primini normal bulanlara sormalı. Teşvik "iddaa" manipülasyonu için de verilirse normal midir?

İlk devre ne olmuştu?

Beşiktaş, Ankaragücü karşısında göze hoş gelen, agresif, tempolu bir futbol oynadı. Bu oyunun Rıza Çalımbay'ın en iyi performanslarından biri olduğu açık. Sonuçta farklı kazandılar. Bu haftaki derbi için umut veriyorlar. Ve övgüyü hak ediyorlar. Ama onları göklere çıkarmadan önce bir şeyi hatırlamak gerek. Del Bosque'nin Beşiktaş'ının Ankaragücü deplasmanında ne yaptığını... Skor aynıydı. Yerden yere vurduğumuz Beşiktaş da, Ankaragücü'nü 4 golle geçmişti.

Bunun adı daha ne olsun?

Maç başına 2.52 puan ortalamasıyla eşsiz, benzersiz bir performans. +52 averaj, Galatasaray'ın attığı gol kadar. Kaybettiği puan 13. İkinci ile arasındaki fark 7. Bu, lig tarihinde ender görülen kopuşlardan biri. Bunu yapan Fenerbahçe'nin hocasının üzerine biraz haksız gidiliyor. Avrupa'da başarısız olundu, tamam. Ama Fenerbahçe'nin tarihinde başarılı olamadığını unutmamak gerekiyor. En Avrupalı Türk Galatasaray'ın zirveye çıktığı 4 senede bir kez olsun Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkamadığını da. Daum'un elindeki kadro belki çok daha fazlasını başaracak zenginlikte. Ama unutmamalı ki Fenerbahçe'nin her zaman çok büyük kadroları olmuştur. Her sene ligin bir numaralı favorisi onlardır. Ama çoğu kez devre gelmeden takım dağılır. Daum'un başarısızlıkları var, fakat istatistikler onun takımının lig tarihinin en iyilerinden biri olduğunu gösteriyor.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Hagi'nin acıları
Geremi harekâtı
Çatlak var!
Bülent ve Hakan'a hisse verilmeli
Fırtına kapıda
40 yıllık Karadenizli!
Ceplere gözaltı
Güneş pırıl pırıl: 3-1
Alkmaar final yolunda
Brentford favori
Bu kez Inter
Inter'e mucize gerek
Önce beraberlik
Sürpriz Dundee United
Lyon yarı finale doğru
Bayern tek farkla
Grekocular iddialı
Şölen başlıyor
Barça cepten yiyor
Daum, Rus ruletini bırak!
Tarihten yapraklar
Siz hakem olsaydınız
Haber turu...
Bir çağın sonu
Favorim Lyon
'İddaa'ya girer misiniz?
At yarışları
PAO'dan kaosa davet !
Detroit Pistons Miami Heat'ı avladı





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Bir çağın sonu
Maçtan önce Aziz Yıldırım'a ve federasyona te...
Rıdvan DİLMEN
Favorim Lyon
Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final rövanşları ...
Ercan GÜVEN
'İddaa'ya girer misiniz?
Ne Dünya'da ne de Türkiye'de ilk defa oluyor ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet