|
 |
|
|
Cin ve tonik masalı
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
Bildiğiniz gibi, "evvel zaman içinde kalbur saman içinde" diye başlar masallar... Öteden beri şişede durduğu gibi durmayan, baş döndürücü cinle, hayli demdir refakatine talip olan bütün içkileri dengeleyen mütevazı tonik, bir mecliste karşılaşmışlar. Cine ilk görüşte çarpılmış tonik ve tonikten etkilendiğini saklamamış cin... Tonik, geleneğe pek de uymayan bir tavırla, nasıl olduysa, "Beni arayın" diyebilmiş kapı aralığında... Cin, bu ayaküstü daveti saklarken sıcağında, daha farkında bile değilmiş yazılmakta olan büyük masalın... "Öylesine bir vesile icat etmiş ki yaratan; masal yarım kalmamış" diyor nakledenler!
* * *
Ne cin tonike naz yapmış fazladan. Ne tonik cine ağırdan satmış kendini... Cin malûm, şeffaf bir dantel gibi, içi dışı bir. Böğürtlen kokulu ama aslı ardıç tohumu; her biçimde güzellik... Tonik ise kıpır kıpır, vakûr ama heyecanlı. Delişmen ama ciddi. Rüzgâr rüzgâr salkım söğüt, kinin esaslı; yani her derde devâ... Gel zaman git zaman, akşam sefası saatlerinde, bütün zamanların en güzel kokteyli diye bilinen "Aşk olsun" niyetine buluşmaya başlamışlar. Tonik cine "Geride duruşum, ayağınıza dolaşmamak içindir" demeye kalkmış; cinin cesur cevabı ilk büyüyü katmış masala: "Fikrime dolaştınız bir kere, gerisi ne gam..." Nihayet, bir kadehte karışmışlar karışmasına ama, bütün masallarda olduğu gibi, bu masalda da birlikteliğin lezzetine göz koyanlar varmış elbette... Cin "Ya bu kadehteki aşk biterse" dedikçe mütereddit, tonik "Dolarız yeniden, tazeleriz" dermiş. Gölgelendikçe cin, "Çok bulanık ortalık, uzağı göremiyorum" diye, tonik "Siz yeter ki yakınımda durun; Ben bu câm içindeki sarmaş dolaş halin, uzağı gören gözü olurum" diye ışık verirmiş masala... Gelecek haftalarda, bu masalın kahramanlarını anlatmaya devam edeceğiz.
* * *
Bir vakitler Dry Martini Kokteyl tarifi verirken köşemizden, "Uyum yoksa, sinerji yoksa lezzet de yoktur. Kokteyl, farklılık ve benzerliklerin yönetimidir; hattâ biraz da takım oyunudur" demiştik. Paylaşılan her şeyin, yeterince özenle yaşanırsa, bir masalı çağrıştırabileceğini hatırlatmak istedim meraklısına. Bilmeden tükettiğimiz bütün değerlerin ardında bir masal saklıdır. Farklılıkları yönetmeye çalışmayın; yönetemezsiniz. Benzerlikleri yakalamaya, onlara sahip çıkmaya gayret edin; mutluluğun daha kolay elde edildiğini göreceksiniz. Bu teklif, mozaik karmaşanın göz kamaştıran ahengini inkâr etmez. Bütün melezlerin güzelliğine de burun kıvırmaz. Geleneksel diyalektiği ise hiç ıskalamaz. Sadece, alâturka yönetimin ses renklerini, diğer yazılarımızda tartışmaya başlayacağımızı müjdelemektedir. "Benzerlikleri peşrev niyetine seslendirir. Bütün diziyi dolaşır. İstenen yerlerde asma kararlarla ve gelip geçici çapkın duruşlarla yaşar; yaşatır. Makamın tabiatına uygun bir tükenişle karara yaklaşır..." Yoksa bu kadar farka rağmen, bir kadehte nasıl sevişirdi cin ve tonik?
* * *
Yazının sonuna geldiğimizde, "Bir masal söylemediğin kalmıştı; bu ne cür'et" diyen sevgili okuyucuyu duyar gibiyim. Sevdâ masalı bu dostlar. Gözünüzü karartıp yazabilirsiniz yani...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|