|
 |
|
|
Yaşam çıtasını yükseltmek
Satır Arası / Deniz Sipahi
Mercer adlı insan kaynakları danışmanlık şirketi tarafından yayımlanan "Dünya Çapında Yaşam Kalitesi" başlıklı raporda, yaşam kriteri olarak politik ve sosyal ortamdan çevreye, güvenlikten kamu hizmetlerine kadar yayılan çeşitli kriterler göz önüne alınarak dünyanın en iyi şehirleri sıralaması yapılmış.
Elbette Türkiye'den bir tek şehir yok; hatta ilk 50'de bile...
Bir şehirdeki yaşam kalitesini 39 unsurda değerlendirme yaparak belirleyen raporun verilerine göre Londra ve Paris gibi dünya çapında tanınan Batı Avrupa şehirleri özellikle suç oranları nedeniyle alt sıralarda yer almış.
İlk on şöyle...
Cenevre (İsviçre), Zürih (İsviçre), Vancouver (Kanada), Viyana (Avusturya), Frankfurt (Almanya), Münih (Almanya), Düsseldorf (Almanya), Auckland (Yeni Zelanda), Bern (İsviçre), Kopenhag (Danimarka).
Bu ilk onun büyük çoğunluğunu gidip gördüm.
Gerçekten de hepsinin birbirinden farklı güzellikleri, cazibe merkezleri var.
Ama ister duygusal deyin, ister bu ülkeyi çok sevmemden bana göre en az iki Türk şehri de bu sayılan kentler kadar güzel ve listeye aday olabilir diye düşünüyorum.
En azından ilk 50'ye...
İstanbul'un öylesine mistik özellikleri, albenisi var ki...
İzmir'in insanı kendisine aşık eden yanları var ki...
Elbette kriterler arasında ekonomik, politik, sosyal ve çevresel özellikler, kişisel güvenlik, sağlık, eğitim, ulaşım ve diğer kamu hizmetleri yer alıyor.
Ben ise bütün eksikliklere rağmen Türkiye'nin, kentlerimizin kendilerini tanıtamadığına inanıyorum.
* * *
Size bugün ve yarın Brezilyalı mimar Jaime Lerner'den söz etmek istiyorum.
1971 - 75, 1979 - 83 ve 1989 - 92 dönemlerinde Brezilya'nın 2.4 milyonluk şehri Curitiba'nın belediye başkanlığını yaptığı ve bu kenti dünyanın yaşam kalitesi en yüksek sayılı şehirleri arasına sokan Lerner'i İstanbul'da bir konferansta dinlemiştim.
Sokaklarda yürüdüğü zaman imzasını isteyen ve kendisini yüzde 97 oranında destekleyen halkı ile bir dayanışma sinerjisi yaratan Lerner'in ilginç uygulamaları pek çok belediye başkanı için de hala örnek teşkil ediyor.
Göreve başladığında suç oranının, işsizlik ve evsizliğin yüksek, kişi başına düşen yeşil alanın ve toplam gelirin de oldukça düşük olduğu Curitaba kentinin sorunlarını ucuz ve hızlı bir şekilde çözmeyi hedefleyen Lerner, sadece fiziksel çevrenin değiştirilmesi ile yetinmeyerek tüm strüktürü etkileyen sosyal ve ekonomik yapılara da müdahale etmiş.
Düşük gelirli kesimin yaşadığı mahallelerin çöplerini satın alarak işe başlamış Lerner. Çöplerin organik ve inorganik olarak ayrılmasını rica etmiş tüm evlerden ve bunun karşılığında evlerde ayrıştırılmış her çöp poşeti için bir otobüs bileti veya bir kutu süt vermeye başlamış. Bu sayede düşük gelirli mahalleler temizlenmeye ve çöplerin ayrıştırılması masrafından da tasarruf edilmeye başlanmış.
Brezilya'nın Curitiba'sıyla İzmir'in ne alakası var diye düşünmeyin. Jaime Lerner'in yaptıkları "küresel düşün, yerel uygulama" felsefesinin en güzel örneği
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|