Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
10 dakikalık güveye haraç saldırısı ve "Fahrenheit 9-11"


Cumartesi günü ailece Maçka'daki gecikmiş bir öğle yemeğinden dönerken, saat 16 sularında, İnönü Stadyumu'nun set üstü sınırını kavisleyerek tanjantladığımız ve evlendirme dairesini geçtiğimiz sırada...
Adım adım ilerleyen yoğun bir trafiğin ortasında siyah bir gelin arabası ilişti gözümüze...
Siyah bir gelin arabası ve arabanın her iki yanında, üstündeki port-bagaja tutunarak, açıkta giden çocuklar... Biri de ön camın önüne yatmış... Yaşları 15-16 kadar...
***
Ben önce gelin arabasına asılarak dışından giden çocukları da, henüz nikâhtan yeni çıkmış çiftin yakınlarından sanmıştım. Meğer güveyden bahşiş, daha doğrusu haraç isteyen avare sokak çocuklarıymış onlar...
Çiçeği burnunda güvey, araladığı pencereden kendilerine bir şeyler vermeye kalktıkça; verdiğini az buluyor ve arabanın hem görüşünü kapatıyor, hem ilerlemesini zorlaştırıyorlardı.
***
Dura kalka zor bela akan trafiğin içinde, Gümüşsuyu'na sapmak üzere, gelin arabasının tam önüne geçip yine duraklamıştık ki; bizim arabaya arkadan güm diye bir çarpma oldu. Gelin arabası, ön camlarını kapatan haraççı genç yüzünden, mesafeyi ayarlayamamış ve bize bindirmişti.
O sırada yeni evlilerin, özel siyah bir minibüsteki akrabaları, çocukları kovalamak için yere indiler...
Haraççı çocuklar da, kaçmadan önce hem tekmelerle gelin arabasının kapılarını çökerttiler, hem sileceklerini koparttılar...
***
Genç güvey, haraççı çocukların arabasına saldırısı sonucu; bizim arka tamponun da zedelenmiş olmasını, telafi etme işaretleri yaptıysa da...
Genç çiftlere o kadarcık bir hoşgörüyü çok görmek istemedik.
***
Türkiye'nin çalkantılı bir döneme doğru kaymasından kaygılananlar artıyor.
Evlendirme daireleri önünde, genç evlilere musallat olan 15-16 yaşındaki haraççı avare çocuklar, 25-30-35 yaşlarına gelinceye dek ne yapacaklar; vatanlarını ve bayraklarını çok sevseler de, geçimlerini nasıl sağlayacaklar?
***
Ha, ulusal gelir dağılımındaki dengesizliğe boş verip, ulusal birlik nutukları söylemek; ha, Avcılar'daki çürük yapılara boş verip, Mehmet Akif şiirleri okumak...
***
Ekonomik bir saydamlıktan yoksun bir milliyetçiliğin, neler yavruladığını izleye izleye, bir hayli çalkantılı yıllar yaşayacağa benzer Türkiye...
Bir ülkenin başkenti dünyada Sophia Loren kadar bile tanınmış değilse, bayrak ve vatan sevgisinin ne üretip ne tükettiğini yeniden sorgulamak gerekmez mi?
Ne yazı ki, kendi anadilinin "yazı" birikimlerinden yoksun olan üst düzey makam sahipleri; henüz daha çok uzak böylesi analitik bilimsel süzgeçlerden...
***
ABD'yi de, tüm dünyayı da, kolektif bir "vay anasına" şaşkınlığına uğratan Amerikalı yönetmen Michael Moore'un; Başkan Bush ile Bin Ladin ailesinin ABD'ye yerleşmiş fertleri arasındaki yakınlığı da belgeleyen "Fahrenheit 9-11" filmi, keşke bizim TV'lerde de tartışılabilseydi emekli militerlerle...
***
Acaba öyle belgesel bir film Türkiye'de de yapılabilir miydi?
Yapılamazsa, neden yapılamazdı?
Salt "yazı"yla haşır neşir olarak geçmiş bir ömrün son parantezine doğru bu tür soruların hâlâ gündem dışı kalmış olması; bir iç çekişine dönüşüyor, bizim pancar motoruna takılı beyaz kâğıtlar önünde...
***
Anadilinin yazı lezzetinden yoksun kişilerin; "yazı adamları"nı, insanlığın ortak bahçelerine, kendilerince bir demet papatya uzatmaya uğraşmış gönül ve beyin bahçıvanları olarak değil de; alfabe bilen birer sıradan kâtip olarak görmeleri... Onlara tepeden rotalar çizmeleri:
- Yazacaksa vatanı yazsın...
***
Sonra da, İstanbul caddelerindeki gelin arabalarına saldıran haraççı çocuklar...
Ve çeşitli sahtecilik bataklıklarından kökenlenip yaygınlaşan sosyoekonomik tümörleri, bir "asayiş sorunu" olarak değerlendirme açmazları...
***
"Fahrenheit 9-11" belgeselinde, Pentagon'un yoksul aileleri tarayarak hangi kesimin çocuklarını nasıl askere aldıklarının da görüntüleri var.
Bir de ABD bayrağını kutsallaştırıp, ailesindeki askerlerle övünüp duran bir kadının hamasi coşkuları...
Derken aynı kadının Irak savaşına katılmış olan oğlu, düşürülen askeri bir helikopterde ölünce...
Aynı kadının yanıp yakılması:
- Beni aldattılar, ah aldattılar, diye...
Ve ABD senatörlerinden hiçbirinin, kendi çocuğunu Irak savaşına göndermeye yanaşmaması...
Bu arada ABD bankalarında yatan 995 milyar dolarlık Suudi sermayesinin, Washington politikalarıyla örgülediği rant tezgâhları...
***
Böyle bir belgesel bizde de yapılabilir miydi, yapılamaz mıydı?
Yapılamazsa, acaba neden yapılamazdı?
Bu tür soruların yanıtı, mesleksiz genç yığınlarda kristalize oluncaya dek; şoven bir kaba kuvvette kişilik arayan gençlerin, maç izlemeye dahi "Biz buraya ölmeye geldik" diye doluşmaları süreceğe benzer...
***
"Birilerinin düğmeye bastığı" iddiaları, öfkeli ayrı bir yakınma...
Elektriklenmeye hazır mayınlı sofralar yaygınlaştığında, birilerinin de düğmeye basıp basmadığı kuşkuları boy atar...
***
Zavallı yeni güvey; evlendiği gün o canım gelin arabası tekmelendi, yumruklandı, çizildi, pes perişan edildi...
"Değişim"le sinsice düello etmeye kalktığında, bela ahtapotunun nerelere kadar uzanacağı kestirilemez ki...
***
Vaktiyle ekonomik yapıda biraz daha saydamlık aramış "yazı adamları"na lütfen artık çok kızmayın...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Milliyetçilik
NİHAL Atsız'ın kitapları satış rekorları mı k...
Çetin ALTAN
10 dakikalık güveye haraç saldırısı ve "Fahrenheit 9-11"
Cumartesi günü ailece Maçka'daki gecikmiş bir...
Melih AŞIK
Marduk geliyor...
Gazetecilikte yeni bir dalga baş gösterdi... ...
Fikret BİLA
Baykal: Hükümet susuyor, tepkiyi halk gösteriyor
CHP lideri Deniz Baykal, Trabzon olaylarına f...
Hasan CEMAL
Çöküş ve doğuş!
Kıbrıs'ta 'Denktaş kalesi'nin çöktüğü asıl ne...
Güneri CIVAOĞLU
Siyasetçi korkuyor
Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması, "sor...
Abbas GÜÇLÜ
Gençleri bu kadar kolay harcamamalıyız!
İşsizlik aldı başını gidiyor. En fazla etkile...
Hurşit GÜNEŞ
Sevinmeliyiz
Dün Dışbank'ın satış kararı açıklandı. Bu ort...
Nail GÜRELİ
Yeni TCK'yı beklerken
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girişinin...
Mehmet Y. YILMAZ
Ağar'ın sözlerinin altında gizli bir uyarı mı var?
Mersin ve Trabzon'daki olayların ardından bir...
Hasan PULUR
Maliyeden anlamayan bir Maliye Bakanı...
ÇOKTANDIR yazmak istiyorduk da denk getiremiy...
Meral TAMER
Tıbbi mümessillere yol göründü!
Roche yöneticileri ve bazı SSK bürokratları h...
Ece TEMELKURAN
Seksi türbanlılar
Pembe Köşk'te zaman zaman yapılan sergilerden...
Osman ULAGAY
Türkiye için 'Kusursuz Fırtına' senaryosu
Türkiye ekonomisi 2001 krizini izleyen üç yıl...
Güngör URAS
Yabancıları bekleyenler için 'iyi haber'
Dışbank'ın hikayesi ilginçtir. Devlet Planlam...
Serpil YILMAZ
"En küçük yeri morg olsun!"
Anadolu Vakfı'nın 100 milyon dolar yatırımla ...
M. Ali BİRAND
Devlet, seyirci kalmamalı
İlginç bir manzara ile karşı karşıyayız. Gözl...

© 2005 Milliyet