Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çöküş ve doğuş!


Kıbrıs'ta 'Denktaş kalesi'nin çöktüğü asıl ne zaman ortaya çıktı, biliyor musunuz? Torunu, Kıbrıs Rum pasaportu aldığı zaman...
Oysa, Sayın Denktaş'ın kendisiydi, "Kıbrıs Rum pasaportu alan vatan hainidir" diyen. Kıbrıs pasaportu alanlar için iki yıl hapis cezası öngören de Denktaş'tan başkası değildi.
Ama torunu aldı o pasaportu.
Denktaş politikalarının iflas bayrağı işte asıl o zaman göndere çekildi. Kıbrıs için çözümsüzlük çözümdür diye bağıran siyaset, işte asıl o zaman tarihin arşivine kaldırılmış oldu.
Geçmişin esiri olanların, tarihin yükü altında ezilenlerin barış yapamayacağı işte asıl o zaman ortaya çıktı.
Bu nedenledir ki:
Kuzey Kıbrıs'ta artık Denktaş defteri kapatılıyor.
Talat dönemi açılıyor.
Kavga dönemi kapanıyor.
Barış dönemi açılıyor.
İstemezükçülük noktalanıyor.
Uzlaşma dönemi açılıyor.
Sopa gösterme devri bitiyor.
Çözüm isteyenler sahneye çıkıyor.
AB'ye hayır diyenler gidiyor.
AB'ye evet diyenler geliyor.
İyi de oluyor.
Kuzey Kıbrıs'ta bu güzel işaretler bir yıl önceki 24 Nisan referandumu ile verilmişti. Annan Planı'na yüzde 65 oyla evet diyenler, barış ve çözüm yanlıları geçen yıl bu zamanlar Denktaş'a kırmızı kart göstermişlerdi.
Ama anlamadılar kırmızı kartı.
Halkın kandırıldığını söylediler. Oyların satın alındığını söylediler. Daha da ileri gitti Türkiye'deki Denktaşgiller. Kıbrıslı Türk 70 bin seçmenin, 70 milyonun kaderiyle oynayamayacağından dem vurarak askeri kışkırttılar.
Hâlâ da kışkırtıyorlar.
"Ordu istemezse olmaz!" diyorlar. Demokrasiydi, halkın oyuydu umurlarında değil.
Ama Kıbrıs Türklerinin aklını bir türlü çelemiyorlar. Kırmızı kart görmeye devam ediyorlar.
Son seçimi kaybettiler.
Pazar günkü cumhurbaşkanlığı seçimini de kaybedecekler. CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın oy oranı seçim araştırmalarında yüzde 55'in altında seyretmiyor.
Bugüne kadar Kıbrıs seçimlerini hep doğru tahmin etmiş olan KADEM Direktörü sosyolog Muharrem Faiz'in 24-27 Mart tarihleri arasında yaptığı son yoklamada da Talat'ın oyları yüzde 54.9 çıkmış. Talat'ın genel seçimlerdeki oyu yüzde 44'ün biraz üzerindeydi.
Gözlemcilere göre, Mehmet Ali Talat'ın pazar günü oyların yüzde 60'ını yakalayarak ilk turda seçimi kazanması büyük ihtimal...
Bu bir çöküştür.
Rauf Denktaş'ın çöküşü...
Belki de 'statükonun son kalesi'nin çöküşü...
Sayın Denktaş keşke böyle noktalamasaydı. Bir zamanlar vatan haini olarak ilan ettiği Mehmet Ali Talat karşısında sahneden keşke böyle çekilmeseydi.
Çünkü geçmişte Kıbrıs davasına hizmet etti. Kıbrıs Türk'ünün adada ikinci sınıflığa mahkûm edilmesine karşı kelle koltukta, kahramanca mücadele verdi.
Ama sonunu iyi getiremedi.
Türkiye'deki Denktaşgiller ile, Kızılelmacılar ile ortaklık yaptı. Ankara'daki bazı odakların psikolojik savaş harekâtlarından yararlanmaya kalkıştı. Yalnız Kuzey Kıbrıs'ta değil, Türkiye'de de barış ve çözüm için çalışanların, yazan çizenlerin vatan haini ilan edilmelerinden keyif aldı.
Oysa Soğuk Savaş bitmişti.
Bunu göremedi Denktaş.
Soğuk Savaş gözlüklerini bir türlü atamadı. Geçmişin, tarihin tutsağı olarak kaldı.
Siyasal tercihi bu oldu.
Tarihin, onun gibi düşünenleri özellikle Berlin Duvarı'nın 1989'da yıkılmasıyla birlikte sollayıp geçtiğini göremedi.
Anlayamadı.
Buna yetmedi dünyaya bakışı.
Tarihi de, siyaseti de hep siyah-beyaz, dost-düşman diye yanlış algılamaya devam etti.
Ama ne oldu?
Bir zamanlar kurtarmak için savaştığı kendi halkı sonunda kendisini terketti, kendisine kırmızı kart gösterdi.
Ve torunu da Kıbrıs pasaportu aldı.
Çöküş böyle geldi.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Milliyetçilik
NİHAL Atsız'ın kitapları satış rekorları mı k...
Çetin ALTAN
10 dakikalık güveye haraç saldırısı ve "Fahrenheit 9-11"
Cumartesi günü ailece Maçka'daki gecikmiş bir...
Melih AŞIK
Marduk geliyor...
Gazetecilikte yeni bir dalga baş gösterdi... ...
Fikret BİLA
Baykal: Hükümet susuyor, tepkiyi halk gösteriyor
CHP lideri Deniz Baykal, Trabzon olaylarına f...
Hasan CEMAL
Çöküş ve doğuş!
Kıbrıs'ta 'Denktaş kalesi'nin çöktüğü asıl ne...
Güneri CIVAOĞLU
Siyasetçi korkuyor
Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması, "sor...
Abbas GÜÇLÜ
Gençleri bu kadar kolay harcamamalıyız!
İşsizlik aldı başını gidiyor. En fazla etkile...
Hurşit GÜNEŞ
Sevinmeliyiz
Dün Dışbank'ın satış kararı açıklandı. Bu ort...
Nail GÜRELİ
Yeni TCK'yı beklerken
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girişinin...
Mehmet Y. YILMAZ
Ağar'ın sözlerinin altında gizli bir uyarı mı var?
Mersin ve Trabzon'daki olayların ardından bir...
Hasan PULUR
Maliyeden anlamayan bir Maliye Bakanı...
ÇOKTANDIR yazmak istiyorduk da denk getiremiy...
Meral TAMER
Tıbbi mümessillere yol göründü!
Roche yöneticileri ve bazı SSK bürokratları h...
Ece TEMELKURAN
Seksi türbanlılar
Pembe Köşk'te zaman zaman yapılan sergilerden...
Osman ULAGAY
Türkiye için 'Kusursuz Fırtına' senaryosu
Türkiye ekonomisi 2001 krizini izleyen üç yıl...
Güngör URAS
Yabancıları bekleyenler için 'iyi haber'
Dışbank'ın hikayesi ilginçtir. Devlet Planlam...
Serpil YILMAZ
"En küçük yeri morg olsun!"
Anadolu Vakfı'nın 100 milyon dolar yatırımla ...
M. Ali BİRAND
Devlet, seyirci kalmamalı
İlginç bir manzara ile karşı karşıyayız. Gözl...

© 2005 Milliyet