Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Seksi türbanlılar


Pembe Köşk'te zaman zaman yapılan sergilerden biriydi, yıllar önceydi. İsmet ve Mevhibe İnönü'nün at binerken giydikleri kıyafetler, el ele tutuşturulmuştu. O kadar küçüktüler ki giysiler, içlerinde bir zamanlar tarihi yazan gövdelerin yaşadığına, hareket ettiğine inanası gelmiyordu insanın.
Özden Toker anlatıyordu, odalar arasında gezerken. Mevhibe İnönü'nün nasıl mahcup bir hanım olduğunu, devrimlerle birlikte gelen yeni yaşam tarzına ayak uydururken, her kadın gibi zorlandığını... Ama elbette Bayan İnönü olarak tüm ülkeye "rol modeli" olmak mecburiyeti altında bulunduğunu ve en "modern" şekilde giyinmeye gayret ettiğini. Bu gayretlerle ne giydiğine, nasıl giydiğine hep dikkat etmesi gereken Mevhibe hanım her halde o yıllarda, gardrobunun önünde durup düşünürken buna "rol model" değil, "emsal teşkil etmek" diyordu...
Acaba şimdi, bugünlerde, AKP'li bakanların ve milletvekillerinin eşleri ne diyor? "Örnek olmak" mı koyuyorlar adını? Ne giydikleri durmadan tartışılırken onlar da kendilerini Mevhibe hanım gibi gardırobun önünde dertlenirken mi buluyorlar? Çünkü onlar şimdi, isteseler de istemeseler de, buna hazırlanmış veya hazırlıksız olsalar da örtülü kadınların takip ettikleri yeni "rol modeller".
Bu yüzden değil miydi, geçtiğimiz aylarda Kemal Unakıtan'ın eşinin türbanını "modern" bağlayışının manşetlerden inmemesi? Abdullah Gül'ün eşinin giydiği "çağdaş" tesettürün mercek altına alınması? Bayan Erdoğan'ın giydiklerinin "ulusal temsil" mertebesinde lüzumsuz "sinir krizlerine" yol açması? İktidarın hanımları olarak şimdi onlar diğer "hanımlara" öyle ya da böyle yol göstermiyorlar mı?

Bahar, örtüleri kaldırınca
Onlar gardırobun önünde düşünedursunlar, bahar geldi aniden. Cemreler patır patır düştü, bu sene yaza, az kalsın baharsız geçiliyordu. Bu sebeple olacak, türbanda bahar modası da, "rol modellerini" beklemeden sokaklara döküldü. Her ne kadar türbanı bağlama biçimleri tarikatlara göre değişse de, sanırım giderek kişiselleşiyor bu mesele.
Zira öyle sanıyorum ki hiçbir tarikat tavsiye etmez, sivri topuklu pembe çizmeleri, arkadan yırtmaçlı dar etekleri, bol makyaj eşliğinde derin dekolteli gömleği? Siz de bugünlerde görüyor musunuz seksi "örtülüleri"?!
Şahsen benim hoşuma gidiyor. İnsanca zaafların tutucu emirlere karşı zafer kazandığını; nihayetinde kadınlığın örtülerin dışına taşıp kendini gösteriverdiğini izlemek hoşuma gidiyor.
Başa bir namus bağı gibi bağlanan ve örtünmeyen kadınları dolaylı olarak "namussuz" olarak işaretleyen türbanın baharın da etkisiyle, bütün gövdeye giyilenlerin yanında bir "otantik aksesuvara" dönüşmesinden memnunum. Kadınlığın tatlı halleri yanında türbanın küçülüp küçülüp bir saç süsü haline gelivermesinden...
Benim hoşuma gidiyor bu insanlık macerasını izlemek de acaba türbanları yüzünden okullarına giremeyen kızların içi acıyor mudur bu "aksesuvarlaşma sürecinde"? Ya da acaba kara çarşaflılar "seksi türbanlıları" kendilerince "namussuz" sayıyor mudur? Onlar "eksik mümine" olarak mı görünüyorlardır acaba daha "kapalı" olanların gözüne?
Gazetelerde hep öyle resim vardır; parkta sevgilisiyle el ele yürüyen türbanlı kız, ağaçların arkasında sevgilisiyle konuşan türbanlı kız... "Yakaladık" hınzırlığıyla çekilmiş fotoğraflar. Yürüyecek tabii, öpüşecek elbette, pek tabii el ele tutuşacak. Çünkü nihayetinde insanlık, üzerindeki bütün "örtüleri" atıp özgürleşecek, koşacak, sevişecek, dans edecek. Öyle bir bahar gelecek ki, bütün örtüleri "aksesuvar" edecek...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Milliyetçilik
NİHAL Atsız'ın kitapları satış rekorları mı k...
Çetin ALTAN
10 dakikalık güveye haraç saldırısı ve "Fahrenheit 9-11"
Cumartesi günü ailece Maçka'daki gecikmiş bir...
Melih AŞIK
Marduk geliyor...
Gazetecilikte yeni bir dalga baş gösterdi... ...
Fikret BİLA
Baykal: Hükümet susuyor, tepkiyi halk gösteriyor
CHP lideri Deniz Baykal, Trabzon olaylarına f...
Hasan CEMAL
Çöküş ve doğuş!
Kıbrıs'ta 'Denktaş kalesi'nin çöktüğü asıl ne...
Güneri CIVAOĞLU
Siyasetçi korkuyor
Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması, "sor...
Abbas GÜÇLÜ
Gençleri bu kadar kolay harcamamalıyız!
İşsizlik aldı başını gidiyor. En fazla etkile...
Hurşit GÜNEŞ
Sevinmeliyiz
Dün Dışbank'ın satış kararı açıklandı. Bu ort...
Nail GÜRELİ
Yeni TCK'yı beklerken
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girişinin...
Mehmet Y. YILMAZ
Ağar'ın sözlerinin altında gizli bir uyarı mı var?
Mersin ve Trabzon'daki olayların ardından bir...
Hasan PULUR
Maliyeden anlamayan bir Maliye Bakanı...
ÇOKTANDIR yazmak istiyorduk da denk getiremiy...
Meral TAMER
Tıbbi mümessillere yol göründü!
Roche yöneticileri ve bazı SSK bürokratları h...
Ece TEMELKURAN
Seksi türbanlılar
Pembe Köşk'te zaman zaman yapılan sergilerden...
Osman ULAGAY
Türkiye için 'Kusursuz Fırtına' senaryosu
Türkiye ekonomisi 2001 krizini izleyen üç yıl...
Güngör URAS
Yabancıları bekleyenler için 'iyi haber'
Dışbank'ın hikayesi ilginçtir. Devlet Planlam...
Serpil YILMAZ
"En küçük yeri morg olsun!"
Anadolu Vakfı'nın 100 milyon dolar yatırımla ...
M. Ali BİRAND
Devlet, seyirci kalmamalı
İlginç bir manzara ile karşı karşıyayız. Gözl...

© 2005 Milliyet