Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Nisan 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye için 'Kusursuz Fırtına' senaryosu


Türkiye ekonomisi 2001 krizini izleyen üç yılda kayda değer bir büyüme kaydetti, milli gelirimiz ABD doları bazında, üç yılda ikiye katlandı. Bu çarpıcı sonucun ortaya çıkmasında (1) Kötü bir dönemin sonunda yaşanan 2001 krizinin Türkiye'nin GSYİH'sını çok düşürmüş olmasının ve (2) ABD doları değer kaybederken 2001 krizinde yaşanan kur depremi sonrasında TL'nin değer kazanmaya başlamasının da payı var kuşkusuz.
Ancak ne bu faktörlerin etkisi, ne de ekonomideki büyümenin toplumun geniş kesiminin beklentilerini yeterince karşılayamamış olması, 2001 sonrasında elde edilen başarıyı yadsımaya yöneltmemeli bizi. Krizi aşmak için doğru yola değil de yanlış yola sapsaydık bugün çok daha kötü bir noktada olabilirdik.

'Kusursuz Fırtına' için
Türkiye son üç yılda (1) Krizden çıkış için doğru yolu seçtiği, (2) 2002 genel seçimiyle siyasi istikrara kavuştuğu, (3) Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşme yolunda önemli adımlar atabildiği, (4) İçerde ve dışarda Türkiye'ye güveni artırarak ülkeye dış kaynak girişini hızlandırabildiği ve (5) Türk özel sektörünün yatırım iştahını kamçılayabildiği için göreceli bir başarı elde etti ekonomide.
Şimdi gelinen noktada önemli olan, bu başarıyı devam ettirerek ekonomideki gelişmenin tabana daha fazla yansımasını sağlamak. Bu kolay bir iş değil ve bu noktaya gelinmesinde önemli pay sahibi olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP), yolun bundan sonrası için gerekli vizyona ve iradeye sahip olduğuna da emin değilim ama bu ayrı bir tartışmanın konusu.
Ben bu yazıda Türkiye'nin son üç yılda yaşadıklarının tersini yaşaması halinde neler olabileceğini tartışmak istiyorum. 2005 yılında yolunu şaşırmış görünen AKP'nin sergilediği dağınık manzara ve bu dağınıklıktan yararlanmak isteyenlerin gizli bir umutla izlediği son gelişmeler pek iç açıcı değil. Türkiye için yeni bir 'Kusursuz Fırtına' senaryosu yazmak isteyenler, birbirini tetikleyecek şu gelişmelere umut bağlayabilirler:
  • Tırmanan toplumsal olaylar karşısında acze düşen hükümetin kontrolü elden kaçırdığı izleniminin doğması.
  • AKP'de yaşanan düş kırıklığının daha ciddi çözülmelere yol açması ve siyasi istikrar tablosunun bozulması.
  • AKP'nin bu ortamda AB yolunda yeni adımlar atma cesaretini kaybetmesi ve (tabii Avrupa'nın da katkısıyla) AB sürecinin aksaması.
  • IMF ile ilişkilerde yeni sorunlar yaşanması.
  • Bu ortamda hükümete duyulan güvenin tamamen kaybolması ve Türkiye'nin AB yolunda ilerleyeceği varsayımıyla yazılan 'Uyum Senaryosu'nun ("Convengence Play") çökmesi.
  • ABD ile ilişkilerde yeni sorunlar yaşanması ve bunun da Türkiye'deki milliyetçi dalgayla körüklenmesi.
  • Bu ortamda Türkiye'den sermaye kaçışının başlaması.
  • Değerlenmiş olan Türk parasının hızla değer kaybetmeye başlaması ve bunun sermaye kaçışını daha da hızlandırması.
  • Sermaye kaçışını önlemek için alınacak yasaklayıcı önlemlerin de bu sürece katkıda bulunması.
  • Ekonominin yeniden küçülme sürecine girmesi ve bunun toplumsal tepkileri daha da tırmandırması.


  • Hedeflenen bu mu?
    Bu noktada şu sorular takılıyor aklıma: Farklı tepkilerden beslenen milliyetçi dalgayı kullanarak, yolunu şaşırmış görünen AKP hükümetini iyice yıpratmak ve Türkiye'yi AB çapasından 'kurtarıp' farklı yöne götürmek isteyenlerin hedefi bu 'Kusursuz Fırtına' senaryosunun gerçekleşmesini sağlamak mı? Vatanı - milleti kurtarmak iddiasındaki bu kişiler, bu gidişle böyle bir senaryonun gündeme gelebileceğinin farkındalar mı? Türkiye'de statükoyu korumak isteyenler bunu da göze aldılar mı?
    Bu soruların cevabı net değil kafamda ama sanılandan daha yıkıcı olabilecek bir fırtınanın içine sürüklenebileceğimiz kaygısını taşıyorum.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Milliyetçilik
    NİHAL Atsız'ın kitapları satış rekorları mı k...
    Çetin ALTAN
    10 dakikalık güveye haraç saldırısı ve "Fahrenheit 9-11"
    Cumartesi günü ailece Maçka'daki gecikmiş bir...
    Melih AŞIK
    Marduk geliyor...
    Gazetecilikte yeni bir dalga baş gösterdi... ...
    Fikret BİLA
    Baykal: Hükümet susuyor, tepkiyi halk gösteriyor
    CHP lideri Deniz Baykal, Trabzon olaylarına f...
    Hasan CEMAL
    Çöküş ve doğuş!
    Kıbrıs'ta 'Denktaş kalesi'nin çöktüğü asıl ne...
    Güneri CIVAOĞLU
    Siyasetçi korkuyor
    Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması, "sor...
    Abbas GÜÇLÜ
    Gençleri bu kadar kolay harcamamalıyız!
    İşsizlik aldı başını gidiyor. En fazla etkile...
    Hurşit GÜNEŞ
    Sevinmeliyiz
    Dün Dışbank'ın satış kararı açıklandı. Bu ort...
    Nail GÜRELİ
    Yeni TCK'yı beklerken
    Yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girişinin...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Ağar'ın sözlerinin altında gizli bir uyarı mı var?
    Mersin ve Trabzon'daki olayların ardından bir...
    Hasan PULUR
    Maliyeden anlamayan bir Maliye Bakanı...
    ÇOKTANDIR yazmak istiyorduk da denk getiremiy...
    Meral TAMER
    Tıbbi mümessillere yol göründü!
    Roche yöneticileri ve bazı SSK bürokratları h...
    Ece TEMELKURAN
    Seksi türbanlılar
    Pembe Köşk'te zaman zaman yapılan sergilerden...
    Osman ULAGAY
    Türkiye için 'Kusursuz Fırtına' senaryosu
    Türkiye ekonomisi 2001 krizini izleyen üç yıl...
    Güngör URAS
    Yabancıları bekleyenler için 'iyi haber'
    Dışbank'ın hikayesi ilginçtir. Devlet Planlam...
    Serpil YILMAZ
    "En küçük yeri morg olsun!"
    Anadolu Vakfı'nın 100 milyon dolar yatırımla ...
    M. Ali BİRAND
    Devlet, seyirci kalmamalı
    İlginç bir manzara ile karşı karşıyayız. Gözl...

    © 2005 Milliyet