|
Talat'a göre Rumlar Denktaşçı
LEFKOŞA
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucundan hiç kuşku duymuyor. Pazar günü KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacağından emin. ilk turda yüzde 60'ın üzerinde bir oyla seçileceğini tahmin ediyor.
Talat, artık KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı rakip olarak görmüyor. Denktaş'ın ve döneminin geride kaldığı düşüncesinde. Talat'a göre, "Artık sorun Denktaş değil, Papadopulos..."
Papadopulos Denktaşlaşıyor
Talat, bu düşüncesini açıklarken, "Çünkü" diyor, "Papadopulos, Denktaşlaşıyor. Sanki, Papadopulos'la Denktaş aynılar. Neredeyse kopyalanmış gibi."
Buradan hareketle, Rumların Denktaşçı olduğunu söylüyor. Denktaş'ın, "çözüm"e karşı olduğunu belirttikten sonra, "Bu nedenle de Güney'de Rumlar, Denktaş'a doğru eğilim gösteriyorlar" diye ekliyor.
Anlaşılıyor ki, Talat cumhurbaşkanı olduktan sonra Denktaş yerine, Papadopulos'u çözümün önündeki engel olarak görecek. KKTC Başbakanı'na göre, Papadopulos'un bugünlerdeki söylemi, Denktaş'ın referandum öncesi söylemiyle tıpatıp aynı. Üzerinde anlaşılmamış bir metinle oylama yaptırmayacağını, BM'nin hakemliğini istemediğini ve zaman sınırlamasını kabul etmeyeceğini söyleyerek, Rum lider işi yokuşa sürüyor.
Pazar günkü seçimlerden sonra cumhurbaşkanı olarak Kıbrıs Türk halkının liderliğini üstleneceğine kesin gözüyle bakan Talat'a göre, Rumlar da Papadopulos'u değiştirmedikçe bir çözüme ulaşmak zor.
Bu durumda, "Güney Kıbrıs'ın Talat'ı sizce kim olur?" diye sorduğumuzda, bir süre düşündükten sonra, şu yanıtı veriyor:
"Akel beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Şimdi çözümü bizim gibi içtenlikle isteyen DİSİ var. DİSİ'nin lideri, ısrarla ve samimiyetle çözümden yana."
Talat, Rum liderliğinde Papadopulos'u değil, ana muhalefet partisi DİSİ'nin lideri Nikos Anastasiades'i görmek istiyor.
Peki, Talat'ın çözüm için öngördüğü yeni bir model var mı? KKTC Başbakanı, çözüm modelinin Annan Planı olduğunu savunuyor. Artık bu plan üzerinde Türk tarafına sorulacak bir soru kalmadığını, KKTC'nin referandumda evet diyerek, çözümü ortaya koyduğunu vurguluyor. Bundan sonrası için BM'nin Rum tarafından değişikliklere ilişkin önerilerini beklediğini ancak Rumların ayak sürüdüğünü anımsatıyor. Talat'ın cumhurbaşkanı olduktan sonra da çözüm olarak Annan Planı'nı esas alacağı görülüyor.
Talat, Kıbrıs'ta Türk tarafının Annan Planı'na evet demiş olmasına rağmen, başta izolasyonların kaldırılması olmak üzere beklenen karşılığı görmediklerini söylemekle birlikte, yine de durumdan memnun gözüküyor. KKTC ile doğrudan ticaretin başlaması konusunun birçok önemli ülkenin gündeminde olduğunu, bu yönde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne baskı uygulandığını belirttikten sonra, "Hatta" diye devam ediyor:
"Benim duyduğum, Yunanistan Dışişleri Bakanı Molivyatis de bu konuda Papadopulos'u uyarmış. Sonsuza kadar doğrudan ticaretin engellenemeyeceğini o da belirtmiş. AB ülkeleri de aynı yönde Rum yönetimine baskı yapıyorlar."
Talat'ın yorumuna göre, "Kıbrıs davası" , Güney Kıbrıs, Avrupa Birliği'ne üye olduğunda kaybedildi. "Dava"nın bir başka biçimde yeniden canlanması ise referandumda Türk tarafının evet demesiyle sağlandı. Eğer Türk tarafı da hayır deseydi, Kıbrıs davası, tümüyle tarihe gömülecekti. "Ancak evet çıkmasından sonradır ki" diyor Talat, "Türkiye ve KKTC uluslararası alanda haklılık ve canlılık kazandı. Dava bir başka yönüyle yeniden canlandı, hayat buldu. Şimdi, Papadopulos da diplomatları da, kimsenin yüzüne bakamıyor, koridorlarda rahat dolaşamıyorlar."
Talat, bütün bu gelişmelerin Türkiye'de AKP iktidarının, KKTC'de de kendisinin ve partisinin dünyayı doğru okumasından kaynaklandığını savunuyor.
fbila@milliyet.com.tr
|
|