Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Nisan 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Satır araları


Kardak kayalıkları krizi günlerini anımsayalım. Kayalıklara Yunan bayrağı dikilmiş.
Tansu Çiller başbakan.
Komutanlara talimat veriyor.
"Gemilerimiz gidecek. O bayrak oradan inecek..."
Birkaç kez aynı söylemi tekrarlıyor.
Artık odada savaş rüzgârları esmektedir.
Türk deniz kuvvetlerinin kayalıklara asker çıkarması Yunan bayrağını, oradaki bir manga Yunan denizcisini etkisiz hale getirerek indirmesi halinde, savaş çıkmaması mucize olacaktır.
Fakat başka çare de görünmemektedir.
Zorlu sorun...
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı olarak Büyükelçi İnal Batu, bir formül ortaya atar:
"Biz de yandaki kayalıklara çıkalım. Oraya Türk bayrağını dikelim..."
Salonda bir an sessizlik olur.
Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya, "Bu fikir bana da makul geldi. Üzerinde konuşmalıyız" der.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Deniz Baykal da, "Sayın Batu'nun formülü üzerinde durulmalı" söylemiyle olumlu yaklaşır.
Ardından, ciddi tartışmalar sonrası bu fikir benimsenir.
Sabaha karşı, komandolar botlarla yandaki adacığa gizlice yanaşacak ve kayalıklara tırmanarak Türk bayrağını dikeceklerdir.
Bayrağın yanında yeterince komando nöbet bekleyecektir.
Onları korumak üzere Türk Deniz Kuvvetleri hücumbotları devriye gezecektir.

Göstere göstere
Bu operasyonun çok garip görünmüş olan bir özelliği, "gizli aleni" yapılmasıydı.
Dünya savaş tarihinde belki de tektir.
Gece karanlığında, Bodrum sahilinden TV'ler naklen yayında, az sonra Kardak kayalıklarına sözüm ona "gizli" komando baskını hazırlıkları açık açık yansıtılıyordu.
Botlar....
Silahlar...
Dikilecek bayrak...
Komandoların kamuflaj çalışmaları...
Sonra botlara binerek alacakaranlıkta denize açılmaları...
Onları izleyen Bodrumlular.
Sahilden el sallayanlar.
Böyle göstere göstere "gizli baskın" olur muydu?
Bu yayınları Yunan tarafının izlediği ve kayalıktaki denizcilere, devriye botlarına bildirmedikleri nasıl düşünülürdü?
Bir sonraki sabahın medya haberleri de ilginçti.
Kardak'ta Yunan bayrağı nöbetindeki denizciler, karanlıkta gelen Türk botlarının farkında olmamışlardı.
Sabah uyandıklarında bir bakmışlardı ki, yandaki kayalıkta, Türk bayrağı dikilmiş. Başında da Türk denizciler.
Şaşakalmışlardı!..
..........
Hadise belki de başkaydı.
Türkiye tarafı, hem yandaki kayalığa bayrak dikmek ve çatışmadan ulusal onuru korumak sağduyusunu göstermişti... Hem de gizli ve baskın olarak gerçekleşmesi gereken bu operasyonu, TV'den canlı yayınla gösterecek kadar "aleni" yaparak, Yunan tarafına çatışmayı önleyecek mesajı vermişti: "Geliyoruz, yandaki kayalığa bayrak dikeceğiz. Sizin bayrağınıza ve denizcilerinize zorunlu olmadıkça dokunmayacağız. Siz de akıllı olun, bela aramayın. Savaşa neden olacak bir çatışma çıkarmayın..."
Yunan tarafı bu mesajı almıştı.
...........
İyi bir kriz yönetimi ile "taraflar savaşın eşiğinden dönmüşlerdi."

Güç dengesi
Bu olay simgeseldir.
Ege'nin iki yanında birlikte yaşamanın ince ayarlı bir güç dengesine dayalı olduğunun çok özel bir örneğidir.
Siyaset Bilimi "master tezi" olabilecek değerde ve derinliktedir.
Yalapşap ve kaba yaklaşımlarla okunamaz.
Anlaşılmaz.
O nedenle Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un dün, Türkiye - Yunanistan arasında bazı "Casus Belli" (Savaş Nedeni) kararların geçerli ve yürürlükteki devlet politikası olduğu yolundaki açıklaması önemlidir. Ve bunun amacının "iki ülke arasında çatışma çıkarmak değil, çatışma önlemek amaçlı olduğu" yolundaki söylemi, yukarıda anlattığım "master tezi" olabilecek ince ayarlı güç dengeleri stratejisinde satır aralarıdır.
O satır aralarını okuyabilmek ise ciddi birikimi gerektirir.


g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Apo'yu yeniden yargılamak
CHP lideri Deniz Baykal konuyu kamuoyunun gün...
Çetin ALTAN
Ok yaydan çıkmamalı...
Nevruz kutlamalarında, 12-14 yaşlarında, 2 ya...
Melih AŞIK
Verici siyaset
Kendisinden dokunulmazlıkların kaldırılması g...
Fikret BİLA
Talat'a göre Rumlar Denktaşçı
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, pazar günü y...
Hasan CEMAL
Sorumsuz siyaset!
Norveç'in başkenti Oslo'da Başbakan Erdoğan'a...
Yılmaz ÇETİNER
'Sizler isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz!..'
Meclisimizde milletvekillerimiz arasında zama...
Güneri CIVAOĞLU
Satır araları
Kardak kayalıkları krizi günlerini anımsayalı...
Can DÜNDAR
Öcalan mahkemede ne diyecek?
"Nisan kaygısı" içinde olduğumu yazmıştım 2 h...
Hurşit GÜNEŞ
Yabancı sermaye oluk oluk akacak mı?
Önceki gün Raymond James Yatırım şirketi bir ...
Doğan HEPER
Yılmaz Güney'le kesişme anı
BİR kez daha sözünü etmiştim. Uzun uzun yılla...
Semih İDİZ
Ulusal kahraman gibi karşılandı
Suriyeliler Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'...
Mehmet Y. YILMAZ
Şişkodan pokerde kazandığım adayı yeğenime bırakıyorum
Ne zaman gündeme Kardak Kayalıkları gelse, li...
Hasan PULUR
Ufak tefek sorunlar, konular...
BU memleketin büyük sorunları gazete manşetle...
Derya SAZAK
Talat'ın seçimi
KKTC'de pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı...
Meral TAMER
Karikatürün önlenemez yükselişi
Dün gazetemizde çok hoş bir haber vardı: Miza...
Yaman TÖRÜNER
İstanbul'a deprem geliyor
Popular Science (Popüler Bilim) dergisinin ma...
Güngör URAS
Kıbrıs'ta 'geçim' değil 'seçim' konuşuluyor
Girne'deyim. Girne'ye her gelişimde Belediye ...
Serpil YILMAZ
Hoş geldin Dr. Duygu Erten
Amerika'nın Başkanlık seçimlerinde, Demokrat ...
M. Ali BİRAND
Apo, yeniden yargılanacak mı?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, büyük bir ola...

© 2005 Milliyet