|
 |
|
|
Ulusal kahraman gibi karşılandı
Suriyeliler Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ziyaretinden çok memnunlar. Bunu ellerinden geldiğince göstermeye çalışıyorlar. Memnuniyetin nedeni ise malum. Suriye gazetelerinde yer alan haber ve yorumlardan da bu zaten hemen ortaya çıkıyor. Arap âleminde de çok yakından izlenen bu ziyaret, "saldırgan Amerika'ya karşı büyük bir meydan okuma" olarak algılanıyor. Bu nedenle Sezer'in "cesaretinden" ve "onurlu davranışından" söz eden gazete manşetlerinden geçilmiyor. Kendisi ise havaalanında, Türkçe olarak hazırlanmış, "Seninle daha güçlüyüz" pankartları taşıyan yüzlerce coşkulu öğrenci tarafından karşılanıyor.
Yeni dostumuz
Bu ülkeye 20 senedir gelip giderim. Kaç başbakan veya dışişleri bakanı ziyareti izlediğimi hatırlamıyorum bile bu aşamada. Bunların büyük bölümü, Abdullah Öcalan'ın Şam'da barındırılıyor olması, Fırat'ın suları ve Hatay nedeniyle gergin geziler olurdu. Türkiye'den gelen üst düzey bir yetkilinin, Cumhurbaşkanı Sezer gibi, adeta bir ulusal kahraman olarak karşılanmasına ilk kez tanık oluyorum. Evet, Başbakan Erdoğan da aralık ayında yaptığı gezide coşkulu bir şekilde karşılanmıştı. Ama Sezer'in gezisinin havası bambaşka...
Havası başka
İşler o denli almış yürümüş ki, Suriye Başbakanı Naci Otri, Sezer için, "O şimdi ikinci vatanında" ifadesini kullanıyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayımlanan Khaleej Times'ın Şam muhabiri ise Suriyelilerin Sezer'e "Arap dünyasındaki yeni dostumuz" diye baktıklarını anlatıyor. "Sayın Sezer'e saygı o denli büyük ki, kendisine artık Arap gözüyle bakıyorlar. Çünkü Suriye'ye bu kadar anlayış ve yakınlığı sadece bir Arap'ın gösterebileceğine inanıyorlar" diyor.
Şam Üniversitesi'nde Suriyeli gençlere Amerikan tarihi öğreten Hataylı Doç. Dr. Mehmet Yuva ise tüm Arap dünyasında olduğu gibi, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinden sonra Suriye'de de Türkiye'ye dönük saygının doruğa çıktığını anlatıyor. Sezer'in ziyaretinin ise Suriyelilere, dünyada yalnız olmadıklarını göstermesi açısından inanılmaz ölçüde moral aşıladığını belirtiyor.
Bu hissiyatı, hükümete yakın duran Tişrin yayın grubunun İngilizce gazetesi Syria Times'daki başmakale de açıkça yansıtıyor. "Ortak Vizyon" başlıklı yazıda şu ifadelere yer veriliyor:
"Amerika'nın Ankara'daki Büyükelçisi, kısa bir süre önce burnunu bu dostane ülkenin meselelerine sokarak, Cumhurbaşkanı Sezer'in Suriye'yi ziyaret etmemesini istedi. Cumhurbaşkanı Sezer'den gelen yanıt ise kristal berraklığındaydı. Kendisi ABD'li diplomata bu meseleye karışmamasını net ifadelerle söyledi."
Suriye Devlet Başkanı Başar Esad'ın Cumhubaşkanı Sezer'i ağırladığı görkemli Al Şaab sarayında bir Suriyeli yetkili ile ayaküstü konuşuyorum. Atmosfer çok güzel ama biraz provokatif olayım diyorum. "Nereden nereye geldik? Bundan sadece yedi yıl önce iki ülkenin savaşın eşiğine geldiğine kim inanır?" diyorum.
Mesaj net
Biz Araplarda bir söz vardır" diye yanıtlıyor. "Nefret ettiğiniz şey sizin için hayra dönüşebilir deriz" diye ekliyor. Mesajı gayet net. Orgeneral Atilla Ateş'in 1998'de sınırdan Suriye'ye gönderdiği uyarı, hatta tehdit, Suriyelilerce hiç de hoş karşılanmamış.
Fakat arkasından Öcalan'ın Suriye'den çıkarılması, güvenlik alanında "Adana Süreci"nin hayata geçirilmesi ve bunda başarılar elde edilmesi, Sezer'ın Hafız Esad'ın cenazesine katılması ve bunu üst düzeyli karşılıklı ziyaretlerin takip etmesi, derken günümüzdeki olağanüstu olumlu atmosfere gelindiği düşünülürse, 1998 yılının gerçekten de ikili ilişkiler açısından hayırlı bir dönüm noktası olduğu ortaya çıkıyor. Bunu Suriyeli bir yetkilinin kabul etmesi ise son derece ilginç.
———————
Son yazımda Norveç'in Ankara Büyükelçisi'ne 'AB Büyükelçisi' diye atıfta bulunmuştum. Oysa ifade 'Avrupalı Büyükelçi' olmalıydı zira Norveç AB üyesi değil. Bunu hatırlatan ODTÜ'den Prof. Dr. Nuri Akkaş'a teşekkür borçluyum.
semihi@cnnturk.com.tr
|
|
|

|