Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Nisan 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şişkodan pokerde kazandığım adayı yeğenime bırakıyorum


Ne zaman gündeme Kardak Kayalıkları gelse, lise yıllarımda okuduğum, Milliyet Yayınları'nın "dünya mizahı" dizisinden yayımladığı bir romanı hatırlarım: Şişkodan pokerde kazandığım adayı yeğenime bırakıyorum!
Romanda bütün yaşamını kumar oynayarak geçirmiş zengin bir maceraperestin ölürken bıraktığı mirasın, genç yeğeninin başına açtığı problemler ince bir mizahla anlatılır.
İnce dediysem, o kadar ince de değil.. Bazı yerlerinde sesli kahkahalarla gülmek de istersiniz..

Bir tür balayı
Kumarbaz adam, ölmeden önceki gece "şişko" lakaplı rakibinden ıssız bir adanın tapusunu kazanır.
Ada denilen şey, Batı Pasifik'in ortasında bir kayalıktır aslında..
Amcasından böyle bir miras kaldığını öğrenen genç adam evlenmek üzere olduğu sevgilisini de alıp bir tür "balayı" için bir tekneyle bu adaya gider..
Geceyi kurdukları çadırda geçirirler..
(Eninde sonunda bir romandan söz ediyoruz ama anlatırken bile insanın hoşuna gidiyor, gerçek olsa ne güzel olurdu?.. Sevdiğiniz kız yanınızda, o da size âşık, ıssız bir adaya gidiyorsunuz ve yaşınız daha otuz bile değil!... Hoş 49 olsa ne değişirdi ki? "Hayali cihan değer" denen cinsten bir durum!)

Âşıklar zor kaçar..
Onlar gece kurdukları çadırda "uyurlarken" bir atom denizaltısı (Romanın yayımlandığı yıllarda bu müthiş bir şeydi: Atom enerjisiyle çalışan bir denizaltı!) adanın kayalıklarına çarpar..
Gemiyi ele geçirip sırlarını öğrenmek isteyen ve bunu önlemeye çalışan Amerikan ve Rus donanmaları ise sabah olana kadar çoktan adanın çevresini kuşatmış ve adayı "fiilen" ikiye bölmüş durumdadır..
Bizim TBMM Başkanı'nın hoşlanmadığı türden fiili bir "Casus Belli" durumu ortaya çıkar..
Gerilim sonunda öyle bir noktaya gelir ki, bir nükleer patlama, adayı okyanusun derinliklerine gömer ve bizim genç âşıklar bir salın üzerinde yarı çıplak canlarını zor kurtarırlar..

Haberimiz yoktu ama..
Kardak olayı da biraz buna benziyor..
Bu kayalıkların varlığından ne Yunanlıların haberi vardı, ne de Türklerin..
Bir gün bir gemi orada karaya oturdu ve neredeyse Türkiye ile Yunanistan gerçek bir savaşa giriyordu..
Bugünün şartlarında bile bu gerilimin sürdüğü, son olaydan sonra bir kez daha görüldü..
Kimsenin işine yaramayacak, ama kimsenin işine yaramayacak diye kimsenin de bırakmak istemeyeceği bir kayalık!

'Reality show' fikri
Kardak'taki son "gerilim" ile ilgili haberleri okurken aklıma bir "reality show" fikri geldi.
Bir Türk ve bir Yunan televizyon kanalının ortaklaşa yapıp yayımlayabileceği bir "reality show"..
Belki bu sayede Kardak, iki ülkenin birbiriyle savaşacağı değil, "sevişeceği" bir sembol haline de gelebilir!
Kardak kayalıklarına iki çadır kuracağız.. Erkekler ve kızlar için.. On erkek: Beşi Türk, beşi Yunanlı.. On kız: Beşi Türk, beşi Yunanlı..
Üçüncü ayın sonunda bu gençlerden birbiriyle evlenmeye karar veren Türk ve Yunanlı çifte Kardak kayalıklarının "mülkiyetini ve egemenlik haklarını" vereceğiz! (Malum tartışmalar çıkmasın diye iki çift de seçebiliriz: Türk erkek - Yunanlı kız ve Yunanlı erkek - Türk kız şeklinde!)
Böylece ada ne Yunanistan'ın olacak, ne de Türkiye'nin..
Bir "Prof. Zihni Sinir Projesi"ne benziyor bu öneri, biliyorum..
Ama bir düşünün bakalım: Kardak kayalıkları yüzünden Yunanistan ile Türkiye savaşa girse daha az mı komik olur?

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Apo'yu yeniden yargılamak
CHP lideri Deniz Baykal konuyu kamuoyunun gün...
Çetin ALTAN
Ok yaydan çıkmamalı...
Nevruz kutlamalarında, 12-14 yaşlarında, 2 ya...
Melih AŞIK
Verici siyaset
Kendisinden dokunulmazlıkların kaldırılması g...
Fikret BİLA
Talat'a göre Rumlar Denktaşçı
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, pazar günü y...
Hasan CEMAL
Sorumsuz siyaset!
Norveç'in başkenti Oslo'da Başbakan Erdoğan'a...
Yılmaz ÇETİNER
'Sizler isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz!..'
Meclisimizde milletvekillerimiz arasında zama...
Güneri CIVAOĞLU
Satır araları
Kardak kayalıkları krizi günlerini anımsayalı...
Can DÜNDAR
Öcalan mahkemede ne diyecek?
"Nisan kaygısı" içinde olduğumu yazmıştım 2 h...
Hurşit GÜNEŞ
Yabancı sermaye oluk oluk akacak mı?
Önceki gün Raymond James Yatırım şirketi bir ...
Doğan HEPER
Yılmaz Güney'le kesişme anı
BİR kez daha sözünü etmiştim. Uzun uzun yılla...
Semih İDİZ
Ulusal kahraman gibi karşılandı
Suriyeliler Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'...
Mehmet Y. YILMAZ
Şişkodan pokerde kazandığım adayı yeğenime bırakıyorum
Ne zaman gündeme Kardak Kayalıkları gelse, li...
Hasan PULUR
Ufak tefek sorunlar, konular...
BU memleketin büyük sorunları gazete manşetle...
Derya SAZAK
Talat'ın seçimi
KKTC'de pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı...
Meral TAMER
Karikatürün önlenemez yükselişi
Dün gazetemizde çok hoş bir haber vardı: Miza...
Yaman TÖRÜNER
İstanbul'a deprem geliyor
Popular Science (Popüler Bilim) dergisinin ma...
Güngör URAS
Kıbrıs'ta 'geçim' değil 'seçim' konuşuluyor
Girne'deyim. Girne'ye her gelişimde Belediye ...
Serpil YILMAZ
Hoş geldin Dr. Duygu Erten
Amerika'nın Başkanlık seçimlerinde, Demokrat ...
M. Ali BİRAND
Apo, yeniden yargılanacak mı?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, büyük bir ola...

© 2005 Milliyet