Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Karambol

Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri

Futbolda oyun içinde öyle anlar vardır ki göz gözü görmez, el ayak birbirine karışır. Bu arada oyuncular tekme tokat, hatalı hareket ne varsa birbirlerine girer. Bu bir karamboldür. İyi hakem ya karambole izin vermez ya da oyunu dikkatlice takip ederek zamanında düdük çalar. İnsan yaşamındaki karamboller de aynen futboldaki gibidir. Kimin haklı kimin haksız olduğu belli olmaz. Çünkü, karambolde hareketleri kontrol etmek zorlaşır. Aslında yapmak istemediğiniz birçok hareketi yaparsınız. Türkiye ekonomisi geçmişte bu karambolleri çok yaşadı. Hakem hataları ve yöneticilerin kışkırtmasıyla bu karambollerden bir türlü kurtulamadık. Ardı ardına yaşadığımız ekonomik krizler, belirli aralıklarla yaşadığımız askeri müdahaleler hep birer karamboldü. Gölü yiyen daima vatandaş oldu.

* * *

Şimdi de yeni bir karambole doğru sürükleniyoruz. Ekonominin tansiyonu çok yükseldi. Bu ay açıklanan enflasyon rakamlarına bakılacak olursa temel göstergelerdeki iyileşme eğilimi yön değiştirebilir. Faiz ve döviz politikalarındaki sürdürülebilirlik özelliği yerini belirsizliğe bırakabilir. 17 Aralıktan sonra yattığımız kış uykusundan bir an önce uyanmazsak AB bunu bir koz olarak kullanabilir. Geçtiğimiz günlerde AB yetkili ağızlarının demeçleri hep bu yöndeydi. Reform ve uyum sürecinde Türkiye'nin bir bıkkınlık ve umutsuzluk içine girdiği savunuluyordu. Ne kadar doğru olduğu tartışılır ama belirgin olan bir şey var ki Türkiye'nin öncelikleri arasında bir süredir AB yok. Davulun sesi uzaktan hoş geliyordu ama yaklaşınca bizi rahatsız mı etmeye başladı acaba? Böylesine büyük bir toplumsal değişim projesine Türk halkı ne kadar hazır? Yaşam tarzımızı değiştirmeye, alışkanlıklarımızı terk etmeye, haklarımızı ve özgürlüklerimizi yeniden tanımlamaya nereye kadar razı olacağız? Bu çelişkileri aynen yaşayan Avrupa halkları bile bazı kuralları çok zorlukla kabul etmeye razı olurken bizim genlerimizdeki kendimize özgü alışkanlıklarımız nasıl değişebilir?

* * *

Yüksek enflasyonla yaşamaya alışmış bir ülkede insanlar bugün o günlerini arar hale geldiyse ekonomide yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Küçük esnafın ve dar gelirli mutsuz çoğunluğun tahammül sınırı çoktan aşıldı. Sokaktaki vatandaş sağlık, sosyal güvenlik ve geçim sorunlarının giderek içinden çıkılmaz hale geldiğini görüp yeniden karambole gelmekten korkuyor. Çünkü iyi biliyor ki bu karambolde yine golü yiyen kendisi olacak. Bu nedenle, hükümetin halkın sesine kulak vermesi, ekonomide üretim ve talep cephesini yeniden dengeye kavuşturacak esnekliği göstermesi gerekiyor. IMF kıskacındaki piyasaların gözü vatandaşın üstünde. Yeniden çarşıya çıkacakları günü dört gözle bekliyor. Piyasaların canlanması küçük ve orta ölçekli sanayi ve ticaret işletmeleri için çok önemli. Makinenin büyük dişlilerinin harekete geçmesi için küçük dişlilerin dönmeye başlaması gerekiyor. İstikrar politikalarının sürdürülmesi önemli. Ama istikrar hiçbir şey yapmamak değildir. Tam tersine bu dönemde daha cesur adımlar atılmalıdır. Ama karambole girmeden!

ege@milliyet.com.tr



EGE
Emeklilik hakkında her şey
Ya bunlar ne olacak
Birileri çıksın bunu açıklasın
O gün işte bugün...
Ahlak ve kanun
Karambol





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Gürsel Kuru
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet