Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Papa'nın ölümü

Vatikan'la ilişkilerimizde bir noksanlık olduğu açık. Batı aleminin dinini, kiliseyi ve tarihini bilmiyoruz. Oysa tarihte kendi açımızdan bilmemiz gereken papalar var

Fax: (0312) 427 20 64

Papa II. Ioannis Paulus öldü. 1978'e kadar eski tarihi Polonya başkenti Krakov'un başpsikoposu Kardinal Karol Wojtyla'ydı. 1978 sonbaharında Polonyalılar Varna Savaşı ile ilgili bir belgesel hazırlıyordu. Belgeselde Bulgar tarihçi Bistra Svetkova, Macar tarihçi Ferenc Szokaly ve Polonyalı tarihçi Ian Karpinski ile birlikte ben de yorumlar yapıyordum. Wojtyla'yı henüz Krakov'dayken tanıdık. Çok dil bilen, felsefe bilgisinin kuvvetli olduğu söylenen sportmen görünüşlü bir din adamıydı. Caz ve rock da çalıyormuş. Modern görünüşünün ardında çağdaş toplumsal sorunlara direnen bir muhafazakar olduğu da söyleniyordu; nitekim öyle çıktı. Polonya'nın primas denen kardinali ünlü Stefan Wyszynski'ydi; karizma sahibi, Komünist Parti ile çatışan ama dokunulamayan bir dini liderdi. Krakov'daki kardinal ise yerinden kıpırdayamayan Wyszynski'ye göre dünyayla daha çok ilişki içindeydi. Ama ikisinin de asıl sorunu Komünist Parti'nin diktatörlüğüydü. Bir ekim akşamı Varna'da Wojtyla'nın papa seçildiğini duyduk. Polonya heyetinin, parti üyeleri dahil nasıl sevinç gözyaşları döktüğünü gördüm. Doğu Avrupa'da sosyalizmin yerleşemediği açıktı. Rivayet öyleydi ki -gerçek olduğu da anlaşıldı-, bu makama uygun görülen Avusturya priması Kardinal Doktor Anton König kendi yerine Krakov'lu kardinali önermişti. Kilisenin parlak adamı Avusturya Kardinali Dr. König Doğu Avrupa rejimlerine içten ve dipten darbe vurmak niyetindeydi, doğrusu pek de yanılmadı. Kardinal König de Wojtyla gibi birçok dil bilen sağlıklı bir köylü çocuğuydu. Bu sınıfın muhafazakarları doğal bir güç ve yetenekle daha sağlam adım atarlar. Temkinlidirler, zekaları ve iyi eğitimleri ölçüsünde üslupları renklidir. Sola açık çevrelerde de itibar göregelmişlerdir.
Son papa Yahudiler, Müslümanlar ve Protestanlarla iyi ilişkiler kurmuştu II. Ioannis Paulus, tarihin ilk Polonyalı papasıdır ve halen karanlık bir olay; kanunun aradığı bir Türk tarafından ciddi bir suikasta uğradı. Acaba atlattı mı, sağlıklı papanın bu olaydan sonra hızla fiziksel çöküntüye uğradığı açık. Ağca, Papa'nın tolerans gösterisini sansasyonel demeçler için kullandı, şimdi daha çok kullanacak. Papa Yahudilerle, Müslümanlarla, Protestanlarla iyi ilişkiler kurdu. Daha önce başlayan Hıristiyanlar arası ekümenizm cereyanını ve hareketini güçlendirdi. 1980'lerden beri dinlerarası diyalog toplantısına katılmak için bir yerlere gitmeyen aydın kalmamış gibi. Tamamen bunun için gezinenler var. Özellikle Müslüman aydınların bu toplantıları bir propaganda platformuna dönüştürdükleri açık. Vatikan bile artık işin tadının kaçtığının farkında.
Papa, Yahudilerden kilise adına özür dilemedi; bu nedenle yaklaşımı çok tenkit edildi. Yine de bu, sıcak ve önemli bir adım olarak nitelendirildi. Müslümanlara önemli ölçüde yanaştı ama mesela Müslüman olan Türkler için Vatikan'ın yer yer uzlaşmasız hatta tarihi doğruları tanımayan bir dil kullandığı açık. Bunları nedense pek belirtmiyoruz. Vatikan'ın bültenlerindeki Atatürk'ü Ermeni olaylarına karıştırmak (!) gibisinden açıkları mutlaka ve sadece Aytunç Altındal'ın mı eleştirmesi gerekiyor. Müteveffa papa, açıktır ki, Ağca'ya gösterdiği yakınlık ve ilgiyi Türk tarihine ve toplumuna göstermemiştir. Muhafazakar Hıristiyanlar Müslümanlara ilgi gösterebilirler; Türk ise onların gözünde militan ve çekinilecek bir Müslümandır. Kilise bir bakıma iktisadi toplumsal çıkmaz içinde bocalayan alt orta sınıf veya marjinal denen konumdaki Hıristiyanlarla o kadar ilgilenmezken, eski dünyanın bazı halde kültürel dokusunu tahrip edecek misyoner faaliyetler içindedir. Her şeye rağmen Katolik kilisesinin Güney Amerika'da olduğu gibi yavaş yavaş taraftar kaybettiği, dünyanın belirgin bölgelerinde ise Protestanlarla baş edemediği açıktır.

Dışişleri camiamız bile ne yazık ki Papalık'ı ve kiliseyi tanımıyor
Yeni papa kim olacak; pek meşgul olduğum bir soru değil. Bizim açımızdan, Vatikan'la ilişkilerimizde bir noksanlık olduğu ortadadır; Batı aleminin dinini, kiliseyi ve tarihini bilmiyoruz. Özgün araştırmalardan vazgeçtik; 19'uncu yüzyılın ünlü tarihçisi Leopold von Ranke'nin "Papaların Tarihi" adlı ünlü eserini hatta çağdaş tarihçi John N. D. Kelly'nin "The Oxford Dictionary of Popes-Oxford Papalar Sözlüğü" adlı eserini dahi Türkçeye çevirmiş değiliz. Papaların cenaze ve seçilmeleriyle ilgili haberler magazin seviyesini geçmiyor. Dünyaya en açık memurlarımızın yani Dışişleri camiasının dahi Papalık'ı ve kiliseyi tanımadığı açık. Oysa bu camiayla devamlı üstü örtülen ve sözde tehir edilen ciddi hukuki sorunlarımız, ezcümle vakıflarla ilgili uyuşmazlıklarımız var; bu konu bile ileride başımızı daha çok ağrıtacak.
Papalık çevrelerini oluşturan yüksek din adamları öğretmen gibidir; öğretmenin kendini öğrenci karşısında kusursuz ve mutlaka öğretici gören tutumuna sahiptirler; bu insanları tanımak lazım. Ruhban sınıfı Hıristiyan dünya ile olan yüzeysel ve biçimsel sorunlara bile ağır bir muhteva kazandırmaktan çekinmez. Hasbice çözümden çok suçlayan ve "öde bakalımcı" eğilimdedirler. Şüphesiz ki bilim ve bilgelik olarak bu tavırların üstüne çıkmış gerçek insanlık örneği din adamları da vardır. Böyleleriyle temasa geçmeli, saygı göstermeli ve işbirliği yapmalıdır. Her camiada, mükemmel ve olgun olanlar azdır. Ama kendilerine el edilirse çok etkili ve olumlu sonuçlar elde edileceği açıktır.

Vatikan bir hazine; çok aydınlatıcı bir bilgi ve belge birikimine sahip
Tarihte bizim açımızdan bilinmesi gereken papalar var. Gerçekten aziz vasfını hak edenler olduğu gibi, acımasız engizisyoncular var; Papa VI. Alexander gibi entrikacı ve din adamlarına yakışmayacak bir yaşayışı sadece kendi şahsında sürdüren değil, bütün bir Rönesans İtalya'sına bulaştıranlar var. Fatih Sultan Mehmet'in çağdaşı olan ve bu hükümdarın güçlü politikaları karşısında Türklere karşı Haçlı Seferleri'ni yürütemeyen II. Pius gibilerin yanında; İkinci Viyana kuşatması yıllarında Haçlı ruhunu canlandırıp başarılı olan XI. Innocence (1676-1689) gibileri var. Hatta papalar listesinden çıkarılan ama 1240-1250 arasında yanlışlıkla papa seçilen Giovanna diye bir dişi papa da var. XII. Pius gibi Nazilerle ittifak etmekle suçlanan bir papanın yanında, XXIII. Ioannis gibi sevilen bilge biri de var. Ama şurası bir gerçektir; Roma-Katolik kilisesi zengin ve kudretli, tarihin en örgütlü kurumudur. Vatikan bir kitap ve belge hazinesi; 1135'ten beri biz dahil bütün dünyayı aydınlatacak sistemli belge birikimine sahip. Mensupları çok bilgin. Kilisenin zaafı çok, meziyetleri de var. Herkes onlar gibi okumalı yazmalı ve biz o kiliseyi herkesten daha iyi öğrenip tanımalı, 20'nci yüzyılda insanların dertleriyle o kiliseden daha yakın, daha içten, daha fedakarca ilgilenmeliyiz. İnsanlar din adamlarının yaptıklarıyla bugün de her zamanki gibi çok ilgileniyor hatta din adamlarının olumlu çalışmalarının daha fazla kadir ve kıymetini biliyorlar. Son papanın muhteşem cenazesi de bunu gösteriyor.

PAZAR
Üzgünüm, bu bir sanat filmi değil
Rıfat Özbek çarşıya çıkınca
Yakınları ve ailesi Çetin Emeç'i anlattı
Festivalin son haftasında neler izleyeceğiz?
Şeytan Richard'ın lokantaları
"Çay içmede birinciyiz ama Rize çayından başkasını tanımıyoruz"
"Mutfakta da arabadaki gibi performans önemli"
"Çizimler Enver Paşa'nın başka bir yönünü yansıtıyor"
Kırmızıları dinlendirin
"Japon yeninin sahtesi yoktur"
Bölgesel zayıflama
Issızlığın ortasında
Muh demeden muhalefet
Otları ve balıkları çok lezzetli
Papa'nın ölümü
Niye ölmüş bunlar? Akşam yemekte ne var?
Casino de Paris'den SSK koridorlarına
İstanbul'un romanını yazan seyyah





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2005 Milliyet