Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Denktaş'tan Talat'a: Kıbrıs'ı verirsen kıyamet kopar

LEFKOŞA

Görevinden pazar günü ayrılacak olan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ruh halini, "Kimseye kırgın veya bozuk değilim ama endişeliyim" diye tanımlıyor.
Çocukluk dönemi hariç, 80 yıllık ömrünü Kıbrıs davasına adamış bir lider olarak Denktaş, Cumhurbaşkanlığı makamındaki son günlerinde gönül rahatlığı içinde gözükmüyor. Denktaş'ın Cumhurbaşkanlığı görevinden endişeli ayrılmasının nedeni kuşkusuz görevi devralmaya hazırlanan KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın çizgisi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da desteklenen bu çizgi, Denktaş'ın endişe kaynağını oluşturuyor.

"Kıbrıs'ı verme"
"Talat'a, bir siyasi vasiyetiniz var mı?" diye sorduğumuzda, "Hayır" yanıtını veriyor Denktaş:
"Talat'a vasiyetim yok ama ikazım var. Burada ant içeceksin. Bağımsızlığı, egemenliği koruyacağına, devleti yücelteceğine dair ant içeceksin. Dünyanın hiçbir yerinde devletinin başına gelen ve o devleti yok etmeye izin veren bir lider yoktur. Devletten vazgeçmek, vatana ihanet olur, Türkiye'ye ihanet olur. Barış yapmanın tek yolu, bu devletin var olmasıdır. Ben bir devlet bırakıyorum. Eğer bu devletin kıymetini bilmezlerse, Rum'un adayı Türklerden ayıklama sürecini görmezlerse, kötü olur. Elbette bunu görenler olacaktır ve direniş göstereceklerdir. Çünkü süreç bizi yeniden çatışmaya, savaşa götürmektedir."

Kıyamet kopar
Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden ayrılmadan önce bu görevi üstlenmesi beklenen Talat'a şu mesajı da veriyor:
"Eğer, iki egemen halka, iki devlete, iki kesime, iki demokrasiye dayanan bir çözüm bulunmaz ve Rumların istekleri kabul edilerek her şeye evet denilirse, hem Kıbrıs'ta, hem Türkiye'de kıyamet kopar."
Denktaş, "Böyle bir gelişmeye Türkiye'de ve KKTC'de iktidarlar izin verse bile, Türk milleti izin vermez" diyor.

"Güvence Türk gençliğidir"
Denktaş, sadece KKTC için değil, Türkiye için de endişeli görünüyor. AB sürecini değerlendirirken, Türkiye'ye karşı öne sürülen koşulların, "Sevr koşulları" olduğunu söylüyor. "Lozan'ı içine sindiremeyenler Türkiye'nin borçluluğundan, AB'ye girmek istemesinden yararlanarak Sevr koşullarını dayatıyorlar" diye konuşuyor.
Denktaş, "Avrupa Birliği hangi Türkiye'yi almak istiyor?" diye sorduktan sonra, bu sorunun yanıtını şöyle veriyor:
"Kıbrıs'tan vazgeçmiş, Türk-Yunan dengesini kaybetmiş, Ermeni iddialarını kabul etmiş, azınlık olmayan insanlarına azınlık statüsü vermeyi kabullenmiş, dolayısıyla Sevr şartlarını kabul etmiş bir Türkiye'yi almak istiyorlar."
Denktaş, Avrupa Birliği normlarının Atatürkçülük dışında gösterilmesi ve Atatürkçülüğün engel olarak gösterilmesini, "ürkütücü" bulduğunu söyledikten sonra, şu analizi yapıyor:
"Türkiye'nin temelinde Atatürkçülük ve onun ilkeleri vardır ve onu koruyan, onun güvencesi olan Türk ordusu. Avrupa Birliği, Türk ordusunu idare edilebilir duruma getirmek istiyor. Buna dikkat etmek gerekir."
Denktaş, bu kaygısını ifade ettikten sonra Türkiye'nin geleceğinin garantisini üniversiteler ve Türk gençliğinde gördüğünü belirterek, şöyle diyor:
"Türkiye'nin geleceğini, özerkliği korunmuş üniversitelerin rektörlerinde ve onların yetiştireceği Atatürkçü gençlerde görüyorum."
Denktaş, Cumhurbaşkanlığı'ndan, "Dava bitmedi" diyerek ayrılıyor ve ekliyor:
"Keşke bitmiş olsaydı da ben de emekliliğimde hayvanlarımla, çiçeklerimle, köy hayatı yaşasaydım. Ama şartlar bu imkânı bana vermeyecek gibi görünüyor."

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP, CHP ve seçim barajı
DEHAP milletvekili adayları Resul Sadak ve Me...
Çetin ALTAN
"Gömlek kirli" de olsa, kükremeler yerinde...
Diş doktorunun muayenehanesindeki özel kotluğ...
Melih AŞIK
DİE hikâyeleri...
Kimsenin aklı yatmıyor o muazzam büyüme rakam...
Fikret BİLA
Denktaş'tan Talat'a: Kıbrıs'ı verirsen kıyamet kopar
Görevinden pazar günü ayrılacak olan KKTC Cum...
Hasan CEMAL
Vicdani olan...
Soykırım mı, değil mi?
Güneri CIVAOĞLU
Sözün arkasında
Başbakan Erdoğan, Ermenistan Başkanı Koçaryan...
Abbas GÜÇLÜ
Açıköğretimliler için büyük fırsat
Açıköğretim Fakültesi, 23 yıl önce eğitime ba...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik, milliyetçilik ve sol
Orhan Pamuk'un Ermeni soykırımı iddiasından s...
Semih İDİZ
Suriye, AB ile özel ilişki istiyor
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yüksek pr...
Sami KOHEN
Şam'ın şekeri... Kardak'ın gölgesi...
İZNİMİZİ yurtdışında geçirdiğimiz günlerde, T...
Mehmet Y. YILMAZ
Tehciri içinden çıkılmaz hale getiren, 'faal' aktörlerin bilgisizliği
Bize göre "tehcir"in, Ermenilere ve bir çok B...
Faik ÖZTRAK
Hükümet neden kızıyor?
Geçtiğimiz hafta partisinin grup toplantısınd...
Hasan PULUR
Anıları yazmak kolay değil...
GÜNLERDİR Altemur Kılıç'la uğraşıyoruz, daha ...
Derya SAZAK
Denktaş: Yunan darbesi CIA'nın işi
Cumhurbaşkanlığı Sarayı bahçesindeki 'veda tu...
Meral TAMER
Fortis bizi niye öptü?
Kendimin bildiğini sizden niye saklayayım?
Ece TEMELKURAN
Ruh tamircileri
İnsanlar günlerdir birbirini dövüyordu. Dinle...
Güngör URAS
Kıbrıs'ta 'çözüm', 'vermek' demek
Kıbrıs'ta Gazimağusa'da Namık Kemal'in kapatı...
M. Ali BİRAND
Tekrar yargılama bizi neden geriyor?
Alem bir toplumuz.

© 2005 Milliyet