|
Denktaş'tan Talat'a: Kıbrıs'ı verirsen kıyamet kopar
LEFKOŞA
Görevinden pazar günü ayrılacak olan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ruh halini, "Kimseye kırgın veya bozuk değilim ama endişeliyim" diye tanımlıyor.
Çocukluk dönemi hariç, 80 yıllık ömrünü Kıbrıs davasına adamış bir lider olarak Denktaş, Cumhurbaşkanlığı makamındaki son günlerinde gönül rahatlığı içinde gözükmüyor. Denktaş'ın Cumhurbaşkanlığı görevinden endişeli ayrılmasının nedeni kuşkusuz görevi devralmaya hazırlanan KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın çizgisi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da desteklenen bu çizgi, Denktaş'ın endişe kaynağını oluşturuyor.
"Kıbrıs'ı verme"
"Talat'a, bir siyasi vasiyetiniz var mı?" diye sorduğumuzda, "Hayır" yanıtını veriyor Denktaş:
"Talat'a vasiyetim yok ama ikazım var. Burada ant içeceksin. Bağımsızlığı, egemenliği koruyacağına, devleti yücelteceğine dair ant içeceksin. Dünyanın hiçbir yerinde devletinin başına gelen ve o devleti yok etmeye izin veren bir lider yoktur. Devletten vazgeçmek, vatana ihanet olur, Türkiye'ye ihanet olur. Barış yapmanın tek yolu, bu devletin var olmasıdır. Ben bir devlet bırakıyorum. Eğer bu devletin kıymetini bilmezlerse, Rum'un adayı Türklerden ayıklama sürecini görmezlerse, kötü olur. Elbette bunu görenler olacaktır ve direniş göstereceklerdir. Çünkü süreç bizi yeniden çatışmaya, savaşa götürmektedir."
Kıyamet kopar
Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden ayrılmadan önce bu görevi üstlenmesi beklenen Talat'a şu mesajı da veriyor:
"Eğer, iki egemen halka, iki devlete, iki kesime, iki demokrasiye dayanan bir çözüm bulunmaz ve Rumların istekleri kabul edilerek her şeye evet denilirse, hem Kıbrıs'ta, hem Türkiye'de kıyamet kopar."
Denktaş, "Böyle bir gelişmeye Türkiye'de ve KKTC'de iktidarlar izin verse bile, Türk milleti izin vermez" diyor.
"Güvence Türk gençliğidir"
Denktaş, sadece KKTC için değil, Türkiye için de endişeli görünüyor. AB sürecini değerlendirirken, Türkiye'ye karşı öne sürülen koşulların, "Sevr koşulları" olduğunu söylüyor. "Lozan'ı içine sindiremeyenler Türkiye'nin borçluluğundan, AB'ye girmek istemesinden yararlanarak Sevr koşullarını dayatıyorlar" diye konuşuyor.
Denktaş, "Avrupa Birliği hangi Türkiye'yi almak istiyor?" diye sorduktan sonra, bu sorunun yanıtını şöyle veriyor:
"Kıbrıs'tan vazgeçmiş, Türk-Yunan dengesini kaybetmiş, Ermeni iddialarını kabul etmiş, azınlık olmayan insanlarına azınlık statüsü vermeyi kabullenmiş, dolayısıyla Sevr şartlarını kabul etmiş bir Türkiye'yi almak istiyorlar."
Denktaş, Avrupa Birliği normlarının Atatürkçülük dışında gösterilmesi ve Atatürkçülüğün engel olarak gösterilmesini, "ürkütücü" bulduğunu söyledikten sonra, şu analizi yapıyor:
"Türkiye'nin temelinde Atatürkçülük ve onun ilkeleri vardır ve onu koruyan, onun güvencesi olan Türk ordusu. Avrupa Birliği, Türk ordusunu idare edilebilir duruma getirmek istiyor. Buna dikkat etmek gerekir."
Denktaş, bu kaygısını ifade ettikten sonra Türkiye'nin geleceğinin garantisini üniversiteler ve Türk gençliğinde gördüğünü belirterek, şöyle diyor:
"Türkiye'nin geleceğini, özerkliği korunmuş üniversitelerin rektörlerinde ve onların yetiştireceği Atatürkçü gençlerde görüyorum."
Denktaş, Cumhurbaşkanlığı'ndan, "Dava bitmedi" diyerek ayrılıyor ve ekliyor:
"Keşke bitmiş olsaydı da ben de emekliliğimde hayvanlarımla, çiçeklerimle, köy hayatı yaşasaydım. Ama şartlar bu imkânı bana vermeyecek gibi görünüyor."
fbila@milliyet.com.tr
|
|