Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İşsizlik, milliyetçilik ve sol


Orhan Pamuk'un Ermeni soykırımı iddiasından sonra Mersin'de yakılan bayrak ortalığı karıştırdı. Trabzon'da çıkan linç olayının ardından tepkilerin Sakarya'ya sıçramasıyla aydınlarımız büsbütün kaygılandı. Kimileri Hitler'in Kavgam kitabının çok okunmasını örnek göstererek aşırı milliyetçi bir dalganın geliştiğini iddia ederken, kimileri de "Büyütmeyin, yatışacaktır" diyor.
Elbette milliyetçilik tekdüze bir siyasal akım değil. Farklı etmenler bu olguya iklim hazırlayabiliyor. Ancak en önemlisi işsizlik. Arkadaşımız Ali Eyüboğlu, Trabzon'dan bildirdiği haberde, olayları çıkaranların yüzde 90'ının işsiz olduğunu yazıyor. Tıpkı 1930'lardaki krizden sonra işsizlik had safhaya ulaşınca gerek Almanya'da, gerek İtalya'da faşizmin ortaya çıktığı gibi. Bu konuda iki kitabı özellikle salık veririz:
1) Alan Bullock: Hitler; bir tiranlık çalışması (Pelican),
2) Richard Grunberger: Üçüncü İmparatorluğun (Reich) sosyal tarihi (Pelican).
Bullock, 850 sayfalık dev kitabını 1898'dan başlatır. Ancak 1931-1933 dönemini Nazizmin fırsatı olarak niteler. Bu dönem derin krizdir. 1931 yılı başında Nazilerin üye sayısı 390 bin kadardır. Yıl sonunda ise 800 bini aşar. 1932 kasım seçimlerinde Naziler seçimi kazanamasa da, oyları artan komünistler, cumhuriyeti kurtaracak yerde, Nazi iktidarını yeğler. İktidardaki beceriksiz sosyal demokratlar da, ekonomik buhran karşısında bir yandan komünist, diğer yandan da Nazilerin baskısıyla tepetaklak olur.
Grunberger 663 sayfalık kitabının başında Weimer Cumhuriyeti'nden Üçüncü İmparatorluğa geçişi anlatır. Kitabında bazı başlıklar şöyledir: halk cemaatleri (Volk community), gelenek ve başbuğ tapınması, yolsuzluklar, ordu, tüketim, aile, üniversiteler, eğitim, yakınmalar. Haliyle insan Grunberger'in o yılların Almanya'sını mı, bugünün Türkiye'sini mi yazdığını sorguluyor.
Gerçekten, bugün, çeşitli etmenlerle, milliyetçi bir dalga gelişiyor. Bir ülke, tarihinin en derin mali krizinin ardından çok sıkı bir mali disiplini dört yıl boyunca uygulamışsa, sosyal dengesizlikler haliyle artar. Artan işsiz sayısının tepki ve direnci meşru siyasal zeminlerde ifade bulmazsa, sokağa dökülmekten başka çare de kalmaz. Unutmayalım, 2002 Kasım seçimlerinde Genç Parti de böylesi bir rüzgardan yelken doldurmuştu. Şimdi o da siyasal alanı boşalttı. Üstelik o günden bugüne işsizlik arttı.
İkincisi, solun içi oyuldu. Solun ana partisi CHP'nin bugün kullandığı jargonun evrensel sosyal demokrat alanda yer bulabilmesi tümden olanaksız; çünkü sosyal dengesizlikleri ifade etmekten ısrarla kaçınıyor. Genel Başkan Baykal: "Hükümet susuyor, tepkiyi halk gösteriyor" diyor. Oysa tepkiyi göstermesi gereken bizzat kendisi, çünkü muhalefet lideri olan o.
Nihayet, çevremizde ulusal konuları yakından ilgilendiren çeşitli gelişmeler gözleniyor. Bunlar karşısında Türkiye kendini zorlanmış, horlanmış ve sıkışmış hissediyor. Özellikle böylesi dönemlerde hükümetler kararsız, silik, umut vermeyen bir tutum içinde olursa, halkın isyanı sertleşir.
İktidar kararsız, muhalefet de yok. Oysa çok ciddi sosyal sıkıntılar var. Doğru dürüst bir sol olsa, bunu kullanarak iktidara gelecek. Ama o da soykırıma uğradığına göre, aşırılıklar ortaya çıkmayacak da ne çıkacak?

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP, CHP ve seçim barajı
DEHAP milletvekili adayları Resul Sadak ve Me...
Çetin ALTAN
"Gömlek kirli" de olsa, kükremeler yerinde...
Diş doktorunun muayenehanesindeki özel kotluğ...
Melih AŞIK
DİE hikâyeleri...
Kimsenin aklı yatmıyor o muazzam büyüme rakam...
Fikret BİLA
Denktaş'tan Talat'a: Kıbrıs'ı verirsen kıyamet kopar
Görevinden pazar günü ayrılacak olan KKTC Cum...
Hasan CEMAL
Vicdani olan...
Soykırım mı, değil mi?
Güneri CIVAOĞLU
Sözün arkasında
Başbakan Erdoğan, Ermenistan Başkanı Koçaryan...
Abbas GÜÇLÜ
Açıköğretimliler için büyük fırsat
Açıköğretim Fakültesi, 23 yıl önce eğitime ba...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik, milliyetçilik ve sol
Orhan Pamuk'un Ermeni soykırımı iddiasından s...
Semih İDİZ
Suriye, AB ile özel ilişki istiyor
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yüksek pr...
Sami KOHEN
Şam'ın şekeri... Kardak'ın gölgesi...
İZNİMİZİ yurtdışında geçirdiğimiz günlerde, T...
Mehmet Y. YILMAZ
Tehciri içinden çıkılmaz hale getiren, 'faal' aktörlerin bilgisizliği
Bize göre "tehcir"in, Ermenilere ve bir çok B...
Faik ÖZTRAK
Hükümet neden kızıyor?
Geçtiğimiz hafta partisinin grup toplantısınd...
Hasan PULUR
Anıları yazmak kolay değil...
GÜNLERDİR Altemur Kılıç'la uğraşıyoruz, daha ...
Derya SAZAK
Denktaş: Yunan darbesi CIA'nın işi
Cumhurbaşkanlığı Sarayı bahçesindeki 'veda tu...
Meral TAMER
Fortis bizi niye öptü?
Kendimin bildiğini sizden niye saklayayım?
Ece TEMELKURAN
Ruh tamircileri
İnsanlar günlerdir birbirini dövüyordu. Dinle...
Güngör URAS
Kıbrıs'ta 'çözüm', 'vermek' demek
Kıbrıs'ta Gazimağusa'da Namık Kemal'in kapatı...
M. Ali BİRAND
Tekrar yargılama bizi neden geriyor?
Alem bir toplumuz.

© 2005 Milliyet