Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Değişimin eşiğindeki Suriye
Suriye, AB ile özel ilişki istiyor

Suriye aynı zamanda AB'ye oynuyor. Tam üyelik için değil elbette. Ama AB ile özel bir ilişki istiyor. Bunu sağlayacak ortaklık anlaşması için hem Brüksel'de, hem de Şam'da çalışmalar zaten başlamış...


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yüksek profilli ziyaretiyle ön plana çıkan Suriye, değişimin eşiğinde. Ancak bu değişimin olumlu mu yoksa olumsuz mu olacağı şu anda tam olarak kestirilemiyor. Bu arada, bölgedeki siyasi gözlemcilerin birleştiği bir husus daha var. Askeri birlikleri ve diğer tüm güvenlik unsurlarıyla Lübnan'dan çekilmeye zorlanan Suriye'nin bölgesel ağırlığı da bu sayede büyük ölçüde azalmış olacak.
Suriyeli siyasi analist Michel Kilo böyle düşünenler arasında. Ona göre Lübnan'dan çekilmesi Suriye'nin bölgesel rolünü azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda ülke içindeki siyasi güç yapılanmasını, ekonomiyi ve genel olarak toplumu da şu veya bu şekilde derinden etkileyecek.
Bu yüzden olsa gerek, Suriye'de bugün konuşulan hararetli konuların başında reform konusu yer alıyor. Bu konunun Cumhurbaşkanı Sezer tarafından Başar Esad ile yaptığı görüşmede gündeme getirilmesi de zaten Şam'daki diplomatik gözlemciler tarafından şaşırtıcı bulunmadı.
Dahası, edindiğimiz bilgiye göre, Suriye tarafı da -global düzeydeki gelişmelerin farkında olmasından olsa gerek- bu konunun Türk Cumhurbaşkanı tarafından telaffuz edilmesi karşısında pek gocunmadı. Hatta, bir ifadeye göre, Suriye Devlet Başkanı bu konudaki telkinleri dikkatle dinledi.

Suriye mesajı aldı
Tabii şunu da belirtmekte yarar var. Sezer doğrudan, "Reform yapın" şeklinde bir çıkışta bulunmadı. Türkiye'deki reform sürecinin ülkeye ve halka olan yararlarından söz ederek, bölge ülkelerinin de bu tür reformist yaklaşımlara yönelmeleriyle hem kendi huzurlarına, hem de bölge istikrarına katkıda bulunacaklarına işaret etti. Buna rağmen, bu tür diplomatik ifadelerle verilmiş olsa da, mesajın Suriye tarafından alındığı belirtiliyor.

Toplum da reform istiyor
Konuştuğumuz Suriyeliler, aslında toplumun da reforma susamış olduğunu teslim ediyorlar. Ancak elde her şeyi bir gecede düzeltecek bir sihirli değneğin olmadığını da belirtiyorlar. Başka bir ifadeyle, Suriye'nin 'devrim'den çok 'evrim'e ihtiyacı olduğunu vurguluyorlar. Yoksa siyasi kaosa davet çıkarılmış olacağını belirtiyorlar. Bu çerçevede, başarıya ulaşılacaksa uluslararası desteğin de kaçınılmaz olduğuna işaret ediyorlar.
İşte Suriyelilerin gözünde Türkiye ile ilişkiler tam bu noktada önem kazanıyor. Cumhurbaşkanı Sezer'in ziyaretiyle kendilerine sağladığı moralin verdiği heyecanla da konuşarak, birçok konuda Türkiye'yi model olarak gördüklerini gizlemiyorlar. Tabii burada bir hususun altını hemen çizmekte yarar var. Türkiye'yi demokratik parlamentarizmden, çok önemli bir ekonomik kalkınma modeli olarak benimsiyorlar. Yoksa Türkiye'nin siyaseten bugün geldiği noktanın özel koşullara dayandığını, bu nedenle bunun Suriye'de aynen tekrarlanamayacağını biliyorlar.

Türkiye'yi izliyorlar
Buna karşın, özel sektörün teşvik edilerek geliştirilmesi, bankacılık sisteminin düzene sokulması, yolsuzluk ve hortumculukla mücadele edilmesi gibi konular açısından Türkiye'nin sağladığı örnekleri çok yakından izliyorlar.
Burada Türkiye'de az bilinen bir hususa da işaret etmekte yarar var. Suriye aynı zamanda AB'ye oynuyor. Tam üyelik için değil elbette. Ama AB ile özel bir ilişki istiyor. Bunu sağlayacak ortaklık anlaşması için hem Brüksel'de, hem de Şam'da çalışmalar zaten başlamış durumda.
Ancak, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinden sonra Şam ile AB arasına belli bir soğukluk girmiş ve söz konusu anlaşmanın imzalanması ileri bir tarihe ertelenmiş. Buna rağmen Suriye ile AB arasındaki diyalog kopmuş değil.
Nitekim bundan daha birkaç gün önce, Avrupa Parlamentosu'nun Suriye raportörü Veronique de Kissier'nin Şam'da temaslarda bulunması ve Suriye-AB ilişkileri için olumlu bir perspektif çizmesi bunu göstermeye yetiyor.
Burada bir hususun daha altını çizmek lazım. Başar Esad, "Türkiye'nin AB perspektifinden memnunuz" derken, bunu AB'nin böylece Suriye sınırına dayanacak olmasından dolayı söylemiyor. Bunu, zaten var olan Suriye-AB ilişkilerini daha da pekiştirecek bir unsur olarak gördüğü için söylüyor.

Suriyelilik bilinci
Son olarak, Suriye-Lübnan ilişkilerine değinecek olursak, bu konuda da şu söylenebilir: Gerçekçi Lübnanlılar, nasıl ki gelecekte Suriyesiz yapamayacaklarını teslim ediyorlarsa, gerçekçi Suriyeliler de, Lübnan'daki olumlu siyasi gelişmelerin kaçınılmaz olarak Suriye'ye de yansıyacağını belirtiyorlar.
Konuştuğum bir Suriyeli gazeteci, buna şu şekilde açıklık getirdi:
"Lübnan'da daha önce savaşan Müslümanlarla Hıristiyanlar, demokrasi ekseninde birleşip 'Lübnanlılık' üst kimliğini pekiştirdiler. Suriye'nin de aşiretçilik, dincilik ve bölgecilik dengelerine dayanan hassas bir yapısı var. Başar Esad bunu henüz kıramadı. İşte Lübnan'ın liberalleşmesi ve demokratikleşmesi burada da benzeri bir akımı tetikleyebilir. Yani aşiret, din ve bölgeler üstü bir 'Suriyelilik' bilincinin gelişmesine vesile olabilir ki, kemikleşmiş eski kadrolar buna direnseler de genç nüfus buna açık."

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
AKP, CHP ve seçim barajı
DEHAP milletvekili adayları Resul Sadak ve Me...
Çetin ALTAN
"Gömlek kirli" de olsa, kükremeler yerinde...
Diş doktorunun muayenehanesindeki özel kotluğ...
Melih AŞIK
DİE hikâyeleri...
Kimsenin aklı yatmıyor o muazzam büyüme rakam...
Fikret BİLA
Denktaş'tan Talat'a: Kıbrıs'ı verirsen kıyamet kopar
Görevinden pazar günü ayrılacak olan KKTC Cum...
Hasan CEMAL
Vicdani olan...
Soykırım mı, değil mi?
Güneri CIVAOĞLU
Sözün arkasında
Başbakan Erdoğan, Ermenistan Başkanı Koçaryan...
Abbas GÜÇLÜ
Açıköğretimliler için büyük fırsat
Açıköğretim Fakültesi, 23 yıl önce eğitime ba...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik, milliyetçilik ve sol
Orhan Pamuk'un Ermeni soykırımı iddiasından s...
Semih İDİZ
Suriye, AB ile özel ilişki istiyor
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yüksek pr...
Sami KOHEN
Şam'ın şekeri... Kardak'ın gölgesi...
İZNİMİZİ yurtdışında geçirdiğimiz günlerde, T...
Mehmet Y. YILMAZ
Tehciri içinden çıkılmaz hale getiren, 'faal' aktörlerin bilgisizliği
Bize göre "tehcir"in, Ermenilere ve bir çok B...
Faik ÖZTRAK
Hükümet neden kızıyor?
Geçtiğimiz hafta partisinin grup toplantısınd...
Hasan PULUR
Anıları yazmak kolay değil...
GÜNLERDİR Altemur Kılıç'la uğraşıyoruz, daha ...
Derya SAZAK
Denktaş: Yunan darbesi CIA'nın işi
Cumhurbaşkanlığı Sarayı bahçesindeki 'veda tu...
Meral TAMER
Fortis bizi niye öptü?
Kendimin bildiğini sizden niye saklayayım?
Ece TEMELKURAN
Ruh tamircileri
İnsanlar günlerdir birbirini dövüyordu. Dinle...
Güngör URAS
Kıbrıs'ta 'çözüm', 'vermek' demek
Kıbrıs'ta Gazimağusa'da Namık Kemal'in kapatı...
M. Ali BİRAND
Tekrar yargılama bizi neden geriyor?
Alem bir toplumuz.

© 2005 Milliyet