Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şam'ın şekeri... Kardak'ın gölgesi...


İZNİMİZİ yurtdışında geçirdiğimiz günlerde, Türkiye'nin dış ilişkilerinde yaşanan yoğunluk Türk diplomasisinin "çok boyutluluğu"nun ulaştığı ölçüleri gözlerin önüne serdi.
Sadece son birkaç gün içinde bu alanda olup bitenleri alt alta getirmemiz bunu göstermeye yetiyor: Dışişleri Bakanı Gül'ün Cezayir gezisi, Başbakan Erdoğan'ın Norveç ziyareti, Dışişleri Müsteşarı Ali Tuygan'ın Washington'daki temasları, Yunan Dışişleri Bakanı Molivyatis'in Ankara'ya gelişi ve Cumhurbaşkanı Sezer'in Suriye ziyareti...
Türk dış politikası gerçekten son yılların en hareketli dönemlerinden birini yaşıyor. Son gelişmelerden ikisi yakın komşularımızla -Yunanistan ve Suriye ile- ilgili olduğu için, bugün önceliği onlara veriyoruz...
* * *
YUNAN Dışişleri Bakanı Molivyatis'in Ankara ziyareti, aslında Türk-Yunan yakınlaşmasını ve güven ortamını pekiştirmeyi amaçlıyordu. Ne var ki, tam gezinin başında ortaya çıkan Kardak-İmea "mini-krizi" temaslara gölge düşürdü. Ancak iki tarafın da gayretiyle, 1998'dekine benzer bir kriz önlendi ve gündemde yer alan "güven artırıcı önlemler" dizisinden konular üzerinde mutabakat sağlandı.
Bu ziyaret ve tam bu sırada Kardak'ta bir Yunan balıkçı teknesinin tartışmalı sulara girmesi sonucunda Türk ve Yunan güvenlik botlarının karşı karşıya gelmesi, Türk-Yunan ilişkilerinin hâlâ ne kadar kırılgan bir noktada olduğunu ortaya koydu.
Bu bizi, bir kez daha şu soru ile karşı karşıya getiriyor: Önce Ege ile ilgili temel sorunları çözüp sonra mı ilişkileri geliştirmeye bakmalı, yoksa güven ortamı yaratıp ilişkileri normalleştirdikten sonra mı uyuşmazlıkları halletmeye çalışmalı?
Birinci şık -sorunların hallinin kısa vadede halledilmesinin zorluğu nedeniyle- pek gerçekçi görünmüyor. Bu nedenle taraflar son zamanlarda ikinci şıkkı hayata geçirmeye çalışmıştır.
Bu tercih, bugün için de geçerlidir. Evet, Yunan Bakan'ın ziyareti sırasında bile, bir "mini-kriz"in ortaya çıkması görüşmelere -Yunan medyasının "şişirdiği" ölçüde olmasa da- gölge düşürdü; ama bunun karşılıklı mutabakatla hızla geçiştirilmesi de, ilişkilerin iyileşmesi sayesinde mümkün oldu. Bu da, "yakınlaşmaya devam" politikasının pratik yararını gösteriyor...
* * *
CUMHURBAŞKANI Sezer'in Suriye ziyareti, uluslararası camianın ve özellikle ABD'nin Esad rejimini tecrit etmeye yönelik baskılarının arttığı bir zamana rastladığı için, daha baştan tartışmalı bir konu haline geldi. Sonunda bu ziyaret gerçekleştiğine göre artık bu "Yapılmalı mı idi, yapılmamalı mı idi?" münakaşalarını sürdürmekte yarar yok. Şimdi asıl Suriye'nin Sezer'in mesajlarını ve tavsiyelerini ne ölçüde dikkate alarak gerçekleştireceğine bakmak lazım.
Şam'ın bu ziyaretten fevkalade memnun olması ve Sezer'i adeta bağrına basması doğal. Esad rejimi, içinde bulunduğu izolasyon ortamında, Ankara'nın bu jestinden destek ve moral almıştır. Ancak Suriyelilerin bunu Türkiye'nin ABD'ye veya Batı'ya "meydan okuması" olarak algılaması, hem yanlış, hem de sakıncalı...
Gerçi Sezer, ABD'nin "telkinleri"ne rağmen bu ziyareti gerçekleştirmeyi "ulusal çıkarlar" açısından zorunlu görmüştür. Ama bunu da ABD'ye ve BM'ye karşı bir hareket saymamıştır. Aksine, bu gezisini Başkan Esad'a "mesaj" iletmek ve onu uluslararası camia ile yakınlaştırmak için bir fırsat olarak değerlendirmiştir. Ziyaretin esas amacı bu olmasa da, Sezer'in Esad'a verdiği mesajın ne kadar etkili olacağını ve sonunda uluslararası topluluğu ne ölçüde rahatlatacağını yakında anlayacağız...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP, CHP ve seçim barajı
DEHAP milletvekili adayları Resul Sadak ve Me...
Çetin ALTAN
"Gömlek kirli" de olsa, kükremeler yerinde...
Diş doktorunun muayenehanesindeki özel kotluğ...
Melih AŞIK
DİE hikâyeleri...
Kimsenin aklı yatmıyor o muazzam büyüme rakam...
Fikret BİLA
Denktaş'tan Talat'a: Kıbrıs'ı verirsen kıyamet kopar
Görevinden pazar günü ayrılacak olan KKTC Cum...
Hasan CEMAL
Vicdani olan...
Soykırım mı, değil mi?
Güneri CIVAOĞLU
Sözün arkasında
Başbakan Erdoğan, Ermenistan Başkanı Koçaryan...
Abbas GÜÇLÜ
Açıköğretimliler için büyük fırsat
Açıköğretim Fakültesi, 23 yıl önce eğitime ba...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik, milliyetçilik ve sol
Orhan Pamuk'un Ermeni soykırımı iddiasından s...
Semih İDİZ
Suriye, AB ile özel ilişki istiyor
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yüksek pr...
Sami KOHEN
Şam'ın şekeri... Kardak'ın gölgesi...
İZNİMİZİ yurtdışında geçirdiğimiz günlerde, T...
Mehmet Y. YILMAZ
Tehciri içinden çıkılmaz hale getiren, 'faal' aktörlerin bilgisizliği
Bize göre "tehcir"in, Ermenilere ve bir çok B...
Faik ÖZTRAK
Hükümet neden kızıyor?
Geçtiğimiz hafta partisinin grup toplantısınd...
Hasan PULUR
Anıları yazmak kolay değil...
GÜNLERDİR Altemur Kılıç'la uğraşıyoruz, daha ...
Derya SAZAK
Denktaş: Yunan darbesi CIA'nın işi
Cumhurbaşkanlığı Sarayı bahçesindeki 'veda tu...
Meral TAMER
Fortis bizi niye öptü?
Kendimin bildiğini sizden niye saklayayım?
Ece TEMELKURAN
Ruh tamircileri
İnsanlar günlerdir birbirini dövüyordu. Dinle...
Güngör URAS
Kıbrıs'ta 'çözüm', 'vermek' demek
Kıbrıs'ta Gazimağusa'da Namık Kemal'in kapatı...
M. Ali BİRAND
Tekrar yargılama bizi neden geriyor?
Alem bir toplumuz.

© 2005 Milliyet