Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Nisan 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıbrıs'ta 'çözüm', 'vermek' demek

Kıbrıs'ta Gazimağusa'da Namık Kemal'in kapatıldığı zindanın önündeki meydana, ismini vermişler. Meydanın arkasında, tepesine minare inşa edilerek Lala Mustafa Paşa Cami adı verilen eski bir kilise yükseliyor. Akşam ezanı okundu. Meydanda kurulmuş kürsüde "S.O.S. Müzik Grubu" seçim şarkılarını seslendirmeye başladı: "Dileğimiz gerçekleşti sonunda / Hepimize kutlu olsun Avrupa... Dönüş yok geriye / Sesimizden Avrupa inlesin..."
Birazdan Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) mitingi başlayacak. CTP yandaşları parti bayrakları ve de parti lideri Mehmet Ali Talat'ın resmi olan bayraklarla meydana geliyor. Müzik, gelenleri coşturuyor. Gençlere yaklaştım. Mağusa Maarif Koleji'nden Bahar Tanözü (lise 2), İsmail Emin (lise 3) ve Oktay Yıldırımtürk'le (lise 2) sohbet ettim. İkisinin babası memur. Birinin babası Rum kesiminde işçi. "Bizi ailelerimiz yollamadı. Biz Talat'ı destekliyoruz. Talat bizi Avrupalı yapacak. Denktaş yüzünden olamadık" diyorlar. Ama, nasıl Avupalı olunacağını, anlaşmazlığın nasıl sona ereceğini söyleyemiyorlar. Gençler için Avrupalı olmak, AB pasaportu demek.
Bir süre sonra Mehmet Ali Talat, peşinde büyük kalabalık ile meydana geldi. Meydan bayrak seli oldu. Ben bu kadar coşkulu miting görmedim. Ama, meydana gelenlerin ellerinde KKTC veya Türk bayrağının bulunmamasına üzüldüm.

"Statükocu" Denktaş
Talat'ın, "Kıbrıs Türk'ünü Avrupalı yapacağız. Çözüm dönemi başladı. Statükonun kökünü kazıyacağız" söylemi büyük alkış topladı. "S.O.S. grubunun" seslendirdiği "Saraya... Saraya... Saraya" şarkısıyla alkışlar arasında kürsüden indi. Ertesi sabah "S.O.S. grubunun" sözünü dinleyerek (!) "Saraya gittik"... Eşyalarını toplayan Denktaş'ı son defa "Cumhurbaşkanlığı Sarayı"nda ziyaret ettik.
Denktaş'ın odası boşaltılmış. Odada yeni köpeğiyle oturuyor. "Öbürünün adı Boncuk idi... Bununki ne?" diyerek sordum. "Boncuk... Ama Boncuk II" dedi. "Boncuk II mi?" diye sorunca da kızdı. "Elizabeth I ve II oluyor da Boncuk'lar neden I ve II olmasın?" diye cevapladı.
"Talat dün akşam statükonun kökünü kazıyacağız" dedi. "Statüko nedir?" diyerek söze girdim. "Statüko, Denktaş'tır. Denktaş ise, (1) Egemenliktir, (2) Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğüdür, (3) Türk askerinin adada varlığıdır" dedi.
Denktaş'a göre, "Bugünkü durumdan iyisi olamaz. Bugünkü durumun alternatifi azınlık olmak, bağımsızlığı kaybetmek. Bu isteniyorsa 30 yıldır ne için çırpındık? Dikkat ediniz. Kıbrıs'taki Türkleri azınlık durumuna düşürmeyen, Türkiye'nin tüm haklarını yok etmeyen hiçbir anlaşmaya Rum tarafı evet demeyecektir" dedi.

Talat'ın işi zor
"Talat'a nasihatiniz olacak mı?" sorusunu Denktaş şöyle cevapladı: "Nasihatim değil vasiyetim olacak. Diyeceğim ki, cumhurbaşkanı olarak ant içeceksin. Bağımsızlığı, egemenliği korumak için söz vereceksin. Dünyanın hiçbir yerinde bir lider devletini yok etmek için cumhurbaşkanı olmaz. Böyle davranış ihanet olur."
Talat ve Denktaş'ı dinledikten sonra şunu gördüm. Denktaş, "gerçekçi" yaklaşımla "çözümsüzlüğü" anlatmaya çalışıyor. Bu nedenle "olumsuzluğu" temsil ediyor. Talat ise, nasıl olacağını söylemeden veya bilmeden halka Avrupalı olmayı kısa sürede "uzlaşma, çözüm ve barış" vaat ediyor. Halk olumsuzluktan bıkmış. Olumlu söylemin alıcısı çok. Özellikle gençler vaatlere kolay inanıyor. Bizim tarafta "çözüm ve uzlaşma" gündemin tamamını oluşturuyor. Bu nedenle ekonomiyle ilgilenmeye zaman bulamıyor.
Halbuki öbür tarafın böyle bir derdi yok. İsteyene pasaport veriyor. İsteyene iş... Sınırı açmış. Türklere hiçbir "taviz" vermeden, yavaş yavaş entegrasyonu gerçekleştirme bekleyişine girmiş. Açık anlatımıyla, Rauf Denktaş cumhurbaşkanlığından ayrılsa da işi bitmeyecek. Ağırlığı sürecek. Mehmet Ali Talat cumhurbaşkanı olunca vaatlerini yerine getirmekte çok ama çok zorlanacak.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP, CHP ve seçim barajı
DEHAP milletvekili adayları Resul Sadak ve Me...
Çetin ALTAN
"Gömlek kirli" de olsa, kükremeler yerinde...
Diş doktorunun muayenehanesindeki özel kotluğ...
Melih AŞIK
DİE hikâyeleri...
Kimsenin aklı yatmıyor o muazzam büyüme rakam...
Fikret BİLA
Denktaş'tan Talat'a: Kıbrıs'ı verirsen kıyamet kopar
Görevinden pazar günü ayrılacak olan KKTC Cum...
Hasan CEMAL
Vicdani olan...
Soykırım mı, değil mi?
Güneri CIVAOĞLU
Sözün arkasında
Başbakan Erdoğan, Ermenistan Başkanı Koçaryan...
Abbas GÜÇLÜ
Açıköğretimliler için büyük fırsat
Açıköğretim Fakültesi, 23 yıl önce eğitime ba...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik, milliyetçilik ve sol
Orhan Pamuk'un Ermeni soykırımı iddiasından s...
Semih İDİZ
Suriye, AB ile özel ilişki istiyor
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yüksek pr...
Sami KOHEN
Şam'ın şekeri... Kardak'ın gölgesi...
İZNİMİZİ yurtdışında geçirdiğimiz günlerde, T...
Mehmet Y. YILMAZ
Tehciri içinden çıkılmaz hale getiren, 'faal' aktörlerin bilgisizliği
Bize göre "tehcir"in, Ermenilere ve bir çok B...
Faik ÖZTRAK
Hükümet neden kızıyor?
Geçtiğimiz hafta partisinin grup toplantısınd...
Hasan PULUR
Anıları yazmak kolay değil...
GÜNLERDİR Altemur Kılıç'la uğraşıyoruz, daha ...
Derya SAZAK
Denktaş: Yunan darbesi CIA'nın işi
Cumhurbaşkanlığı Sarayı bahçesindeki 'veda tu...
Meral TAMER
Fortis bizi niye öptü?
Kendimin bildiğini sizden niye saklayayım?
Ece TEMELKURAN
Ruh tamircileri
İnsanlar günlerdir birbirini dövüyordu. Dinle...
Güngör URAS
Kıbrıs'ta 'çözüm', 'vermek' demek
Kıbrıs'ta Gazimağusa'da Namık Kemal'in kapatı...
M. Ali BİRAND
Tekrar yargılama bizi neden geriyor?
Alem bir toplumuz.

© 2005 Milliyet