|
 |
|
|
Hay demez olaydık!
Geçen yıl Metin Aydoğan'ın adı FIFA listesi için gündeme gelince, genç hakemle ilgili endişelerimizi şöyle dile getirmiştik;
"Kurulun bu yılki gözdesi Metin Aydoğan'ı fazlaca tanımam. İyi bir insan, iyi bir doktor olup olmadığını tartışamam. Süper Lig hakemliği sırasında hem çıplak gözle, hem televizyondan seyrettiğim maçları oldu. Doğrusu şu anki performansıyla FIFA listesinde yer alacak yeterlilikte olduğunu hiç düşünmüyorum. Aydoğan birkaç yıl içinde yaşayacağı deneyimlerle iyi bir hakem olma yoluna girer mi bilmem. Ama epey bir zamana ihtiyacı olduğu kesin."
MHK'nin FIFA listesine aday gösterdiği Aydoğan, Ocak ayında Mersin'de yapılan seminerde kokartını Federasyon Başkanı Levent Bıçakcı'dan aldı.
Genç hakem geçen hafta Gençlerbirliği - Samsunspor maçını yönetti. Gözlemcisi "vasat ve beklenenin altında bir performans" gösterdiği için notunu 7 olarak belirledi. Karşılığı 4 hafta daha dinlenmeydi.
Daha dedik!
Çünkü kendisi, bu sezon üçüncü kez dinlendirilen FIFA kokartlı ilk ve tek hakem oldu. Galatasaray - Ç.Rizespor maçında 6 (kötü performans), Beşiktaş - Ankaraspor müsabakasında 6.8 (kötü performans) alan genç hakem maalesef bizi yanıltmadı!
Aylar önce "ilk yedi" için yeterli olgunluğa ulaşmadığını savunduğumuz Aydoğan, hem kendine güvenenleri (!) mahçup etti, hem de "O kokartı takmaktan çok, taşıyabilmek önemlidir" tezimizi doğru çıkardı.
Keşke biz demiştik diyemeseydik (!) Ama...
Sirtaki öncesi genel kurul
Sokaktaki adam anlamaz yeniden yapılanmadan, misyondan, vizyondan.
"Futbol Federasyonu'nu başarılı buluyor musun?" diye sorarsanız, hakemler tuttuğu takımın canını yakmadıysa veya kah üzülüp kah sevindiği milli takımda işler iyi gidiyorsa "evet" der.
MHK seçimlerinin iptali onu ilgilendirmez, mektepli olmadığı için başkan adaylığı engellenen futbolun alaylı takımını da tanımaz.
Sponsorluk gelirinin kaç milyon YTL arttığı, danışmanların kaç bin YTL maaş aldığı, federasyon kasasının neden tamtakır olduğu, hangi başkanvekilinin hükümete yakın durduğu, UEFA kriterlerini yerine getiremeyen kulüplere nasıl kıyak yapıldığı onu cezbetmez.
Disiplin Kurulu ile Tahkim arasındaki soğuk savaşı, federasyon içindeki hizipleşmeyi bilmez sokaktaki vatandaş.
Ölçü milli takımdır, ya da gönül verdiği renklerin başarısı.
Futbolumuzu yönetenler de farkındadır bu gerçeğin.
Anımsarsınız. Arnavutluk ve Gürcistan maçlarının kazasız atlatılması Haziran'daki genel kurulda olası bir seçim kazası yaşanmasını önlerken, Levent Bıçakcı ve ekibine de soluklanma fırsatı vermişti.
4 Haziran'daki Yunanistan sınavı öncesi federasyon dahice bir plan hazırladı!
Bıçakcı'nın talimatı ile Mali Genel Kurul tarihi 1 Haziran'a çekildi.
Böylece Yunanistan maçında alınacak kötü bir sonucun Genel Kurul'da federasyonun başarısızlığı olarak gündeme gelmesi önlendi.
Ne dersiniz?
Salondan güven tazeleyerek çıkmış bir federasyonun sokaktaki yürüyüşü de farklı olur değil mi..?
Uzo içip sirtaki yapalım da, buna razıyız biz...
Potaya cep yasağı...
Cep telefonu icat olup, memleketimizden gelen çağrı mesajına icabet ettikten kısa bir süre sonra futbol oyununda mertlik bozulur gerekçesiyle, Merkez Hakem Kurulu hakemlere "maçtan bir saat önce telefonlarını kapatıp, müsabaka bitiminden bir saat sonra açmaları" talimatını vermişti.
Geçenlerde basketbolda B.Kolej - Darüşşafaka müsabakasında yaşanan telefon krizinden sonra potada da benzer bir uygulama başlatıldı. Başhakem Fatih Dalay devre arasında cep telefonuyla salonda oradan oraya dolaşıp maçın başlamasını geciktirince, sinirleri bozulan ev sahibi kulüp yetkilileri kendisini federasyona şikayet etti.
Sonuç; basketbol hakemlerine maç boyunca cep telefonu yasağı getirildi!
Bir özerklik masalı...
Devlet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin'in MHK ile ilgili yeni yasal düzenleme yapılırken hakem kökenli olmayan iki üyede niçin ısrar ettiğini anlayabilmiş değilim.
Merkez Hakem Kurulu'nun FIFA talimatlarına uygun tarif edilmemiş olmasının yarattığı hukuki sıkıntı, bugün gündemi meşgul ediyor.
Üstelik FIFA yakın geçmişte konuyla ilgili federasyonu uyarmış, sayın bakanı bilgilendirmişken "spor alanında en az on yıl deneyim sahibi" iki kişiden vazgeçilmemesi kafalarda soru işaretleri yaratıyor.
Acaba Şahin, kurul üyelerinin tümümün eski hakemlerden oluşmasına karşı çıkarken bir güven sorunu yaşandığı mesajı mı vermek istemektedir?
Yoksa bu iki üye politik bir tercih mi olacaktır?
Mevcut MHK'de hakem kökenli olmayan iki üye varken, beş kişilik yeni kurulda sayının korunması, FIFA zorlamasına bir yanıt mıdır?
Düzenleme yapılırken, FFHGD'den görüş alınmaması özerkliğin ruhuna aykırı değil midir?
Oniki kişiden oluşan Gözlemciler Kurulu 2 bin kişi kontrol ederken, beş kişilik MHK'nin 10 bin kişiyi eğitmesi, yönetmesi ne kadar gerçekçidir?
Uzatmayalım... Kafaları meşgul eden o kadar çok konu var ki..?
Ama galiba yanlış adresteyiz...
Soruların muhattabı federasyon başkanı, vekilleri veya "herşeyi ben bilirim modundaki" danışmanı olmalıyken, hedefe devletin personel politikasını belirleyen bir başbakan yardımcısını koymamız ne büyük gaflet!
Başı her sıkıştığında topu siyasilere, TBMM'ye, bakanlara, valilere atmaya alışmış ÖZERK BİR FEDERASYONUN böylesi ciddi konularda fikir beyan edememesi, sessiz kalması ne acı.
Yazık.
Futbolun Anayasası değiştiriliyor.
Benim özerk federasyonum oturmuş seyrediyor...
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|