|
 |
|
|

Astroloji karşıtı önyargılı tutum
Toptancı bir yaklaşımla astroloji konusunda zaten bilgisiz olan kişileri önyargılı yaklaşımlara mahkum etmek niye diye sormaktan kendimi alamıyorum
Birçok defa yazdım ama gündeme geldiği zaman yeni konu başlıkları çerçevesinde astroloji karşıtı görüşlerin önyargılı tutumuna yeniden dikkat çekmek istiyorum. Ülkemizde astrolojinin doğru biçimde tanınmadığını ve büyük ölçüde bir imaj problemi olduğunu biliyoruz. Kuşkusuz bu önyargılı yaklaşım sadece ülkemiz için de geçerli değil. TÜBİTAK'ın kitapları arasından çıkan Charles Wynn ve Arthur Wiggins'in "Yanlış Yönde Kuantum Sıçramalar" adlı kitabında astroloji ruh çağırma, poltergeist olayları, UFO'lar, tarot, psikokinezi, ölümden dönme deneyimleri gibi pek çok konuyla benzer bir payda içinde anlatılarak, bu konuların "sözde bilim", diğer bir deyişle sahtelikleri ifade ediliyor.
Kendi konum olan astrolojinin böylesine toptancı bir yaklaşımla değerlendirilmesini doğru bulmadığım gibi, önyargılı yaklaşımlara dikkat çekmek istiyorum. Özellikle astroloji ile ilgili bölümde ortaya konan düşüncelerin hiçbiri taze fikirler olmadığı gibi, sürekli olarak bilinen yanlış anlamalar üzerine kurulmuş durumda. Bu kitabı yazan kişilerin astrolojinin gerek doğru bir tanımı, gerek konuyu ele alış biçimlerinde ya büyük noksanlar var ya da bilerek yapılan bir geçiştirme ve ısrarlı bir üstünü örtme çabası görülüyor.
Astrolojiyi yıldız falı ile özdeşleştirmekten ileri gidemeyen bir tanımlama, yazarların gereken önemi ve derinliği göstermediğini açıkça sergiliyor. Örneğin öngörü kusurları başlığı altında "Farklı günlük gazetelerde aynı tarihte ve aynı burç için yapılan öngörülerin önemli ölçüde benzer olması beklenir" diye ifade edilirken, astrolojik bir yorumun ancak o kişinin doğum bilgilerine dayanılarak ifade edilebileceği tamamen yok sayılıyor. Benzer biçimde astroloji sembolik bir dil üzerine kurulu olmasına karşın astrolojinin sanki temel bir bilim gibi, astroloğun katılımından soyutlanarak ele alındığını görüyoruz.
Yapılan araştırmaların farkında değiller
Kuşkusuz tüm bu yaklaşımın temelinde katışıksız bir materyalizm ve insan varoluşunu sadece maddi düzeyde ele alan bir yaklaşım göze çarpıyor. Halbuki insan ve hayatını sadece mekanik yöntemlerle açıklayamıyoruz. Materyalist bilim evreni kendi modeli, kendi paradigması içerisinde açıklamaya çalışırken, astrolojinin sahte olduğunu ispat edemez zira bu durum elmalarla armutları toplamaya benzer. Deney kusurları başlığı altında da, "Temel kanıtlar olarak sık sık kişisel anekdotlara güvenilir" diye ifade ederken, sanırım yazarlar astroloji alanında yapılan araştırmaların ya hiç farkında değiller ya da bilerek bunları göz ardı etmişler!
Günümüzde astroloji alanında pek çok araştırma yapılıyor. Örneğin yazarlar bu konuda Southhampton Üniversitesi'nde yapılmış çalışmalara ya da çok daha önce, Fransız araştırmacı Michel Gauquelin'in araştırmalarına (kaynakçada adı geçmesine karşın) hiç değinmemiş bile. Böylesine toptancı bir yaklaşımla astroloji konusunda zaten bilgisiz olan kişilerin önyargılı yaklaşımlara mahkum etmek niye diye sormaktan kendimi alamıyorum.
Söz konusu önyargılı bu yaklaşım, Avusturyalı bilim felsefecisi Paul Feyerabend tarafından faşizan bir yaklaşım olarak nitelendirilmiştir. Astroloji olgusu inançların ötesinde bir konudur ve bu bağlamda bilim adamlarına büyük sorumluluklar düşmektedir. Sorumlulukların başında da astrolojinin doğru tanımı üzerinde, sadece kendi aralarında değil, daha geniş bir çerçevede değerlendirme gerekir. Yoksa hâlâ çağımızda bile Kepler'in kemikleri sızlamaya devam edecek gibi gözüküyor.
web: www.hakankirkoglu.com
Faks: 287 74 37
e-mail: hkirkoglu@superonline.com
|
|
|

|