Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Nisan 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Karakter karanlıkta yaptığımızdır

Satır Arası / Deniz Sipahi

Marcus Aunelius'un güzel bir sözü vardır.
"Eğer bir dış etken seni üzerse duyduğun acı o şeyin kendisinden değil; senin ona verdiğin değerden geliyordur. Onu da her an ortadan kaldırma gücün vardır..."
Bazen bir iki satır söz; koca bir hayatı anlatır bizlere...
İşte bu söz de bunlardan biri...
Pazar günü Prof. Dr. Erdal Atabek'i dinlerken bir başka dünyaya gidip geldim. Atabek, Kipa Tesco'nun Denge Psikolojik Danışmanlık ve İzmir Özel Okullar Derneği işbirliğiyle üç yıldır sürdürdüğü Anne Baba Okulu kapsamındaki "Gelişen Aile Projesi" için İzmir'e gelmiş ve salonu dolduran anne babalara bilgiler veriyordu.
İlgi oldukça fazlaydı.
Marcus Aunelius gibi Atabek de, her cümlesiyle kitaplar yazıyordu.

* * *

Bir insanın çocuğundan daha değerli neyi olabilir ki... Her anne baba çocuğunun iyi yetişmesini, hayırlı bir evlat olmasını ister. Ama çoğu aile için bu yeterli mi? Gözlemlerim bunun yeterli olmadığını söylüyor. Çoğu zaman kendi ideallerimizi çocuklarımızda uygulamak istiyoruz. Çocuklarımızın bizlerden ayrı ve çok farklı bir karaktere sahip olabileceğini unutuyoruz.
Bilgi mi, karakter mi?
Her ikisi de...
Başarılı olmak, ünlü olmak mı; karakter mi?
Önce karakter... Karakteri güçlü olan kişiler zaten başarıyı yakalayacaktır.

* * *

Ben Atabek'in hem yazılarını, hem de kitaplarını çok severim. Bu ünlü bilim adamının son dönemde işlediği konuların başında "karakter" ve "insanı yeniden insan yapmak" başlıkları yer alıyor.
Ortak değerler giderek anlamını yitiriyor; ayaklar baş, başlar ayak oluyorsa Atabek'in yeniden gündeme getirdiği bu iki kavram üzerine biraz daha düşünelim diyorum.
Dürüstlük, yalan söylememe, başkasının hakkını yememe, kendisine emanet edilen sırları açıklamama, karşısındakinin güç durumundan yararlanmama...
Acısı olanın acısını paylaşma, yardımlaşma, dayanışma, sıkıntıların aşılmasında yardımcı olma, kimseye zarar vermeme, zarara uğrayana yardımcı olma...
Bunun için kendi olanaklarının azalmasına razı olma, hatta bunu isteme, başkaları için yararlı olma, kendisine emanet edilen insanlara, canlılara, mala ve paraya zarar vermeme...

* * *

Erdal Atabek'e göre ahlak, sözcük olarak Arapça "hulk" sözcüğünün çoğuludur, "hulk" ise "yaratılıştan gelen huy" anlamına geliyor. "Ahlak" sözcüğü, böylece "yaratılıştan gelen huylar" anlamını taşıyor.
"Moral" sözcüğü Fransızca bir sözcük olarak İngilizce'ye de girmiştir. Latince mos, moris (çoğulu mores) sözcüğünden gelmektedir ve "doğruyu yanlışı belirleyen adetler" anlamını taşıyor. "Moral" sözcüğü, bizim günlük dilimizde "güvenli olup olmama", "iyimserlik, kötümserlik", "keyfinin yerinde olup olmaması" anlamlarında kullanılıyor.
"Etik" sözcüğü de Latince "ethicus", eski Yunanca "ethikos" olarak "adetler, alışkanlıklar" anlamında kullanılıyor. "Etik" sözcüğü, günümüzde "meslek ahlakı" olarak özelleşmiş bir alanda kullanılıyor.
Böylece, Arapça kökenli "ahlak" ile Latince ve eski Yunanca kökenli "moral" ve "etik" sözcükleri arasında önemli bir fark bulunuyor. "Ahlak" sözcüğü, insanın yaratılışından gelen huylar olarak atalardan gelen huylara dikkat çekerken, "moral" ve "etik" sözcükleri toplumların kabul ettiği adetleri ve alışkanlıkları öne çıkarıyor.
"Moral" ve "etik" kavramlarının ortak yanı, "toplumların iyi - kötü, doğru - yanlış, uygun - uygunsuz olarak kabul ettiği davranış kuralları" olmasıdır. "Ahlak" kavramı, sonuçta, insanların davranışlarını nitelendiren bir değer yargısı olmaktadır. Ahlak, bu anlamıyla, "toplumların değer yargıları"nı temsil etmektedir.

* * *

Bunları neden yazıyor ve hatırlatıyorum.
Erdal Atabek'in dikkat çektiği "karakter" ve "insanı yeniden insan yapmak" kavramlarının ardında toplumda giderek yaygınlaşan "karakter aşınması" yatıyor.
Karakter aşınınca, ortak değerler yaratmada sıkıntılar yaşamaya başlıyorsunuz.
Çünkü insanlar başka beklentiler ve çıkarlar üzerine yoğunlaşıyor ve kendi doğrularının "genel doğrular" olduğunu zannediyor.

* * *

Yazının başına dönelim.
Çocuğumuzun gurur duyulacak, çevresine yararlı, topluma faydalı, başarılı, akıllı, çevresine ışık saçan bir insan olmasını istiyorsak...
Atabek'in dediği gibi işe önce çocuğumuza sağlam bir karakter vererek başlamalıyız.
İyi karakterli bir çocuk ne sizi, ne kendisini kandırmayacaktır.

* * *

Son söz...
Karakter karanlıkta ve tek başımıza kaldığımızda yaptığımızdır.

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Emeklilik hakkında her şey
Tablo sevimli değil
Karakter karanlıkta yaptığımızdır
Kitap Fuarı ve çocuklar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Gürsel Kuru
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2005 Milliyet