|
 |
|
|
Mondi'ye duacılar
İlk yarıdaki gibi garip bir mücadeleyi herhalde hiç görmemişsinizdir. Eğer Akçaabat gol vuruşlarında bu sezonki başarısızlığını tekrarlamasa, hatta kaçırdıklarının yüzde 50'sini gole çevirse Galatasaray bırakın galip gelmeyi ikinci yarıda futbolun en muhteşemini de oynasa maçı koparamazdı.
O 45 dakika, bir Galatasaraylı'nın asla hatırlamaması gereken periyottu. Bir takım bu kadar mı kötü olur? Sebat ataklarında forvet oyuncuları her an kaleci Mondragon ile çaprazdan ve göbekten karşı karşıya kaldı. Yusuf ve Selahattin 3'er kez ve birkaç pozisyonda ismini hatırlayamadığım Sebatlı oyuncular, hep Mondi ile karşı karşıya kaldı. Mondi belki çok komik bir gol yedi, ancak ilk yarıda takımını hezimetten kurtardı. Her uzvuyla Sebat'a engel oldu.
Bu yarıda Galatasaray orta alanı, başta Conceiçao olmak üzere o kadar çok top kaptırdı ki, inanmak mümkün değil. Galatasaray gibi şampiyonluğa oynayan bir takımın yüzde 90'lara varan pas hatası mutlak yenilgiyi getirir. Ancak Galatasaray'da artık hiç kimse bizde şans yok demesin. Eğer dün Sebat o golleri atsa Hagi, Trabzon'dan Bükreş'e direkt uçak arardı. Galatasaray'ın tümü toz şeker gibi dağılırdı, ipler şimdiden çekilirdi.
Tabiki, Sebat'ın direnç gücü zayıf. Goller kaçtıkça o direnç de düştü. Galatasaray tecrübesiyle maçı aldı, götürdü.
90 dakika baktığınız zaman Galatasaray'ın belirgin bir futbol anlayışının olmadığı açıkça gözlemleniyordu. Necati'nin yerine giren Hasan Kabze'nin dışında göze batan tek oyuncu olmaması, hatta takımı adına pozitif enerji veren isme rastlanmaması Galatasaray'daki kötü işaretlerin en belirgin göstergesiydi. Bu motivasyonla, bu boşvermişlikle değil şampiyonluk, Şampiyonlar Ligi'ne bile kalması çok zor.
hozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|