|
Cindy'den Özal'a...
12 yıl önce bugün yanımda ünlü manken Cindy Crawford ile Paris'ten Nice'e uçuyoruz. Üstünde siyah, ince bir süveter, altında siyah pantolon, ayaklarında siyah mokasenler. Koyu kahve gür saçlarını omuzlarına bırakmış.
O sıralar Türkiye'de sadece iki özel TV kanalı var. Birinin genel müdürüyüm.
Cindy Crawford'la laflamaya başladık. Sempatik, sıcakkanlı, östrojen hormon katsayısı yüksek.
Uçağın ön tarafındaki erkeklerde de testosteron tırmanışta.
Üzgünüm
Kartımı verdim. Türk olduğumu öğrenince, "Cumhurbaşkanınızı kaybettiğinizi öğrendim. Üzgünüm" dedi.
Özal ile ilgili sorular sordu.
Anlattıklarımı dikkatle dinledi.
Ayrılırken bir de imzalı fotoğrafını verdi.
Fotoğrafta, "Güneri'ye sevgiyle (to Güneri with love)" yazılıydı. (Hakkı Ağabey'in (Devrim) dikkatine sunarım...)
Nice'ten Cannes'a geçildi.
"Mipcom" diye anılan TV fuarı vardı.
Akşam Carlton Oteli'nde bir davete gitmiştik.
TV'nin sahibi Erol Aksoy'la birlikteydik.
Otelin kapısında yüzlerce genç toplanmış. Cindy Crawford'u bekliyorlar.
Cebimdeki fotoğrafı çıkardım.
"İşte Cindy Crawford'un imzalı fotoğrafı. Kim istiyor?" diye seslendim. Yüzlerce el uzandı. İçlerinden birine verdim. Ama önce şaka yapmadığımı anlamak için imzalı fotoğraf, Erol Aksoy'un denetiminden geçmişti.
Tarihi aşama
Böyle hoş bir anı ile renklense de, acı bir gündü.
Merhum Özal'ın özellikle 1987 sonrasında bazı alanlardaki tavrı, tutumu, tercihleri gerçekten yadırgatıcıydı.
Eleştiriyorduk.
Gerçi merhum, son yıllarında yazılarım nedeniyle bana karşı gergindi ama Türkiye siyaset tarihindeki yeri elbette böyle kişisel yargıların üstündedir.
Türkiye'nin en önemli aşamalarından birine imza atmış, yüzyıllardan sonra ilk kez Türkiye ekonomisinin "döviz sorununu" çözmüştür. Galata tefecilerine muhtaç olan Osmanlı maliyesi, zaman zaman röntgen filmi bile ithal edemeyen, 70 cente muhtaç olduğu başbakanı tarafından itiraf edilen Cumhuriyet Türkiye'si, ilk kez 14 Ocak 1980'den sonra döviz bunalımı yaşamamıştır.
Geçirdiği ağır ekonomik krizlerde bile Merkez Bankası kasalarında yeterince döviz olmuştur.
Bu para ihtilalini Turgut Özal yapmıştır.
Türkiye'nin döviz ve sermaye transferleri yapılabilen "convertible" sisteme geçişi, sonraki önemli adımdır.
Türk parasını koruma adlı çağı geçmiş paslı kabuklar kırılmıştır.
Turgut Özal, ekonomide "ithalat ikamesi" adı verilen ve "ithal edilen ürünleri ülkede ucuz/pahalı, iyi/kötü, eğri/doğru üretmeye dönük" sistemi tersyüz etmiş, "ihracata dönük üretim" kavramını yerleştirmiştir.
Böylece, para ihtilaliyle varılan yeni konumu, sürekli döviz girişi sağlayacak "ihracata dönük üretim" dinamiğiyle "sürdürülebilir" hale getirmiştir.
Vergi iadesi buluşuyla, KDV'yi birkaç ayda oturtmuş, vergicilikte de, çağdaş boyutu yakalamıştır.
................
Bunlar olmasaydı, Türkiye'nin AB üyeliği akıllardan bile geçemezdi.
................
Onu, ölüm yıldönümünde rahmetle anıyoruz.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|