|
Fidan "doğumevi"
Antalya'da "aşılı fide ameliyathanesi"nde, bir fidenin kökünün bir başka fidenin gövdesine nasıl eklendiğini görerek şaşırmam üzerine, "Hoca, sizi bir de 'Fidan Doğumevi'ne götürelim" dediler...
Türkiye'nin ilk "fidan doğumevi", Antalya Serbest Bölgesi'ndeymiş. Sorumlulardan izin alarak serbest bölgeye girdik. Gerçek bir doğumevine benzeyen bina, "steril", (mikroptan arındırılmış) bina. Doğumhaneler ve de "bakım odaları" tam steril. Oraları camın arkasından izlenebiliyor.
Bizim bildiğimiz bitki bahçede yetiştirilir. Fidan toprağa dikilir. Bu doğumevinde ne toprak, ne su, ne hava, ne güneş var. Özel ışık, özel hava şartlarıyla fidan tüpte doğurtuluyor, raflara dizilen kavanozlarda büyütülüyor. Anlatayım: Bu tesis Hollandalı bir firmaya ait. Vitro Antalya Tarım Ürünleri Üretim Tesisi... Bu tesisin özelliği, Türkiye'de kurulan doku kültürüyle bitki kopyalayarak üretim yapan ilk doğumevi olması.
Babadan gördüğümüz usullerle bir bitki nasıl üretilir? Tohumdan üretilir. Çeliklenerek üretilir... Bu durumlarda çoğalan bitki, oluşan fidan ana bitkinin olumsuzluklarını (hastalıklarını - zayıflıklarını) taşır...
Doku kopyalanıyor
Doku kültürüyle kopyalama şöyle oluyor: Örneğin, erken ürün tutan, ürünü çok beğenilen, iklim şartlarına uyumlu, hastalıklara dayanıklı, bodur elma ağacı fidesi elde etmek isteniyor. Bu tür en iyi ağaçlardan birkaç dal koparılıyor. Bu dallar laboratuvarda doğrana doğrana, hücreye kadar inilerek inceleniyor. En sağlıklı, en güçlü hücreler ayrılıyor. Hücrelerin mikroptan ve hastalıktan arındırılması sağlanıyor. Bu hücreler tüplerde çimlendiriliyor. Çimlenen hücreler, teker teker ayrılarak (bal kavanozuna benzer) özel kavanozların içinde köklendiriliyor. Ürün cinsine göre her kavanozun içinde ben diyeyim 20, siz deyin 50 kök bitkisi var. Elma ağacı fidanı, muz ağacı fidanı, süs bitkisi fidanı... Ne tür bitki isterseniz...
Bu işlemleri, cam bölmeler arkasında, doğuma giren doktorlar gibi giyinmiş, ellerinde ameliyat eldivenleri, ağızları maske ile kapanmış genç kızlarımız yapıyor. Kiminin önünde mikroskop, kiminin elinde neşter, kiminin elinde cımbıza benzer hassas aletler... Bu tesiste 10'u ziraat mühendisi, 50 kişi çalışıyor, yılda 30 milyon adet fidan üretiliyormuş.
Biz de yapmalıyız
Doku kültüründe bitkinin genlerine müdahale yok. Hani o genetiği değiştirilmiş tohum sorunu var ya... Dokunun kültürüyle bitki kopyalamada genetik yapıya dokunulmuyor. Doğal doku aynen korunarak, en sağlıklı fidan elde ediliyor.
Antalya Serbest Bölgesi'nde Hollanda sermayesiyle kurulan bu tesis ihracat için üretim yapıyor. Bizim yaş meyve tarımımız için bu tür üretim çok önemli. Neden bizim müteşebbisimiz, bu tür ileri tarım teknolojilerine yatırım yapmaz? Acaba bu işin yatırımı çok mu diye sual eyledim. "Bu işin maddi yatırımı 2 - 3 milyon dolardır. Önemli olan teknoloji. Ama o da at ile deve değil. Antalya'da tüm üretimi Türkler yapıyor. Demek ki bizim insanımız öğrendiğinde bunu becerebilir" dediler.
Antalya'da gördüğüm "fide ameliyathanesi"yle "fidan doğumevi"ni yazdım. Şimdi bekliyorum. Bizim çok sayıda tarım uzmanımız, yüksek ziraat mühendisimiz, araştırma çiftliklerimiz, üniversitelerimiz var. Onlardan ne haber çıkacak? Belki de bu benim anlattıklarımın daha iyilerini yapıyorlar. Bilgi gelir ise, onları da sayın okuyucularıma aktarırım.
guras@milliyet.com.tr
|
|