|
 |
|
|
Maç değil destan
Moda'daki Futbolig'de sine-i millete döndüm Fenerbahçe - Beşiktaş hesaplaşmasında halkla birlikte decoder marifetiyle izledim derbiyi
Dev maça ilgi azdı!.. Tribünlerde yer yer boşluklar vardı. Mesela biri bizim Mustafa; kombinesiyle birlikte Avrupa'ya gitmişti. Sonra basın tribünündeki benim sandalyem... Sardalya konservesi misali dolmuş statta muhtemelen eksik diş gibi sırıtmaktaydı. Şaka bir yana yaktım bileti ve sine-i millete döndüm Fenerbahçe - Beşiktaş hesaplaşmasında. Halkla birlikte, decoder marifetiyle izledim maçı. Tabi Moda'daki Futbolig'de.
Yanımda Fenerbahçeli olmasından ciddi şekilde şüphelendiğim Levent Özdilek; hani "Şehnaz Tango"daki Alpay, "Serseri" dizisinin sevimli komiseri. Arkada Beşiktaş delisi Serhan, dostlar, arkadaşlar ve gençler. Hatta aralarında tırnaklarını yiyen Galatasaraylılar bile var.
Maç başlamadan az önce boyunlarında Fenerbahçe atkılarıyla iki delikanlı, kafeye damladılar.
"Abi içerde Beşiktaşlılar da var mı?"
Domates uzmanı patron Hüsnü yanıtladı; "Var"...
"İyi o zaman" dediler, keyifle sandalyelere yerleştiler. O kadar eminler kazanacaklarından.
***
Bu dostluk atmosferi maçtan önceki görüntülerle biraz gerildi doğrusu. Şirket-i Hayriye vapurunun işgali, yazlık hale getirilmiş otobüslere tırmanan Beşiktaşlılar hepimizi biraz huzursuz etti.
Ve perde... Fenerbahçe tek kale. Sitemler ufaktan başladı:
"Tenis maçı mı oynuyorsunuz be, top hep havada"... Top havada ama, Fenerbahçe forvetleri havasında değil. Daha 6. dakikada Tuncay topun dibine girip kalenin üzerinden aşırınca başlayan gol kaçırma furyası uzadı ve arkadan bir ses: "Bırakın be kardeşim bu vernelli şutları; abanın".
Solda Ümit teklerken sağda Anelka'nın durdurulamaz akınları orta yaşlı Beşiktaşlılar'da nostalji yarattı:
"Rıza oynayacaktı ki, bırakır mıydı bu Anelka'yı"!..
"Yok yaa"...
***
Dakika 27, Futbolig'i dolduranların hepsi ayakta. Bir kısmı golü atan Tümer'i alkışlamakta, diğerleri "Atamayana atarlar", "Nerede senin defansın", "Yetti be Daum" yorumları yapmakta.
Doğrusu beklenmeyen bir gol bu. İki ön liberoyu da defansa gömmüş, buna rağmen Fenerbahçe akınlarını önlemekte zorlanan Beşiktaş'ın öne geçmesi Şükrü Saraçoğlu'nda olmasa da burada hayretle karşılandı doğal olarak.
Luciano'nun skoru eşitleyen röveşatası ise normal...
"Devamı var arkadaşlar" ...
Evet devamı vardı. Spiker Ahmet Dursun dedikçe "Ahmet zaten durmuş" şeklinde söz sanatı yapanlar bu sefer Carew'in golüyle sarsıldılar:
Sanki staddaydılar: "Beşiktaş buradan çıkamaz abi"!
***
69. dakikada Futbolig'in, Şükrü Saraçoğlu'ndan farkı kalmadı. Fenerbahçe'nin duran top kabiliyeti Alex marifetiyle gole çevrilince, Serhan'ı aldı bir düşünce, Levent havalarda, salondakiler "Üç üç" diye bağırmakta.
"Nerde bu Pancu kardeşim"? Rıza duymuş gibi Pancu'yu alıyor, ama Beşiktaşlıların hoşuna gitmeyen bir seçimle.
"Tümer çıkar mı hoca?".
Yanıt; İbrahim Akın'ın golü... Bazı Fenerbahçeliler hesabı ödeyip kalkmakta.
Bu anda çaldığı penaltı yüzünden hakeme söylenenler ise onlarla benim aramda.
Bir de Cordoba'ya kırmızı... Yahu maça mı gitseydim acaba!!!
Beraberlikten sonra salonda iki tür alkış hakim: Biri Fenerbahçeliler tarafından kendi takımlarına, öteki Beşiktaşlılar'dan "kaleci" Pancu'ya...
Sekiz dakika uzatmanın yorumu ise:
"Ohaaa"...
Oha ama, galibiyet golü de o uzatmada işte. Maç değil destandı bu...
Kulaklarda kalan hoş seda: "Beşiktaş sen bizim her şeyimizsin".
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|