|
 |
|
|
Bu bir masaldır
Hepimizin yazdığı televizyonlarda söylediği, yüzlerce kelime ile açıklamaya çalıştığını Pazar akşamı herkesten iyi anlatan Sarı - Lacivertli taraftardı. 98 dakikalık maçın ardından tribünün kalbinden kopan alkış herşeyi anlatıyordu. Bu oyun, seyirciye o tribünleri neden doldurduğunu, aslında neyin peşinde olduğunu hatırlatan bir senaryo, daha doğrusu doğaçlama bir resitaldi (Böyle bir şey var mı?).
O alkış şu anlama geliyordu: "Bizim çocuklar, bu sezon hiç bu kadar iyi oynamamış, hiçbir takımı böylesine sürklase etmemişti, ama sizin ruhunuz, yüreğiniz, hırsla dolmuş damarlarınız bu gerçeğe direndi. Sizi yürekten tebrik ediyoruz."
Herşey, Tümer'in neden büyük futbolcu olduğunu anlatan iki hareketiyle başladı. Alabildiğim kadarıyla notlarım, Fenerbahçe'nin ilk yarıda 8 net pozisyonu olduğunu gösteriyor. Ama Tümer, Beşiktaş'ın çerçeveyi bulan iki şutundan iki gol çıkardı. O artık hem Beşiktaş hem de Türk futbol tarihine geçmiş bir kahramandır. Sonra İbrahim Akın; Koray ve Pancu yüreklendi. Bu maçı bir futbol oyununun, bir spor müsabakasının dışına çıkaran bu büyük bir ruhtu. İlahi bir ruh. İşte o alkış bunu anlatıyor.
Bu ruhu yaratanların başında kuşkusuz Rıza Çalımbay geliyor. Belli ki varlığını Siyah - Beyaz renklere borçlu olan, Beşiktaş'la var olan Çalımbay oyuncularına bu ruhu çok iyi aktarmış. Saygılarımla.
Ama
Çok da hoşlanmadığım bir klişeyle, aslında bu maç 100 kez oynansa 99'unu Fenerbahçe kazanırdı. Ve bu galibiyetin olduğu kadar, bu vahim oyunun da sorumlusu Rıza Çalımbay'dır.
Anelka, Alex, Tuncay ve Nobre'ye adam adama markaj uygulatarak, kademesiz bir savunma oluşturan Çalımbay. Fenerbahçe'nin 7 gol attığı Kayseri maçında bile bu kadar pozisyona girmişliği yoksa, belki ilk defa böyle rahat pas yapabildiyse bunun sorumlusu Rıza Çalımbay'ın tercihleridir. Dün yazılan destanın büyüklüğü, çarpıcılığı, inanılmazlığı işte buradan gelmektedir. Müthiş teknik adam yanlışlarına direnen bir büyük ruh ve muhteşem direnişçiler.
Bu destan ikinci yarıda Rıza Çalımbay'ın önceki kulüplerinde çok iyi öğrendiği kontr oyunu için ideal ortamı yarattı. Doğrusu daha iyi savunma yaptılar ve hızlı çıktılar. Ama şunu unutmamak gerekiyor. Bu kontralardan çıkarabildikleri sadece uzak şutlardı. Rüştü'yü böyle avladılar. İki gol, Ali Güneş ve Ahmed Hassan'la buldukları iki pozisyon hep uzak şutlardandı. Ceza sahası içine bir kez bile giremediler. Bu, sonucu, dramatik anları, saldırı ve direnişiyle ve mucizevi bir kurtuluş hikayesi, son nefese kadar unutulmayacak bir masaldır. Ama sadece masaldır. Futbolun gerçekleriyle çelişen üzerine uzun vadeli planlar yapılamayacak bir masal. Beşiktaş'ın geleceğine yol verecekler bunu akıllarından çıkarmamalı.
Galatasaray'ın renkleri
Galatasaray'ın renkleri değişti. Öze, orijinale dönülmüş olabilir. Ama sonuç olarak renkler değişti. Ve artık sarılar (o da portakal ya) ama kırmızı değiller. Sarı - kırmızıyla özdeşleşmiş, tezahüratlarına kırmızıyı koymuş milyonlar artık üzerilerine giydikleri formalarda kırmızı göremiyorlar. O renk vişne çürüğüdür ve kırmızının sınırlarının dışındadır. Garip bir durum oluştu. Malatya maçında Sarı-Kırmızı diye bağırdıklarında sahadaki sarı - kırmızı tek takım Malatya olacak.
Hagi'de son
Hagi sırtını eski takım arkadaşlarına ve başkana dayamış olarak takımın başına geçti. Büyük işler de yaptı. Hangi yöntemleri kullandığını bir kenara bırakalım. Zamanı geldiğinde onu yakından takip eden muhabir arkadaşlar herşeyi tüm açıklığıyla yazacaklardır. Bugünkü sinirinin sebebini de. Bir iki küçük ipucunu verelim. Artık sırtını dayayacağı kimse yok. Takım içindeki eski arkadaşları artık onunla değil. Canaydın'ın zihni, kalbi, eli ve kulağı Fransa'da. Ve Hagi her şeyi biliyor. Sonun başlangıcında olduğunu. Tek çıkar yolu şampiyon olmak.
Şu forma işi
Herşey 2001-2002 sezonunda Fenerbahçe'nin giydiği onlarca yıldızlı protesto formasıyla başladı. Tescil edilmemiş formalarla oynamalarına federasyon ses çıkarmadı. Sonra bu sezon Galatasaray'ın yüzüncü yıl formalarındaki hatalar gözardı edildi. Sezon içinde tescil işlemi yapıldı. Hem de UEFA'nın simge sembol, arma ve reklamlar formalarda belli bir santimetre kareden büyük ve belirgin olarak yer alamaz kuralına rağmen. Galatasaray'ın yeni formasındaki büyük amblem kurallara aykırıdır. Pazar akşamı da Beşiktaş tescil edilmemiş iki yıl öncesinin formasıyla sahaya çıktı. Kurallar üç büyüklere farklı uygulanıyor.
Hakemi yenemezsiniz
Erman Toroğlu ortaladı, Kıvanç Oktay kafayı vurdu: "Hakemi de yendiniz." Hakemin kararı bence de yanlış. Penaltı yok. Ama bu işin günahı Demirlek kadar hatta daha fazla Cordoba'nındır. Tuncay'ın peşinden koşmasına ne gerek var? Ya da penaltı kararından sonra o kadar ve beni at dercesine itirazların. Beşiktaş hakemi değil, Cordoba'yı da yendi. Fenerbahçe de Rüştü'ye yenildi. Hem en iyi Toroğlu'nun bilmesi gerekir. Hakem eğer bir takımın kazanmasını istiyorsa, o takım kazanır. Hakemi yenmek mümkün değildir.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|