Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Nisan 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dışarıda tek, içeride iki devlet


Görevi sona eren Rauf Denktaş, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek kutladı. Denktaş'ın, Talat'ı ziyareti örnek bir davranıştı. Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Denktaş'ın ziyareti ve sözlerine aynı nezaketle karşılık verdi.
KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Kıbrıs Türkü'nün ulaştığı demokrasi düzeyinin kanıtlarından biriydi. Daha önceki seçimler, referandum gibi cumhurbaşkanlığı seçimi de KKTC'de demokrasinin kuralları ve kurumlarıyla yerleştiğini ve dünyanın birçok ülkesinden ileri olduğunu gösterdi. KKTC'yi, Gürcistan'a, Ukrayna'ya, Kırgızistan'a benzetmeye çalışanların ne kadar yanıldıkları bir kez daha ortaya çıktı.

Üç temel koşul
Rauf Denktaş'la, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyaretinden sonra görüştük. Denktaş, görevini gönül rahatlığıyla devrettiğini belirtirken, yeni Cumhurbaşkanı'na şu nasihatte bulundu:
"Kâğıt üstünde kalacak, eşitliğe dayanmayacak, işlemeyecek bir formüle razı olma. Kalıcı barış ve çözüm için üç koşuldan vazgeçme: Türkiye'nin aktif ve fiili garantörlüğü, Türk askerinin varlığı ve egemenlik."
Denktaş, "Neden bu üç koşul?" sorumuza ise şu yanıtı verdi:
"Bu koşullar, Kıbrıs Türkü'nün, egemenliğinin ve devletinin varlığı için güvencedir. Bunlar yaşadığımız deneyimlerle ortaya çıkmıştır. Düşünün ki Rumlar, Türkiye'nin güvencesi altında olan, Türk askerinin varlığını kabul eden 1960 anlaşmasını bile bozup, yırtıp, bir kenara atabildiler. Onun için yeni Cumhurbaşkanı Talat'a kâğıt üstünde kalacak bir formüle razı olma diyorum. Türkiye'nin aktif ve fiili garantörlüğü olmadan hiçbir modele evet dememek gerekir. Rum yönetimin yaklaşımı ise bunun tam tersidir. Onlar Türk askerinin tümüyle gitmesini istiyorlar. Annan Planı'nda Türk askerinin müdahalesi yoktu. Her hareketi izne tabiydi. Annan, Papadopulos'a bunun garantisini vermişti. Ama onlar bunu dahi kabul etmediler. Rumlar, iki devlet istemiyorlar. Federasyon istemiyorlar. Rumlara dayalı üniter devlet istiyorlar. EOKA'nın üniter devlet kurmak için çalıştığını söylüyorlar. 2005 yılını EOKA yılı ilan ettiler ve 21 bin kişiye madalya vermeye hazırlanıyorlar. Dolayısıyla amaçlarından vazgeçmiş değiller."

İki devlete bir çatı
Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, seçimden önce yaptığımız söyleşide çözüm modeli olarak Annan Planı'nı gördüklerini yinelemişti. Bu koşullarda Talat'ın beklentisi, adımların Rum yönetiminden gelmesi. BM, Rum tarafından planda istedikleri değişiklikleri bildirmelerini istemişti. Talat, şimdi bunları görmek istiyor. Ancak henüz Rum tarafından bir hareket yok.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise "Sonsuza kadar Rumları bekleyemeyiz" diyor. Makul bir süre içinde adil bir çözüm bulunması gerektiğini savunuyor. Rum yönetiminin buna yanaşmaması halinde yeni alternatifler aramak gerektiğini vurguluyor. En iyi çözümün, "dışarıda tek, içeride iki devlet" formülü olduğunu söylüyor. Konfederal bir çözüm olarak nitelediği bu formüle göre içeride egemen iki devleti dışarıda temsil edecek tek bir çatı devlet oluşturulmasını en uygun formül olarak görüyor. Rumların hiçbir şekilde çözüme yanaşmamaları halinde ise KKTC'nin ve Kıbrıs Türkü'nün kendi yolunu çizmesi gerektiğini savunuyor. Bu durumda hemen tanınma olmasa bile ekonomik ve ticari açıdan fiilen dünyaya entegre olabilecek gayretlere yönelmek gerektiğini belirtiyor.
Rauf Denktaş, Serdar Denktaş'ın bu yaklaşımına, "İşte benim meselem de bu" diyor ve ekliyor:
"Eğer böyle düşünüyorlarsa ben de bütün gücümle destek olurum."

Barış ve çözüm çağrısı
KKTC'de yeni bir döneme girildi...
Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, barış ve çözüm çağrılarını sürdürüyor.
Bundan sonraki gelişmelerde BM'nin girişimi ve Rum yönetiminin atacağı adımlar belirleyici olacak...
Annan Planı'na dahi hayır diyen Rum yönetimi ve halkının, Serdar Denktaş'ın formülüne yanaşması olasılığı elbette yok denilecek kadar az.
BM ve AB'nin, özellikle de Rum Kesimi'ne her durumda üyelik garantisi veren ve Annan Planı'na "hayır" demiş olmasına karşın AB'ye üye yapan AB'nin bu hatasını dengeleyecek bir tutuma girip girmeyeceği önem taşıyor.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kahramanlar saygı ile uğurlanır
RAUF Denktaş'tan bahsediyorum tabii... Elbett...
Melih AŞIK
Ankara'da durum
Tayyip Erdoğan, MÜSİAD'da konuşurken AB'nin T...
Fikret BİLA
Dışarıda tek, içeride iki devlet
Görevi sona eren Rauf Denktaş, KKTC'nin yeni ...
Hasan CEMAL
Eski ile yeni!
Kuzey Kıbrıs'ta, KKTC'de sürpriz yok. Denktaş...
Güneri CIVAOĞLU
Düdükle şiddet
Hakem, hiçbir muhalefete ve onaya olanak verm...
Can DÜNDAR
Türkiye'nin önerisine Ermeni tarihçiler ne diyor?
24 Nisan'a doğru Türkiye ve Ermenistan'da "19...
Abbas GÜÇLÜ
Neden bizim de lobimiz yok?
Ermeni, Rum, Musevi lobisi var da neden bir T...
Hurşit GÜNEŞ
Derviş, UNDP ve G - 7'ler
Washington'da IMF - Dünya Bankası toplantılar...
Sami KOHEN
Talat ile yeni bir başlangıç
KKTC'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuc...
Mehmet Y. YILMAZ
Hayat = 180 dakika?
Masamın üzerinde bir haftadır bir rapor duruy...
Derya SAZAK
Rıza'nın Beşiktaş'ı
Kadıköy'de... 'Rıza Efendi! İki ekmek, bir sü...
Meral TAMER
Haydi Türkiye görev başına
Bu başlığı bir yerlerden hatırlıyorum diyorsa...
Güngör URAS
Süt çok, et yok
Şu günlerde süt çok... Süt üretenler satamıyo...
Serpil YILMAZ
Geriye en iyiler kalacak
Başarılı gazeteciliğin kilometre taşlarından ...
M. Ali BİRAND
Bahçeli'nin devlet adamlığı
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Milliyet Ankara...

© 2005 Milliyet