
|
|
|
 |
|
|
265. Papa Alman Ratzinger
Katoliklerin yeni lideri
Papa Jean Paul II'nin ölümünden sonra Sistin Şapeli'ne kapanan 52 ülkeden 115 kardinal, 3. oylama sonunda Alman Kardinal Joseph Ratzinger'i papa olarak seçti
DIŞ HABERLER SERVİSİ
Vatikan'daki Dinsel Öğretiler Kurulu Başkanı, 78 yaşındaki Alman Kardinal Joseph Ratzinger, dün kardinaller tarafından Katolik dünyasının 265. papası olarak seçildi. "16. Benedictus" adını benimseyen yeni Papa, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşıtlığıyla tanınıyor.
Papa Jean Paul II'nin ölümünün ardından yeni papayı belirlemek için, önceki gün Vatikan'daki Sistin Şapeli'ne kapanan 52 ülkeden 115 kardinal, üçüncü oylamanın ardından, yeni papanın seçildiğini Türkiye saatiyle 18.50'de bacadan yükselen beyaz dumanla duyurdu.
Heyecanlı bekleyiş
San Pietro Meydanı'nda heyecanla bekleyen on binlerce Katolik, Sistin Şapeli'nin bacasından yükselen dumanın beyaz olmasına rağmen, aynı anda San Pietro Bazilikası'nın çanlarının çalmaması üzerine önce tereddüde kapıldı. Çanların bir süre sonra çalmasının ardından sevinç gösterileri başladı.
Şilili Kardinal Jorge Arturo Medina Estevez, San Pietro Meydanı'na nazır balkondan Latince "Papamız belirlendi" anlamında "Abemus Papam" diyerek, Ratzinger'in ismini duyurdu. "16. Benedictus" adını kullanacağı belirtilen Ratzinger, isminin açıklanamsının ardından San Pietro Meydanı'ndaki halkı papa kıyafetiyle selamlayarak kısa bir konuşma yaptı.
Sağlık durumu hassas
Ratzinger'in yaşlı ve sağlık durumunun da hassas olmasına rağmen papa seçilmesi, kendisinin kardinaller arasındaki "geçici bir uzlaşmayı" temsil ettiği yorumlarına neden oldu. Ratzinger'in ismi önceki gün papalığın favorisi olarak ortaya atıldığında, hakkında aşırı muhafazakârlığı yüzünden birleştiricilikten çok, "bölücü" bir rol oynayabileceği yorumları da yapılmıştı.
Ratzinger'in, kardinallerin papayı seçmek için Sistin Şapeli'ne kapanmasından hemen önce "Egoyu ve onun arzularını en yüksek değer olarak tanıyan ve bundan başka hiçbir kesinliğe yer vermeyen bir rölativizm diktatörlüğüne doğru sürükleniyoruz" demesi de, dünyaya bakışını ortaya koyan sözleri olarak not edildi.
Erdoğan, 'İtalyan olsun' demişti
Papa Jean Paul II'nin ölümünün ardından başlayan "Yeni papa kim olacak?" tartışmasına Başbakan Erdoğan da katılmış ve İtalyan bir papadan yana olduğunu söylemişti. O dönemde yapılan MYK toplantısının basına kapalı bölümünde konu üzerinde duran üyeler, "Kimin seçileceği önemli" demiş, Erdoğan da bunun üzerine İslam dünyası ve Türkiye için ılımlı ve önyargısız birinin seçilmesinin gerekliliği üzerinde durmuştu. Hem Erdoğan hem de üyeler İtalyan aday Tettamanzi'nin iyi bir papa olabileceği vurgusu yapmıştı. Üyeler Tettamanzi'nin Türkiye'ye sıcak bakan bir isim olduğu üzerinde durmuşlardı.
'Yeni papa büyük bir bilge'
Ratzinger'in papa seçilmesi dünya genelinde memnuniyetle karşılandı. ABD Başkanı George W. Bush, Ratzinger'i "büyük bilge ve Tanrı'ya hizmet eden bir kişi" olarak niteledi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan da, Ratzinger'in seçilmesinin, bu kutsal göreve bir tecrübe zenginliği katacağını söyledi. Almanya Başbakanı Gerhard Schröder de, yeni papanın Alman olmasının, tüm ülke için büyük onur kaynağı olduğunu söyledi. İsrail hükümetinin açıklamasında ise, yeni papanın, tarihsel deneyimleri dikkate alındığında, Yahudi karşıtlığıyla amansız mücadele vermesinin beklendiği ifade edildi.
İstanbul'a Benedict heykeli dikilmişti
Joseph Ratzinger'in papa seçildikten sonra "16. Benedictus" adını seçmesi, Hıristiyan âleminde kafaları karıştırdı. Reuters'ın eski Vatikan diplomatı John - Peter Pahm'den aktardığı bilgilere göre, "Benedict" adını taşıyan sonuncu Papa, 1914 -1922 yılları arasında "15. Benedictus"tu ve selefi "10. Pius"un katı muhafazakâr çizgisini izlemekten kaçınmıştı. Ratzinger ise, katı bir muhafazakâr olarak biliniyor. 15. Benedictus'un, 1. Dünya Savaşı'nın sona ermesi için çok çalıştığını, bunun için Vatikan'ı uluslararası diplomasiye açtığını anlatan Pham, savaş sürerken Osmanlı İmparatorluğu'na yaptığı yardımlardan dolayı İstanbul'da "din ve ulus ayrımı yapmaksızın tüm insanları kucaklaması nedeniyle" bir heykelinin dikildiğini de söyledi. Benedictus'un İtalyanca versiyonu olan "Benedetto", "kutsanmış" anlamına geliyor.
Türkiye'nin AB'ye alınmasına karşı
Ratzinger'e göre Türkiye'nin yeri, 'Arapların yanı'
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Ratzinger, Türkiye karşıtlığıyla tanınıyor. Türkiye'nin yerini "Arapların yanı" olarak gören Ratzinger'in, Ankara'nın AB üyeliği aşamasında olumsuz bir etki yaratma riskinin yüksek olduğu belirtiliyor.
Yeni Papa'nın sıcak bakmadığı unsurlar arasında laiklik de yer alıyor. Avrupa'ya coğrafi açıdan değil, kültürel açıdan yaklaşmayı tercih eden ve bu çerçevede Türkiye'nin tarih boyunca başka bir kıtayı temsil ettiğini düşünen Ratzinger, 2004 Ağustosu'nda Fransız Le Figaro gazetesine verdiği demeçte de, "Bizans İmparatorluğu'yla savaşlar oldu, Konstantinopolis'in düşüşünü, Balkan Savaşları'nı ve Viyana'ya yönelik tehdidi düşünün. Bu bağlamda iki kıtayı bir tutmak hata olacaktır" demişti. Türkiye'nin Avrupa'ya alınmasının "zenginlik kaybı ve kültürün ekonomi lehine ortadan kaybolması" olacağını savunan Ratzinger, bunun yerine Türkiye'nin "kendi kültürüne uygun" komşu Arap ülkeleriyle, kültüre dayalı bir kıta oluşturabileceğini söylemişti. Bu yönde bir oluşumda Türkiye'nin "baş oyuncu" olabileceğini de ifade eden Ratzinger, Türkiye'yi AB içinde görmek istemeyen çevrelerin kullandığı "özel ortaklık" konseptinin de fikir babaları arasında yer almıştı.
'Vatikan ikna olmalı'
Ratzinger, Avrupa Anayasası'na "Hıristiyanlık" ibaresini koydurabilmek için büyük çaba harcayan isimlerin başında da geliyordu. Vatikan'dan Türkiye için gelecek olumsuz bir mesajın, gerek üye devletlerin üst kademelerinde, gerekse kamuoyları üzerinde "kulak ardı" edilme ihtimalinin ise düşük olduğu belirtiliyor. AB Komisyonu yetkilileri de, 2003'te verdikleri mesajlarda, "Vatikan'ı ikna etmezseniz işiniz zor" ifadelerini kullanmışlardı.
Jean Paul II'nin gözdesiydi
Tutucu görüşleriyle dikkati çeken Ratzinger, kardinallik payesini, 27 Haziran 1977'de dönemin Papası 6. Paul'den almış, Papa Jean Paul II ile de gayet iyi anlaşmıştı. Polonyalı Papa Jean Paul II döneminde, 25 Kasım 1981'de Vatikan'daki en önemli kurumlardan biri olan ve Engizisyon'un modern anlamda devamı olan Dinsel Öğretiler Kurulu Başkanlığı'na getirilen Ratzinger, Papa ölene kadar da, koltuğunu korumayı başardı. 24 yıl boyunca bu görevde kalan Ratzinger, Jean Paul II'nin en gözde adamlarından biriydi. 2002'de 75 yaşını tamamladığı için emekliye sevk edilmesi gereken Ratzinger, Papa'nın özel talimatıyla görevinin başında kalmıştı. 2002'de piskoposluk unvanı verilen Ratzinger, Kardinaller Kurulu Başkanı da seçilmişti.
14 yaşında Nazi gençlik örgütünde
Katolik Kilisesi'nin eski Engizisyon Kurumu'nun devamı niteliğindeki Dinsel Öğretiler Kurulu, Ratzinger'in 24 yıllık başkanlığı süresince, muhtelif Katolik ilahiyatçılarının ve din adamlarının "görüşlerinden dolayı sorgulandığı, kızağa çekilmekten görevden almaya" kadar uzanan cezalar yağdırmaktan da çekinmeyen bir kurum haline dönüşmüştü. Bu yüzden Ratzinger'e "Panzer Kardinal" adı takıldı. Ratzinger'in 1941'de henüz 14 yaşında iken bir Nazi gençlik örgütüne üye olduğu biliniyor. Papa Jean Paul II döneminde Katolikler açısından bağlayıcı nitelik taşıyan pek çok belgenin altına da imza atan Ratzinger, 1055 - 1057 arasında görev yapan Victor II'den bu yana papa olan ilk Alman.
Laiklik ve feminizme sıcak bakmıyor
Laiklik ve feminizm gibi akımlara soğuk bakan Ratzinger, köktendinciliği "kışkırtılmış bir laikliğin provokasyonunun ürünü" olarak görüyor. Ratzinger, Vatikan'ın feminizme karşı savaş açtığı, Temmuz 2004'te yayımlanan bildirinin de mimarlarından biriydi. "Kilise ve Dünyadaki Erkek ve Kadınların İşbirliği" başlıklı bildiride, feminizmin güç ve cinsiyet eşitliği için verdiği mücadelenin, geleneksel aile kavramına zarar verdiği ve eşcinsel evliliklerinin normal sayıldığı bir ortam yarattığı iddia ediliyordu.
|
|
|

|
|