
|
|
|
 |
|
|
Kamyonları bizzat test ediyor...
Askam Otomotiv'in Genel Müdürü olan Çiğdem Topaloğlu, hedef kitlesinin hemen hemen tamamı erkekler olan bir pazara üretim yapan bir şirketi yönetiyor. Bunu başarmasının nedenini, 'Müşterilerin her sorusuna rahatça cevap verebilmek'le açıklıyor. Topaloğlu, gerektiğinde yeni ürünlerin bazı testlerini de bizzat gerçekleştiriyor
LEVENT KÖPRÜLÜ
Ortadoğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu, Kanada'da uluslararası pazarlama eğitimi almış, yabancı dil portföyünde üç dil bulunan, sempatik, cana yakın, şık bir iş kadını... Çiğdem Topaloğlu. İşi gereği, toplantılarının çoğunu kamyon şoförleriyle yapıyor. Onlarla sohbetler yapıyor, en zor sorularına bile cevap veriyor. Gerektiğinde kamyon ya da çekicileri bizzat test ediyor. Hatta "kamyonları, otomobillerden daha çok sevdiğini" söylemekten çekinmiyor. Yaptığı işi sorarsanız, o, Türkiye'nin Türkiye'nin ilk kamyon üreticisi olarak bilinen Askam Otomotiv'in Genel Müdürü...
Pazarlama konusunda kariyer yapmak hedefiyle yola çıkan Çiğdem Hanım, okuldan mezun olduktan sonra Pirelli'de işe başlıyor. Yaklaşık 10 yıl boyunca, satış ve pazarlama bölümünün hemen her kademesinde çalıştıktan sonra, birikimlerini daha iyi değerlendirebileceği ve inisiyatif kullanabileceği başka arayışlar içine giriyor. Kariyerini farklı bir sektörde sürdürmek istiyor. O dönemde adı Chrysler olan şirkete geçen eski müdürü Ergun İncekara'nın da telkinleriyle otomotivde kalmaya karar verip, Satış ve Pazarlama Müdürü olarak fabrikadan içeri adımını atıyor. Yaklaşık dokuz yıllık çalışma süresinde, sonunda genel müdürlüğe kadar yükseliyor...
Otomotiv erkek yoğun bir sektör. Hele de ağır ticari araçlar denilince... Ancak pek zorlanmadığını söylüyor...
"Bunun bir alt yapısı olduğu için zorlanmadım. Zaten eski şirketimde oldukça deneyim kazanmıştım. Zira lastik de erkek dominant bir sektör. İşe girdiğim dönemlerde, bayan sürücü sayısının da azlığını düşünürsek, bu kitlenin neredeyse yüzde 90'ı erkekti. 10 yıl boyunca hep bu kitleyle iş yaptım..." diyor. Bir dönem rehberlik yapmasının da, insanlarla rahat ilişkiler kurmasında etkili olduğunu belirtiyor.
Dersini çalışmış
Bu arada ilk etapta zorlandığı konu, bambaşkaymış... "Hedef kitleyle iletişim kurmayla ilgili değil, tamamen farklı bir sorun vardı. Lastik, otomotiv kadar teknoloji bilmeyi gerektirmiyor. Yani alıcı, lastiğin teknik özelliklerini öğrenmeyi pek istemiyor. Ancak bu otomotivde önemli. Dolayısıyla işletme kökenli birisi olarak da, o günlerde, gerekli teknik donanımlara sahip değildim..."
Biraz zaman alsa da, bilgi birikimini geliştirmek konusunda hayli uğraş vermiş. Şirkette düzenlenen eğitimlerin dışında, fazlasıyla kitaplar karıştırmış, yani bir anlamda ders çalışmış. Müşterilerle her görüşmesinde kendisine 'Onlar neleri öğrenmek istiyorlar, ben ne kadarına cevap verebiliyorum?' gibi sorular sorarak, eksik yanlarını saptayıp, üzerine gitmiş. Topaloğlu, "Tabii bu, biraz da ilgi meselesi" diyor. "Bu işi sevmeden, asla yapamazsınız. Şu an teknik açıdan çok üst düzeyde bilgiliyim diyemem, ancak bir kamyon, yaklaşık altı bin parçadan meydana geliyor. Bu altı bin parçanın hepsini bilmeniz de gerekmiyor, ama bir sürücünün temel ihtiyaçları vardır. Kimisi beygir gücüyle, kimisi de taşıma kapasitesiyle ya da frenlerinin emniyetiyle ilgilenir. Onların ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri veremezseniz, güvenlerini kazanamazsınız, aracı almaya ikna edemezsiniz. Dolayısıyla onu aydınlatabilecek kadar bilgi birikimine sahip olmanız gerekiyor."
Tabii arada 'daha uzman' soruları da gelmiyor değilmiş. Mesela "Ben bu aracı aldıktan sonra hangi aralıkta yağını, filtresini değiştireceğim? Yağı niçin bu kilometre aralığında değişmiyor da, başka aralıklarda değiştiriliyor?" gibi... Çiğdem Hanım, bunların tümüne hazırlıklı olduğunu söylüyor. Tabii bu bilgi birikimi, onun müşteriler karşısında daha kolay kabul görmesini sağlamış. Çiğdem Topaloğlu'nu dinliyoruz...
"İlk önceleri 'Aaaa, bayan' deyip, sizi ufak testlerden geçirilyorlar. Acaba bilgisi var mıdır, yok mudur gibilerinden... Eğer bu küçük sınavı geçerseniz, bilgili olduğunuza ikna olurlarsa, o zaman sizin kadın ya da erkek olduğunuzu çabucak gözardı edip, sohbete giriyorlar."
Direksiyon önerdi
Konuya meraklı olduğunu belirten, hatta "Kamyonları otomobillerden daha fazla seviyorum" diyen Topaloğlu, şirketin şu sıralar yürüttüğü yeniden yapılanma sürecinin parçası olan yeni ürün geliştirme çalışmalarında da bizzat yer alıyor. Mühendislik anlamında değil, ancak ürünün, tüketicinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre geliştirilmesi açısından katkı sağladığını söylüyor.
Dünyada ticari araçlar ve kamyon konusunda yapılan görsel ya da teknik anlamdaki gelişmeleri sürekli izlediğini belirten Topaloğlu'nun, piyasaya yeni sürdükleri HiEx serisi kamyonların direksiyon tasarımında bile rol oynadığını söyleyebiliriz. Nitekim kendisiyle birlikte bu konudaki tüm örnekleri inceleyen mühendis arkadaşları, onun önerilerini dikkate almış ve tasarımı öyle gerçekleştirmişler.
Peki ya test aşaması? Çiğdem Hanım, bazı testleri kamyonları bizzat kendisi kullanarak gerçekleştirdiğini söylüyor ve ekliyor:
"Bunu da zevkle yapıyorum. Aracın herşeyini, her koşulda test etmem tabii ki mümkün değil. Ancak daha beğeniye hitâp eden, kullanım rahatlığına yönelik şeyleri test etme imkânı bulabiliyorum. Mesela; aracın direksiyonunun turuyla ilgili testlere katılıyorum. Böylece müşterilerden gelen eleştirileri, karşılaştıkları sorunları daha iyi anlamış oluyorum. Onları sadece dinlemeyip, ne demek istediklerini de çok iyi anlıyorum."
Oğluyla kamyon sohbeti
Ailesinin, kamyon fabrikasında çalışmasına nasıl baktığını merak ettik. Aslında pek de tepki gelmemiş. Çünkü onlar için en önemli konu, yaptığı işten mutlu olup olmadığı imiş. Hatta küçük yaştan beri otomobillere meraklı olan oğlu bile, artık kamyonlar hakkında annesiyle sohbet etmekten keyif alıyormuş.
Son olarak Çiğdem Topaloğlu'nun bazı önerileri de var... "Bazı işler var ki, hakikaten fiziksel güç gerektirebiliyor. Ama onun dışında dünyada genel olarak bütün işlere bakarsanız, artık beyin fonksiyonları kullanılarak, eğitimle deneysel bilgi birikimlerinin birleştirilmesi suretiyle yapılıyor. Bu anlamda erkek ya da kadın olduğu değil, o işi kimin iyi yaptığı önemli. Tabii ki ülkemizde zaman zaman cinsiyetlere göre ayırımlar olabiliyor. Ancak ben, iş dünyasına kadınsal işler, erkeksi işler diye bakmıyorum."
Çiğdem Hanım, bir örnek de veriyor... "Dünyadaki dört yıldızlı ya da beş yıldızlı otellerin şeflerine bakarsanız, genelde hepsi erkektir. Oysa günlük hayata bakarsanız, evde yemeği yapan kişiler olarak aklımıza kadınlar gelir."
levkop@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|