|
 |
|
|
Ne kadar güvendesiniz?
Satır Arası / Deniz Sipahi
ABD'de yapılan "İş Etiğine Yaklaşım" araştırmasında, başkalarının haklarına ya da çalışma düzenine zarar veren davranışlar ahlaka aykırı olarak tanımlanmış.
Taciz ve küçük düşürücü davranışlar yüzde 21, çalıştığı süreyi yanıltarak bildirmek yüzde 20, yalan söylemek yüzde 19, bilgi saklamak yüzde 18 olarak istatistiklere yansımış.
Benzer bir araştırmada bakın Türkiye'de nasıl sonuçlara ulaşılmış.
Türkiye Etik Değerler Merkezi TEDMER'in 12 ilde çeşitli büyüklükteki işyerlerinde çalışanlarla yaptığı "Türk İşgücünün İş Etiğine Yaklaşımı" araştırmasında ise ABD'den çok farklı bilgilere ulaşılmış.
Katılımcıların yüzde 69.5'u işyerlerinin genel olarak etik kurallara uyduğunu, yüzde 51'i ise gelecek yıllarda etikle ilgili konuların daha da önem kazanacağını söylemiş. Türkiye'de şirketlerin yüzde 36'sının yazılı, yüzde 29'unun sözlü etik standartlara sahip olduğu anlaşılıyor. Çalışanlara etik eğitimi veren şirketlerin oranı ise yüzde 23; eğitim alanların yüzde 82'si böyle bir eğitimin yararları üzerinde birleşiyorlar.
Anlaşılıyor ki; işyerinde önemsenen etik davranışlar daha çok yasalarca suç sayılan eylemlerle ilgili. Yani hırsızlık, sahtekarlık, vergi ve diğer ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemek, rüşvet gibi kavramlar...
* * *
Prof. Dr. Zuhal Baltaş, iki ülke arasındaki yorum farkını şöyle değerlendiriyor.
"Etik davranışlar ve güven konusunda, TESEV'in 2001 tarihli Türkiye Yolsuzluk Araştırması sonuçları da TEDMER araştırmasını destekliyor. Türk halkının kurumlara duyduğu güven yüzde 50'nin altında ve meslek gruplarının dürüstlüğü konusunda da değer yargıları pek olumlu değil. Vatandaşların bazen hakları olan bir hizmetten yararlanırken aksayan işlerini hızlandırmak için, bazen de yasal hakları olmayan işlerini yaptırmak amacıyla kuraldışı ödemeler yaptığı görülüyor. İki araştırmanın sonuçları, 65 ülkede yürütülen Değerler Araştırması'nın TESEV tarafından elde edilen 1990 ve 1997 Türkiye bulgularını akla getiriyor.
Türk toplumu birbirine güvenmiyor. 1990 yılında yüzde 10 olan güven oranı, 1997'de yüzde 7'ye kadar inmiş. İki araştırma da toplumda güven ortamını sarsan ve etik değer ve davranışların özendiriciliğini yıpratan bazı gerçeklere ışık tutuyor. Kader birliği ettiği bir toplumun insanlarına güvenmeyen kişinin, onların haklarını göz önüne alarak adil ve eşitlikçi davranması, etik kurallara uygun davranmasını beklemek iyimserlik olur. Etik ilkelere uygun işleyen bir toplum ve iş dünyası için, andığımız araştırma bulgularından alınacak dersler var..."
* * *
İki farklı kültürde yapılan araştırmanın sonuçları bana göre çok şeyi anlatıyor.
Etik denildiğinde Türkiye'de adli konular akla gelirken, ABD'de ise daha çok insan yaşamının kalitesini artıran detaylar ön plana çıkmış.
Etik davranış tanımındaki bu fark, Türk çalışanlarda iş etiğinin henüz bireysel çalışma davranışına inmediği biçiminde yorumlanabilir.
Ve en önemlisi Prof. Baltaş'ın da dikkat çektiği gibi toplumdaki güven eksikliğine bir türlü çare bulunamaması. Çevrenize bakın; yazdıklarımı düşünün... Siz ne kadar kendinizi güvende hissediyorsunuz?
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|