|
Neymiş milli çıkar?
Türkiye'de milli çıkarlar bugüne kadar gerçekten savunulabildi mi?
Yoksa milli çıkar diye diye çıkmaz sokaklarda kıvrandırıldı mı bu ülke?
Neymiş milli çıkarlar? Milli çıkarları savunmak neymiş?
Söyler misiniz?
Örneğin, Kıbrıs'ı yıllar yılı çözümsüzlüğe mahkûm etmek mi?
Kıbrıs'ta çözümsüzlük değil miydi, perde arkasında Ermeni terörü için düğmeye basılmasını hızlandıran?
Kıbrıs'ta çözümsüzlük değil miydi, Güneydoğu'da PKK'nın terör ve şiddet siyasetini kapalı kapılar arkasında körükleyen?
Türk dış politikasının manevra alanını daraltan, Türk diplomasisini esir alarak enerjisini tüketen, hatta yaratıcılığını körelten, Kıbrıs'taki çözümsüzlük değil miydi?
Söyler misiniz?
Neymiş milli çıkarları savunmak?
Yıllar yılı Kürt yok, Türk var demek mi? Kürtçe konuşulmasını bile yasaklamak mı? Hem Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşlığından söz edip, hem demokrasi şarkıları söyleyip, hem de Kürtlerin kimliğini inkâr etmek mi?
Bu mu milli çıkarları savunmak?
Ya da Kürt diyeni 22 ay hapse atmak mı, milli çıkarları savunmak? Kürt dedi diye, Kürdistan dedi diye, hem 'fikir suçu'ndan hapse atıp, hem de içeride terörist muamelesi yapmak mı? Kürtçe isim konulmasını yasaklamak mı? Kürtçe yer isimlerini kanun zoruyla değiştirmek mi?
İflas etmedi mi bu politikalar?
Eğer milli çıkarlar yıllar yılı böyle savunulduysa, Güneydoğu nasıl yangın yerine döndü? Türkiye maddi ve manevi bakımdan nasıl kanadı durdu? Kan ve gözyaşıyla yüklü bu süreçte, bir yandan demokrasi ve hukukun kolu kanadı kırılırken, öte yandan aş ve iş sorununun çözülmesi için gerekli kaynakların silaha harcanması mıydı?
Neymiş milli çıkarlar?
Susurluk'la hukuk devletinin altını oymak mı?
Neymiş milli çıkarlar?
Alevileri yok saymak mı? Tarihimizin çirkin, kepaze sayfalarını yok saymak mı? Yok saymakla yok olmadılar.
Tam tersine...
Hepsi varlığını koruyor. Milli çıkarları korumak böyle mi oluyor?
Alın bir örnek daha:
1915 Ermeni tehciri...
Yıllar yılı yok saymadık mı bunu da?
Yok edebildik mi?.. Hayır.
Dünya âlemi ikna edebildik mi? Hayır. Artık Türkiye dışında bizim resmi tezleri savunabilecek saygın tarihçiler de bulunamıyor.
Milli çıkarları savunmak bu mu?
Şimdi "Tarihi tarihçilere bırakalım!" diyoruz.
İyi, güzel.
Ama ille de bizim gibi düşünen tarihçiler istiyoruz. Farklı sese tahammül edemiyoruz. Vatan hainliği, Türk düşmanlığı suçlamalarıyla yeri göğü inletiyoruz.
Söyleyin.
Milli çıkarları savunmak neymiş?
1960'larda, hatta 1970'lerde kalkınma yarışına birlikte başladığımız Yunanistan'ın bugün kişi başına milli geliri 20 bin dolar çizgisine yaklaşırken, bizim hâlâ 4 bin dolarda teklememiz mi?
Kıbrıs Rumları 20 bin doları vurmuşken, Kıbrıs Türklerinin hâlâ 5 bin dolarda emeklemesi mi?
Milli çıkarlar böyle mi savunuldu?
Söyler misiniz?
Milli çıkarların savunulması mıydı, bu topraklarda yazarı çizeri mahkeme kapılarında, hapishanelerde inim inim inletmek?
İşkence yapmak?..
Bok yedirmek?..
Bunlar milli çıkarların gereği olarak mı yapıldı?
Milli çıkarların gereği miydi, iti ite kırdırma politikaları? Eli sopalı adamların sokağa çıkmaları mıydı, milli çıkarların korunması? Yoksa Kahramanmaraş, Çorum, Madımak katliamları mıydı milli çıkarların korunması?
Kimileri böyle düşünüyor.
Kimileri biraz daha farklı.
Her biri çıkmaz sokak olan ve Türkiye'nin her bakımdan ilerlemesini engellemiş siyasetleri yıllar yılı devlet kapısında görevleri gereği dışarıya, dış dünyaya karşı savundukları için beyinleri şartlanmış, gözleri perdelenmiş olabilir bu gibilerin. Devlet kapısından başka bir şey bilmedikleri için, onca yıl devletten geçindikleri için devlete tapıyor da olabilirler.
'Kapıkulu'durlar.
Bu yüzden demokrasinin, hukukun, insan haklarının ve bireysel özgürlüklerin nasıl devletle mücadele ederek, nasıl devletin alanını daraltarak gerçekleştiğine akıl erdirmeleri güçtür.
Çünkü bu açıdan refleksleri körelmiştir. Sadece devletçi-milliyetçi refleksleri gelişmiştir. Her Allah'ın günü devletle ilgili güzelleme yapmayı, özellikle yurtdışında bir devlet görevi olarak belleyenler, bu topraklarda yaşananı, acıları göremez, kavrayamaz.
Yalanda yaşamaya devam ederler.
O kadar.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|