|
SSK'lının yoksulluk sınırını aşabilmesi için!
Turgut Özal başbakandı. Bir akşam Mehmet Barlas'ın evinde yemekteyiz. Fazla uzamayan sazların tatlı ahengi içinde bir yandan sohbet ediliyor. Turgut Bey sevdiği bir şarkıyı yakaladı mı, başlıyor mırıldanmaya, güftesine bestesine tam uyumla. Semra Hanım da öyle, sigarillosunu yakmış, keyifli.
Bu fasıldan sonra konu döndü dolaştı iç politikaya geldi. Başbakan gerçekçiydi, yapıcıydı, bürokraside birtakım engelleri yıkmak istiyordu, bunu yapmadan başarıya refaha ulaşmak mümkün değildi.
Bir iki ünlü gazeteci arkadaş daha vardı mecliste. O günlerde yine SSK sorunu gündemdeydi. Bu konuda pek çok yazılar yazdığım, okuyucularla ilişkiler içinde olduğum için Turgut Bey'e sormak, söylemek istediğim şeyler vardı.
SSK dediğimiz 30-35 milyonluk bir geniş kitle. Neredeyse nüfusumuzun yarısı. Ama öyle bir imaj yaratılmıştı ki bu sosyal güvenlik kurumu sanki Hazine'ye sülük gibi yapışmış! Ha bire para çekiyor!
Yahu kardeşim, bu adamların her ay ödedikleri, o devrin milyarları nereye gidiyor? Ödenen emekli maaşları, hastalık masrafları, yıllarca alın teriyle kazanılan paradan kesilen primler değil mi? Bunlar kötü yönetimle çarçur edilmişse vatandaşın suçu ne? (Nitekim yıllar sonra 100 dolarlık sağlık malzemesini 2400 dolara aldıkları çıktı ortaya!)
Süper fiyaskosu!
Her neyse, biz gelelim Turgut Bey'le sohbetimize.
- Efendim, dedim; üniversite mezunu, doktor, avukat, mühendis, meslek sahibi emekli olunca (mesela) 400 bin lira alıyorsa, eğer bu kişi hasbelkader Emekli Sandığı'ndan emekli olmuşsa kendisine 800 bin lira hatta daha fazlası maaş bağlanabiliyor. Ama bir genel müdür SSK'lıysa yine aynı ceza, bu dengesizlik için ne çare düşünüyorsunuz?
Gördük ki Turgut Bey bu konuda bizden daha donanımlı. Tabii her yerde antenleri var, görüyor, duyuyor. Benim gibi pek çok meslektaşımın da aynı derdi dile getirdikleri malum.
Nihayet efendim, bu çalışmaların ardından süper emeklilik çıktı ortaya. Başbakan'ın görevlendirdiği bakan, belki de iyi niyetle ama büyük gaf yaparak yeni bir emeklilik icat etti! Gelen giden herkes deldi geçti bu yarayı! O zamanlar büyük para (beşer milyon) yatırıldı. Ne o, 30-40 yıl gibi yüksek prim ödeyenler az ödeyenlerden daha fazla maaş alabilecekler!
Ama süper emeklilik tutmadı... olan beş milyonu yatırıp emekliye ayrılanlara oldu!
Dengesizliğin böylesi!
Okuyucum Rahmi Ünsal, SSK'da yeni birtakım haksızlıkları tespit etmiş. Resmi kayıtlardan ilginç rakamlar ortaya koyuyor. Ve çoğu kimse gibi sosyal güvenlik kurumları birleştirilirken yine yanlışlıklar yapılacağı endişesini taşıyor.
"En üst düzeyden prim ödeyen SSK'lı kazancının yüzde 28.5'ini emekli aylığı olarak alırken, Emekli Sandığı'nda ise emekli aylığı prime esas kazancın yüzde 144'ünü oluşturmaktadır."
"Bugün SSK'da en düşük emekliği aylığı 425, en yükseği 750 YTL'dir. Maliye Bakanı'nın açıkladığı gibi 1184 YTL değildir. Emekli Sandığı'nda ise üst sınır 3880 YTL'dir."
Okurumuz sonra şunu öneriyor:
"Herkesin emekli maaşları gözden geçirilir ve kim ne prim ödediyse fiyat endeksleri veya döviz endeksleri kullanılarak maaşlar bugüne güncelleştirilebilir.
Allah aşkına bu adaletsizliğin hiç mi çaresi yoktur?"
Şimdi ben de ilave ediyorum. Sosyal güvenlik kurumlarında böylesine rekabet ortamı yaratmak vatandaşa, ülkeye zarar verir. Mesele, Emekli Sandığı'ndan emekli olanlara niçin daha fazla emekli maaşı bağlandığı değil, çok aşağıda olan SSK'lıların insanca yaşayabilecek düzeye çıkarılabilmeleridir.
|
|